Fargo: Yaşasın Kötülük!

Ömür Kuşluoğlu yılın en iyi dizilerinden Fargo'yu yazdı....

“There are no saints in the animal kingdom. Only breakfast and dinner.” –Lorne Malvo

Bazı insanlar vardır dünyada, iyiliğin, karşılıklı sevginin ve saygının her zaman her koşulda galip geleceğini düşünür. Hayatını bunun üzerine inşaa eder, kurallara uyulması gerektiğine inanır, aksini yaptığında “kötü birisi olurum” der. Sıkıcı işinin, mutsuz evliliğinin gülümsemesine engel olmadığı bir hayatı olduğu fikrindedir. Sadece kendi işine bakar, zaten başkaları onu ne kadar ilgilendirirdi ki? Fakat bazı insanlar vardır ki hayatın bir yarış olduğuna inanırlar, zayıf kalanın bir şekilde ayaklar altında çiğnendiği dünyada yaşıyor olduklarını bilirler. Bu insanlar için kırmızı ışıkta durmak yoktur, çünkü bu çok sıkıcı insanların yapacağı bir eylemdir. Gözünün içine bakar, o bakışı yakaladığın zaman nasıl bir adam var karşında bir anda anlarsın.

fargo-tv

Konudan uzaklaşmadan, “Fargo nereden çıktı şimdi? Eski değil mi o yahu?” diyecek kısım için söyleyelim. Coen kardeşlerin efsane filmi Fargo’nun 10 bölümlük mini dizi versiyonu geride bıraktığımız Nisan ayında yayınlandı, hatta ilk sezonu bitti ve ikinci sezon onayını da aldı. Tüm çevrelerden tam not alan Fargo’nun neden bu kadar çok sevildiğine gelirsek, cevabı sanırım 1996 yapımı filmin birebir dizi versiyonu olmamasından olsa gerek. Dizi olan Fargo, film olan Fargo’nun en iyi yanlarını almış ve üzerine katarak, Billy Bob Thornton’un dediği gibi 10 saatlik film akışıyla yeniden yaratılmış.

90’ların Fargo’sundaki gibi karlı ve puslu bir havayla perdeyi açarken, aslında daha ilk sahneden ölümün soğuk yüzü seyirciye göz kırpıyor. Kar yağdığı zaman çocuklar sevinir, sokağa çıkar, oynar fakat aynı şey, buz tutmuş bir nehrin üzerinde katilinden var gücüyle kaçan bir adam için geçerli değildir.

Fargo-779x400

Hikaye, Martin Freeman’ın canlandırdığı pısırık Lester Nygaard ve çevresindeki herkese nifak tohumları aşılayan Lorne Malvo (Billy Bob Thornton) ikilisinin ilişkisiyle ilerliyor. Birbirinden zıt iki adamın bir şekilde karşılaşması ve farkına varmadan basitçe söylenmiş bir “evet” kelimesinin ne tür olaylara gebe kalacağını tahmin etmek inanın çok güç. Böylece Lorne Malvo’nun saçtığı nifak tohumları hızlıca etkisini göstermeye başlar. Farkına bile varmadan Lester artık alıştığı Lester olmadığını anlar ve eski hayatının gölgesinden devam ederek, Lorne Malvo’nun kendisinde sebep olduğu köklü değişiklikleri kimsenin bilemeyeceği seviyede tutmaya çalışır.

Etrafında olan biten her şeye gözü kapalı bir polis şefi (Bob Odenkirk), kendini kanıtlama peşinde koşan akıllı ve cesur polis memuru (Allison Tolman) ve gölgesinden korkan bir diğer polis memuru (Colin Hanks), bu karmaşık hikayenin diğer karakterleri oluyor. İçinde bulundurduğu zıtlıkları tek potada eritebilme yetisine sahip olmuş ve arkasında bıraktığı gizem ve ölümlerle kısa süre içerisinde artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı mesajı açık şekilde veriliyor dizide. Karakterlerin içinde bulunduğu durumu bir çeşit metamorfoz olarak tanımlayabiliriz çünkü izleyici, karakterler ile iletişim kurarak onların masumiyetlerinin kaybolduğu süreci doğrudan gözlemleyebilme şansına sahip oluyor.

FARGO "The Six Ungraspables" -- Episode 105 -- Airs Tuesday, May 13, 10:00 pm e/p) -- Pictured: (L-R) Adam Goldberg as Mr. Numbers, Martin Freeman as Lester Nygaard, Russell Harvard as Mr. Wrench -- CR: Chris Large/FX

İçinde bulundurduğu bütün öğelerle kötülüğün ne kadar bulaşıcı ve lanetleyici bir evrim olduğunu, bir hayata son vermenin ne kadar kolay ve sıradan olabildiğini kahkahanın ve ciddiyetin bir arada olduğu en satirik yol ile öğreten bir proje olarak hafızalara kazındı. İkinci sezonu farklı bir hikaye ve karakter ile çekilecek olan Fargo, 1979’un Amerika’sına odaklanacak ve yine Fargo, Miller’s Crossing ve The Who Wasn’t There gibi filmlerden ilham alacak, ve neredeyse 2014’ün en iyi dizilerinden biri olan ünvanını sürdürmek için 2015’de tekrar karşımıza çıkıyor olacak.

kategori:
izlenim

ilgili