Fragman Analizi: İstanbul Kırmızısı (Ferzan Özpetek)

Yönetmen, bir İstanbul filmiyle dönüyor.

Son filmleriyle form düşüklüğü yaşadığını düşündüğümüz Ferzan Özpetek’in İstanbul’da çektiği yeni filmi İstanbul Kırmızısı’nı fragmanı üzerinden değerlendirdik.

Ümit Açık: Oyuncu kadrosu epey ilgi çekici. Ferzan Özpetek eli bol davranmış. Ama fragman pek ilgimi çekmedi.

Suat Demirel: Kitabı okumadığımı belirterek başlayayım. Ferzan Özpetek sinemasıyla da pek seviştiğimiz söylenemez. Fragmanı izlemeye başlamadan önce hiçbir önbilgim yoktu. “Aaa o da mı oynuyor”, “aa bu da filmdeymiş” derken fragman bitti. Merak uyandırdı mı? Pek değil. Şiiri severim ama filmlerin şiir gibi olması bana pek uymuyor.

Can Rende: Özpetek’in son iki filmini sevememiş ve çıtasını düşürdüğünü düşünmüştüm. Özellikle Cem Yılmaz’lı filmi en başarısız bulduğum filmi olmuştu. Bu filmle toparlar mı bilmiyorum ama umarım toparlar ve önceki filmlerinin kalitesine ulaşır. Fragman Özpetek’in klişelerinden taviz vermediğini kanıtladı: Serra Yılmaz, yemek masaları, eskiden yaşanan yerlerin yıllar sonra keşfi vs (Sezen Aksu’nun bir şarkısı da kullanılırsa tam olacak). Bu kez mekân İtalya değil, İstanbul. Özpetek’in gözünden İstanbul’u izlemek, hem de bu cast’la bir yere kadar keyifli olacaktır. Dediğim gibi umarım Özpetek’in İstanbul’a dönüşü kariyeri açısından olumlu olur.

Barış Toker: Ben okyanus ötesine gider ingilizce film çeker diye beklerken Türkiye’ye geri döndü Özpetek. Son filmlerinde net bir şekilde form düşüklüğü belli oluyordu. Sanırım İtalya’dan kaçıp yeni bir başlangıç yapmaya çalışıyor O da farkında ki bu durumun. En nihayetinde çıkış yaptığı film Hamam da bir İstanbul filmi.
Ben İstanbul’u hiçbir zaman filmlere konu olacak bir şehir olarak görmedim, o kimliği hissetmedim. Benim gördüğüm İstanbul’un sıradan birçok şehirden hiçbir farkı yok. İstanbul’un sinemayla olan ilişkisi deniz kenarında boş boş duran tiplerden ibaret benim zihnimde (Sözüm Nuri Bilge’den dışarı). Ama ilginç bir şekilde hoşuma gitti bu fragman. Tabi bunda usta işi gibi gözüken görüntü yönetmenliğinin de etkisi var. Sakin ve dingin bir koku var fragmanda. Kendini izlettirdi. Dizilerdeki sığ karakterlere mahkum olmuş oyuncularımız için de güzel bir fırsat olacak gibi gözüküyor. Özellikle Nejat İşler’in karakteri enteresan duruyor.
Özpetek sinemasının aşığı olmasam da şu fragman filmi izlenecekler listeme sokmaya yetiyor.

Müjdat Çetin: Yakın zamana kadar Ferzan Özpetek sinemasına hiç vâkıf değildim. Özpetek’in birkaç ay önce beni instagram’da takip etmeye başlamasıyla ilgim, biraz da çıkarcı bir dürtüyle, artmış bulundu. Rosso İstanbul da bu süreçten sonra heyecanla beklediğim bir projeydi. Fragman; Ferzan Özpetek’in klasikleşmiş dokunuşlarının, modern İstanbul’la bütünleşmesinin çıkaracağı başarılı bir filmle karşılaşacağımızın izlenimini veriyor. Bu karışımın verdiği şiirsel hava da fragmanda net bir biçimde hissettiriyor kendini. Ayrıca jenerasyonunun en başarılı oyuncularının oynadığı film, beklentimin birkaç tık daha yüksek olmasını sağlıyor.

Uğur Kibar: Ferzan Özpetek’in hiç bir zaman hayranı olmadım. Standart seviyede bir yönetmen benim için. Bir tek şunu söyleyebilirim hakkında; popüler sinema çekmeyi biliyor. Türkiye’de, ana akım sinema yönetmenlerinin çoğunun çektikleri şeylere sinema filmi demenin bile mümkün olmadığını düşününce, bu da bir başarıdır. Filme dönecek olursak, oyuncu kadrosu iyi, ama heyecan yaratmadı bende. Fragman ise hiç heyecan yaratmadı. Ferzan Özpetek’in İstanbul’da Türkçe film çektiği haberi tüm bunlardan daha heyecan vericiydi. Son olarak şunu da belirteyim, İstanbul sinema çekmek için muhteşem bir yer. Kriminal, romantik, puslu, ihtişamlı, erotik, sıkışık, acımasız, vicdanlı… bunların hepsi İstanbul. Her ne kadar yaşamak için sevmesem de 14 yıldır yaşadığım şehrin, hakkı verildiği zaman muhteşem bir set olacağını düşünüyorum. Özellikle de noir filmler için…

kategori:
haber

ilgili