Fatih Akın: In The Fade İle Irkçılara Misilleme Yaptım

Akın, Diane Krüger'e rol verdiği In The Fade'i anlattı.

In the Fade filmiyle Cannes’da Altın Palmiye için yarışmakta olan ve 26 Mayıs Cuma günü filminin dünya prömiyerini yapmaya hazırlanan Fatih Akın, Variety’ye bir röportaj verdi. Günümüzde geçen dram türündeki “In the Fade” filminde Diane Kruger, kocası ve oğlu bir neo-Nazi grubu olan NSU tarafından öldürüldükten sonra intikam almaya çalışan bir kadını canlandırıyor. Türk-Alman yapımı pek çok filmde yer alan ve Homeland dizisindeki Haissam Haqqani rolüyle hayli popüler olan Numan Acar da başrolde Diane Kruger’e eşlik ediyor. 2007’de En İyi Senaryo ve Ekümenik Jüri Ödülü kazandığı Cannes’a 10 yıl sonra geri dönen Fatih Akın’ın röportajını Türkçeleştirdik:

Soru: NSU (Nasyonal Sosyalist Yeraltı) Almanya’da hâlâ aktif mi?

Cevap: Bugünlerde Almanya’da neo-Nazi’lerin ve Alman ordusundaki aşırı sağ görüşlü kişilerin karıştığı tuhaf bir skandal tartışılıyor. Aşırı sağ geçmişe sahip Alman askerleri, kurgusal bazı kişilikler geliştirmişler. Suriyeli mülteciler yapmış süsü vererek bombalı saldırılar yapmayı planlamışlar. Böylece mültecilerin terörist olarak suçlanacağı ve devletin artık ülkeye mülteci almayacağı bir ortam yaratmayı hedeflemişler. Bugünlerde yaşanan ve tartışılan bir konu.

Soru: Bu film sizin için hangi açılardan “kişisel bir film” olarak nitelenebilir?

Cevap: Ben de bu ülkede arka planımdan dolayı bir bakıma “öteki”yim. Siyah saçlıyım, ailem Türkiye kökenli. Bu yabancı düşmanı saldırılar için kusursuz bir hedef teşkil ediyorum. Birkaç yıl önce “Nuremburg 2.0” diye bir web sitesi, bir liste yayınlamıştı. Siyasetçilerin, sanatçıların olduğu bu listede neo-Nazi’lerin hedefi olarak benim ismim de vardı. Bu filmi yazıp çekmeye beni o olay yöneltti. Çünkü bu grupların muhtemel hedefleri arasındayım. Bu filmle bir anlamda onlara misilleme yapmış oldum.

Soru: Filmlerinizde harika müzikler kullanmanızla da tanınıyorsunuz. Bu filmin müzikleri için Amerikan rock grubu Queens of the Stone Age’den Josh Homme ile işbirliği fikri nasıl doğdu?

Cevap: Büyük bir sürprizdi. In The Fade’i yazarken Queens of the Stone Age’i çok dinledim. “Karakterin dinleyeceği müzik de bu olabilir” hissine kapıldım. Onların müziklerinin bir tür “kendine zarar verme” havası var ve film de kendini tüketme hakkında. Filmin ilk kurgu versiyonunu Josh’a yolladım. Hemen dönüş yaptı, çok sevdiğini ve etkilendiğini, dahil olmak istediğini söyledi. 4-5 kez telefonda konuştuk. 10 kadar e-posta yazışmamız oldu ve müzikler ortaya çıktı. Hiç karmaşık değildi. Hızlı ve çok temiz bir çalışma süreci oldu.

Soru: Almanya doğumlu Diane Kruger’in ilk Almanca filminin bu olması da ilginç. Onu filme dahil etme süreciniz nasıl oldu?

Cevap: Diane ile 2012 Cannes Film Festivali’nde tanıştık ve birbirimizden çok hoşlandık. Kendisi Almanya’da bir aktris olarak değil, daha çok “medyanın ilgi odağı olan kadın”, bir Karl Lagerfeld modeli olarak tanınıyor. Onu Almanya’da bir filmde oynatmak, hayli olağandışı bir şeydi. Alman asıllı olsa da, dışarıdan birisi gibi. Dolayısıyla Almanya’daki insanları meraklandırmak açısından filmde onu oynatmak çekici oldu. Görünüşü hoşuma gidiyor. Gerçek bir Alman yüzü var; sarışın, mavi gözlü, ‘ari’ bir yüz. Gerçek bir ‘ari’nin Nazi’lere karşı savaşması fikri hoşuma gitti. Filme bir katman daha ilave ediyor.

Soru: Cannes’da başka filmler de izlemeye fırsatınız oluyor mu?

Cevap: Film izlemeyi seviyorum. Benim için hepsinin çeşitli anlamları oluyor. 10 yıl önce “The Edge of Heaven” filmim, Coen’lerin “No Country for Old Men”i ve David Fincher’ın “Zodiac”ıyla beraber yarışmadaydı. İkisini de izledim. Bu filmlerle aynı yarışmada olmak bir onurdu.

Soru: Sizin için sırada ne var?

Cevap: Yurtdışından ilgimi çekecek bir teklif almazsam Almanya’da 3 film üzerinde çalışacağım. Birisi “slasher” türünde. Bir roman uyarlaması olacak. Haklarını geçen yıl satın aldım. Doğum yerim Hamburg’da geçiyor. 1970’lerde nam salmış bir seri katil hakkında. Hem bir korku filmi, hem de eğlenceli ve hüzünlü. Ve bir “dövüş sanatları” filmi üzerinde de çalışıyorum. “Good Bye Berlin” filmimde rol alan 18 yaşındaki kız, dünyanın üçüncü en iyi kick boks’çusu. Bir arkadaşımla beraber, bu kız için bir dövüş filmi yazacağız. Ayrıca Ortadoğu’daki savaş hakkında da bir şey yapıyorum. Gelecek bir teklif araya girmezse, birer birer bu üç projeyi çekeceğim.

kategori:
söyleşi

ilgili