Fragman Analizi: Ayla (Can Ulkay)

Türkiye'nin oscar adayı Ayla'nın fragmanını değerlendirdik...

Her yıl oscar’a bu konudaki yetkinliklerini net bilmediğimiz bir kurul tarafından ülke adına filmler gönderiliyor. Bu kez gösterime girmeyen Ayla seçildi. Fragmandan film hakkında ipuçları bulmaya çalıştık.

Fırat Türkoğlu: Sponsorlara, gösterime çıkmadan seçilmesine, konusuna bakıldığında bir devlet filmi olduğu açık. Oscar filmlerinin sanatsal özelliklerine ve düzgün senaryolara göre seçildiği gibi bir yanılsamamız yok. Propaganda filmlerinin sık sık başarılı olduğu da görüldü. Ancak bu seçimin ülkemiz yönetmenlerine ve sinemacılarına verdiği mesaj çok sorunlu… “Savaş ve propaganda filmleri çekin, sponsorlar da desteğimiz de sizindir” mesajı, gelecek yıllar için pek olumlu işaret değil. Jüride bulunan Ali Ulvi Uyanık, twitter’dan seçiminin çok net bir şekilde Daha olduğunu da belirtmiş. Bakalım bu konuda jüride bulunan isimlerden (Kimler olduğu pek açıklanmadığı için bilmiyoruz) başka açıklamalar gelecek mi?

Umut Kurç: Filmi izleyemedik ama fragman efsane hamaset kokuyor. Yönetmen de cumhurbaşkanlığı reklam filmlerinden bazılarının yönetmeni olunca kıllanmamak elde değil.

Ümit Açık: Yerli savaş filmlerinin diplerde olan teknik kalite ortalamasını yükseltecek bir film gibi duruyor. Dev kadro ihtiva etmesiyle de savaş filmi gerekliliklerinden birini yerine getirmişler. Nasıl bir film çıkacak çözemedim ilk tepkileri görmek lazım. Büyük beklenti içinde olduğum bir film değil ama. Fragmanın ilk 10 saniyesinde Ziraat Bankası reklamı görmek garip oldu ama. Pre Roll reklamlar gibi.

Umut Kurç: Film bence güzel olacak. Ama oscar adayı olarak bir anlam ifade eder mi, bence orada sıkıntı var.

Barış Toker: Eskiden TRT ve Kültür Bakanlığı’nın çektirdiği film-diziler olurdu. Kurtuluş dizisini hatırlıyorum. Cumhuriyet filmi vardı bir de. Fena yapımlar değillerdi aslında ama üstlerine sinmiş bir didaktiklik vardı. Ortaokul ve lise öğrencilerinin okul yönetimi tarafından zorla götürüldüğü bir film olarak aklımda kalmış hep Cumhuriyet mesela. Devlet eli hissediliyordu sürekli. İşte bu filmin fragmanını izlerken de aynı şeyi hissettim. Pek bir sevimli duran türk askerleri, milli gururumuz(!) Turkish Airlines… Ha bir de kariyeri biteli yıllar olmuş Hollywod yıldızımız da eksik değil: Eric Roberts. Kevin Costner’lı THY reklamında daha çok keyif almıştım. Gördüğüm kadarıyla bu film de şu anki hükümet ideolijisi eliyle yapılmış bir devlet projesi gibi duruyor. Menderes’i pek sevenler, Menderes’in bizi NATO’ya dahil etmek için soktuğu Kore Savaşı’nı güzelleyecekler. Hazır ABD-Kuzey Kore gerilimi de had safhadayken Oscar yarışına göndermenin akıllıca bir fikir olduğunu düşündüler muhtemelen. Belli ki çok para da harcanmış. Kadroda da tanıdık birçok yüz var. Filmin yapımcısı Elif Dağdeviren güzel de reklamını yapar. Muhtemelen iyi gişe yapar. Ama daha fragmanda burnumun direğini kıran didaktik koku ve yerli dizi senaryosu kıvamında görünen senaryosuyla bizleri tatmin etmez. Oscar aday adayı olarak da Oscar şansının şansına dahi sahip olmadığını söylemeye gerek yok sanırım. Bunun gibi çok fazla film yapılıyor dünyada. Birçok ülke Oscar’a göndereceği filmi açıkladı. Açıp onların fragmanlarına, kadrolarının yaptıkları önceki işlere bakarsanız daha iyi anlayacaksınız.

Yekta Kurtcebe: Bu yeni dönem ‘Türkler çok güzel Türkler çok iyi’ filmlerinin ilki Ertuğrul 1890’ını izlemiştim. Çok iyi bir film değildi elbette ama bir izlenebilirliği vardı. Şimdi karşımıza Ayla’yı çıkardılar. Bu sefer daha yüksek bütçe daha üst segment oyuncular kullanılmış. Her savaş filmi gibi hamasi duyguları köpürtmek için yapılmış bir film. 15 Temmuz 2016’dan sonra Türkiye’nin içine girdiği gerilimli süreç bize kafi miktarda polis-asker öven dizi ve film bahşetti. Savaşçı’ydı, Börü’ydü derken işin b*ku çıktı. Şimdide Ayla ile yine savaş ve şehadet sömürüsü yapılıyor. Türkiye bildiğin savaşa hazırlanıyor. İçte mi olur bu savaş dışta mı bilemeyeceğim ama benim midem fazlasıyla bulanıyor. Danimarka’nın 2. Dünya Savaşı güzellemesi Flammen & Citronen filmindeki Citronen (limon) karakterinin Kopenhag’a giren Nazileri görünce gidip bir köşeye kustuğu sahne aklıma geliyor. Direkt üstlerine kusmak istiyorum.

Müjdat Çetin: “Savaş yüksek oktavlı gayet boktan bir şeydir” diyerek mevzuya giriyorum. Film teknik açıdan süper duruyor ama içerik nasıldır meçhul. Yiğit Güralp iyi senaristtir, izlenir kılacak birkaç dokunuşu vardır muhtemelen. Gerçi milliyetçilik pompalandığı sezinleniyor fragmandan. İktidarın koruyup kolladığı oyuncular ne yapıp edilip kaliteli oyuncu kadrosunun içine sokuşturulmuş. Lâkin anlamalılar ki; Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ı son yıllarda işin politika boyutuyla beraber, diğer Oscar’lara nazaran, sanatsal değere de epey önem veriyor. Çünkü onu seçen jürinin kriterleri, diğer jüriden farklı. Örneğin, Asghar Farhadi muhteşem filmler yapmasaydı alamazdı o Oscar’ları. Ayrıca, hızlı hızlı geçen görüntülerle Amerikanvari fragman yapma çabaları artık çok sakil duruyor, çünkü Amerikan sineması böyle fragmanlar yapmayı bırakalı zilyon yıl oldu. Bizim hikayelerimizi evrensel bir anlatıya dönüştürmenin yolu bundan geçmiyor, sıkı bir sinema dili oluşturmaktan geçiyor.
Bu ülkenin girdiği en saçma savaşı, milliyetçilik pompalama aracına dönüştürmek acıları oyuncak etmektir. Üstelik daha vizyona girmemiş filmi, sırf devlet parası yatırıldı diye Oscar’a yollamak da ayıptır.
Not: Reklamları Cem Yılmaz’dan beter gözümüze soktunuz. Filmi izledikten sonra emin olun ki, uçak bileti alıp banka hesabı açtıracağım.

Yıldıray Kibar: Teknik olarak başarılı bir film gibi görünüyor. Türk filmlerinde genellikle gördüğümüz sorunlardan birini çözmüşler demektir bu. İçerik ise bambaşka bir mesele. Devlet elinin filmin üzerinde güçlü bir şekilde hissedildiği açık seçik belliyken içeriğin kusurlu olmayacağını ummak hayalcilik gibi duruyor. Kore savaşına katılım göstermemiz siyasi açıdan nasıl okunur, bugüne yansıması ne olur ve bu korelasyondan nasıl bir politik beklenti sağlanır bilmiyorum. Hikaye 2 karakterin özüne yoğunlaşmış olsa ve enerjisini burada kursa iyi bir iş çıkabilirdi zannımca. Gördüğüm kadarıyla devlet menşeili sponsorlar geçidinin arasında bol yıldızlı kadro ile kalibresini güçlendirmiş.

Yukarıda senarist ve yönetmen için pozitif yorumlar yapıldığını da okudum. Bu da demektir ki filmin emektarları belirgin bir arafta kotarmışlar işi. Bu baskı, sonucu kusurlu kılabilecek bir beklentinin de tepelerinde olduğunu hissettiriyor.

Fragmanı, filmin yapımcılığını üstlenen siyasi parametreler olmadan okumak isterdim açıkçası. Bu yüzden filme dair her düşüncem önyargı koşulu ile oluştu.

Uğur Kibar: Fragmandan filme dair özgün değil de özenti olduğu dışında pek bir şey anlaşılmıyor. Senaryo, kurgu, oyunculuk için bir şey söyleyemem.

kategori:
bakınıztv

ilgili