Filmlerle Özdeşleşmiş Şarkılar

Sinemada müziğin önemi yadsınamaz. Sinemanın diğer tüm sanatların kombinasyonu olduğunu iddia eden bir birey, muhtemelen savlarına müzik faktörü ile başlayacaktır. Müziksiz sinema, susamsız simide benzer diyerek işi sulandırmadan yazımızın...

Back to the Future Rock'n'Roll

Sinemada müziğin önemi yadsınamaz. Sinemanın diğer tüm sanatların kombinasyonu olduğunu iddia eden bir birey, muhtemelen savlarına müzik faktörü ile başlayacaktır. Müziksiz sinema, susamsız simide benzer diyerek işi sulandırmadan yazımızın esas konusuna geçelim:

Soundtrack’lerin vazgeçilmezlerinden olan film şarkıları, içinde bulunduğu filmlere değer katmakla yetinmiyor, yeri geldiğinde filmin kendisinden bile daha önemli bir konuma yerleşebiliyor. Soundtrack veya film şarkıları ile ilgili çokça yazıldı, çizildi. İşbu yazıda ise ufak bir değişiklik yapıyorum. İsmini bir şarkıdan alan filmleri (Pretty Woman, The Crying Game) ve filmler için özel olarak yapılmış şarkıları (Gangsta’s Paradise, Raindrops Keep Fallin’ on my Head) kategori dışı bırakarak; filmlerle özdeşleşmiş şarkılar listesi oluşturuyorum. Yani film ortaya çıkmadan daha önce yapılmış, ancak içerisinde yer aldığı bir filmle bütünleşmiş şarkılardan oluşan mini bir seçki. 10 ayrı filmden 10 ayrı güzel şarkı. Lafı uzatıp müziğin ritmini bozmadan karşınızda şarkılar:

1 – Harry Nilsson – “Everybody’s Talkin” (Midnight Cowboy, 1969)

“Filmler nasıl açılır?” başlıklı yazıda da değinilen filmlerden birisiydi Midnight Cowboy. İki ustanın (Dustin Hoffman – Jon Voight) oyunculuk gösterisi şeklinde ilerleyen film, açılışına muhteşem bir eseri konuk ediyordu. Harry Nilsson’un dingin eseri Everybody’s Talkin’, şehir turu eşliğinde yapılacak bir açılış için en uygun şarkılardan. Nilsson olarak da bilinen sanatçının bir diğer ünlü şarkısı “One”’ı ise, Aimee Mann yorumuyla Magnolia filminden hatırlıyoruz.

2 – The Doors – The End (Apocalypse Now, 1979)

Bugün bir filmde herhangi bir karakter yatakta uzanarak tepedeki tavan vantilatörüne bakıyorsa, anlayın ki 79 tarihli Apocalype Now’a bir yollama daha yapılıyordur. Çekilişi ayrı, kendisi ayrı olay olan filmin avuç dolusu klasik sahnesinden birisi de ikonik hafızalara kazınan açılışıydı şüphesiz. Tropikal ağaçların arasına cehennem gibi düşen bombalarla birlikte başlayan “This is the end” sözleri, 1967 tarihli şarkının Jim Morrison tarafından bu film için özel olarak yapıldığını düşündürtüyordu.

[flashvideo file=http://www.dediler.com/film-sarki/the-end.flv /]

3 – Chuck Berry – Johnny B. Goode (Back to the Future, 1986)

2010 itibariyle 84 yaşında olup hala konserlerine devam eden Chuck Berry’den bugün bir rock efsanesi olarak bahsediyoruz. Bunda, 50’lerin ortasında arkadaşlarıyla birlikte yarattığı Rock-a-billy devrimi kadar, sinemanın da payı olsa gerek. Pulp Fiction filmiyle “göze makas çekme” dansını literatüre katan You Never Can Tell’in yanı sıra, Berry’nin unutulmaz şarkısı Johnny B. Goode’un Back to The Future filminde Marty McFly tarafından seslendirilmesi, hem şarkıyı hem de 1986 tarihli filmi ölümsüz kılmaya yetmişti. Film, sadece şarkıyı kullanmakla yetinmemiş, aynı zamanda Chuck Berry’nin şarkıyı aslında Marty McFly’dan öğrendiğini ima ederek bizi Mise En Abyme dehlizlerinde merdivensiz bırakmıştı.

[flashvideo file=http://www.dediler.com/film-sarki/johnny-be-good.flv /]

4 – The Righteous Brothers – Unchained Melody (Ghost, 1990)

Unchained Melody aslında çok eski bir şarkı. 1955 yılında, hapishane filmi Unchained için bestelenmiş. Ancak şarkı esas kıvamını on yıl sonra, efsane prodüktör Phil Spector’un düzenlemesiyle Righteous Brothers’ın elinde buluyor. Bugünkü şöhretini ise büyük ölçüde 1990 tarihli Ghost filminde yakalıyor. Meşhur Airplane!, Top Secret gibi filmlerin yönetmenleri ZAZ ekibinin bir üyesi olan Jerry Zucker’ın çektiği film, sinema janrlarını birleştirerek izleyicisini mest ederken, Unchained Melody parçasını da en az bir Take My Breath Away kadar popülar kültür ürünü yapmayı başarıyordu.

Not: Berlin’in Take My Breath Away şarkısı Top Gun ile özdeşleşmiş bir şarkı olmasına rağmen, film için özel olarak yapılmış olması nedeniyle listede yer almıyor.

5 – Sonny & Cher – I Got You Babe (Groundhog Day, 1993)

Sonny Bono ve Cher, 60’ların ortasında başlayıp yaklaşık on yıl süren birliktelikleri boyunca pek çok espriye malzeme olmaktan kendilerini alamdılar. Özellikle bugün bile pek çok parodi programında bıyıklı Sonny ile sırma saçlı Cher’in taklitlerini görebilir, birbirleriyle eküri olmak zorunda kalan karakterlerin ağzından “Sonny & Cher gibi olduk” sözlerini duyabilirsiniz. Ancak yine de ikilinin birçok güzel şarkısı bulunuyordu. Yani, en azından, I Got You Babe güzel bir şarkıydı. Her günü bir öncekinin aynısı olarak yaşamaya başlayan bahtsız kahramanımız Phil (Bill Murray), her sabah aynı saatte çalan mezkur şarkıyla uyanmak durumunda kalıyordu. Başlarda keyifli bir gün başlangıcı gibi gözükse de, şarkının bir süre sonra Phil için kabus anlamına geldiğini tahmin etmek zor değil.

İlginç bir bilgi: Cher’den 1975 yılında boşanan Sonny Bono, bugün A.B.D. Temsilciler Meclisi üyesi bir politikacı.

6 – Dick Dale – Misirlou (Pulp Fiction, 1994)

Misirlou, kökeni çok eskilere dayanan bir şarkı. Çıkış yeri ise neredeyse bizim topraklar. Tam olarak yazanı bilinmese de, parçanın üretildiği tür olan Rebetiko, Türkiye’den Yunanistan’a göçen insanların yarattığı bir müzik türü olarak biliniyor. Yani Misirlou kelimesinin -Türkçe’de hemen hemen aynı yazılışa sahip- “Mısırlı” anlamına geliyor olması da boşuna değil. Bugüne dek pek çok tarzda yorumlanan eser (Zeki Müren’in Yaralı Gönül isimli parçası, bizim için bu alandaki en ilginç örnek olsa gerek) 1962 yılında gitarist Dick Dale ve grubu Del Tones’un elinde olabilecek en iyi haline bürünmüştü. Quentin Tarantino ise eskilere olan merakı sayesinde şarkıyı keşfetmiş ve ikinci filmi Pulp Fiction’la özdeşleştirmeyi başarmıştı. Filmi izlemeyenlerin, meşhur dans sahnesinde fonda çaldığını zannettiği şarkı, aslında filmin açılışında yer alıyordu. Bugün –Black Eyed Peas’in kafa yoran yorumunu saymazsak- melodilerini duyduğumuz anda aklımıza Pulp Fiction’u çalan bir şarkı Misirlou.

7 – Lou Reed – Perfect Day (Trainspotting, 1996)

Lou Reed gerek solo olarak gerekse grubu The Velvet Underground ile birlikte o kadar taze tınıyan şarkılara imza atmış ki, kendisini ilk defa Trainspotting filminde duyduysanız, yakın dönem indie müzisyenlerinden biri bile sanmış olabilirsiniz. Oysa 1972 tarihinde kaydedilen Lou Reed imzalı Perfect Day, Trainspotting Soundtrack’inin en eski parçası. Daha açılışıyla birlikte insanı avucunun içine alan Trainspotting’in, hiçbir akıldan çıkmayacak sahnesi ise filmin ortalarına doğru karşımıza geliyordu. Baş karakterin fazlasıyla ‘uçtuğu’ bir sahneye fon olan Lou Reed eseri, müzikle sinemanın bir arada en iyi gittiği anlardan birine tanık ediyordu bizi. Bugün bile Perfect Day’in ilk notalarını duyduğumuz anda kendimizi Sangria içmiş gibi hissediyorsak, sebebi büyük ölçüde Trainspotting filmidir.

[flashvideo file=http://www.dediler.com/film-sarki/trainspotting.flv /]

8 – Pixies – Where is my Mind? (Fight Club, 1999)

Fight Club filminin son dakikaları. Döneminde çekilmiş en iyi ve en sert filmlerden birini izlemiş olmanın şokundayken, en son sahnede inceden inceye bir müzik başlıyor. İzleyeni “film bitti hala etkileniyoruz” noktasına getiren bu müzik, 1988 tarihli Pixies şahanesi Where is my Mind?’a ait. İlk albümlerini 1987 yılında çıkartan Pixies, son albümlerini kaydettikleri 1991 yılına kadar, 5 senede 5 albüm yaparak üretkenlikte günümüz inşaat site alanlarıyla yarışır hale gelmişti. O üretkenliğin ikinci yılına denk gelen Surfer Rosa albümünden çıkma Where is my Mind ise, müzik kurtlarının bildiği kült bir şarkı olacakken, filmdeki kullanımıyla bir fenomene dönüşüyordu.

9 – Man of Constant Sorrow – O Brother, Where Art Thou? (2000)

Orijinali tam 82 yıl öncesine ait bir şarkı. Yıllar içerisinde onlarca Country müzisyeninin söylemeden duramadığı bir standard haline gelmiş. Bu parçayı country meraklılarının tekelinden çıkartıp, genç yaşlı herkesin diline dolayan ise Coen kardeşlerin 2000 tarihli serbest Odyssey uyarlaması O Brother, Where Art Thou?. Yönetmen kardeşlerin beklenen suç filmi şablonundan epey farklı olarak kotardıkları yapıtta, bir hapishaneden kaçan üç mahkumun yollarını bulmak isterken yaşadıkları anlatılıyordu. Önlerine gelen akıntıya kapılıp giden üçlümüz, bir süre sonra kendilerini bir müzik stüdyosunda kayır yaparken bulur. O anda dillerinden dökülen I am a Man of Constant Sorrow, bugün bile filmi ilk tahlilde gülümseyerek hatırlama nedenimiz. Ancak şarkı filmde ne orijinal versiyonu ne de oyuncuların yorumları ile yer alıyor. Filmdeki o başarılı yorum, bu işiyle pek çok ödül kazanan Dan Tyminski’ye ait.

10 – Metric – Black sheep (Scott Pilgrim vs. The World, 2010)

Bitirmeye hazırlandığımız 2010 yılının en çok konuşulan filmlerinden olan Scott Pilgrim vs. The World, içindeki yığınla hengamenin arasına deli dolu müzikler de bırakabilmeyi başarmıştı. Ancak filmde yer alan eski veya yeni birçok iyi şarkının arasında bile, Brie Larson tarafından seslendirilen Black Sheep adeta güneş gibi parlıyordu. İzleyicisine filmi bıraktırıp kendisini arattıracak düzeyde bir kaliteye sahip olan Black Sheep, aslında ünlü Kanadalı grup Metric’e ait. Grubun 2007 yılında kaydettiği ve 2008 boyunca da konserlerinde çaldığı bu nefis şarkı, 2009 tarihli fantasies albümüne konulmamıştı. Bu vesileyle şarkıyı kitlelere tanıtmak da Edgar Wright’ın kült adayı filmine düşüyordu. Açıkçası, bu hamlenin Metric grubundan ziyade filmin işine yaradığı söylenebilir.

[flashvideo file=http://www.dediler.com/film-sarki/scott-pilgrim.flv /]

Son not: Bu yazıyı hazırlarken aklıma gelen Little Green Bag (Reservoir Dogs), Born to be Wild (Easy Rider), Paper Planes (Slumdog Millionaire), Cupid (Innerspace) ve harika Indian Love Call (Mars Attacks) ile birlikte, aslında bu temada çok daha uzun bi liste yapılabileceğini fark ettim. Ama şimdilik bahsi geçen isimlere selam ederek yazıyı tamamlayalım.

kategori:
seçki

ilgili