Fragman Analizi: Mute (Duncan Jones)

Jones'un dördüncü filminden farklı ve çarpıcı bir fragman...

Duncan Jones’un yeni filmi Mute’un yönetmeni tanıdığımız için farklı bir film olacağını biliyorduk. Ancak fragman bu beklentilerimizi de aştı.

Haktan Kaan İçel: Uzun zamandır bir fragmandan bu kadar az şey anladım. Görsel açıdan estetik duran film, garip bir şekilde oyuncuların tuhaf halleriyle karakterize edilmiş. Filmin yapısı biraz bana Strange Days’i hatırlattı. Ancak filmin Self/less çıkmasından da korkmuyor değilim. Duncan Jones’a güvendiğim için fena bir şey çıkmayabilir. Ancak oyuncular beni filme çok da çekmiyorlar. Bakalım Netflix sinemada bilim kurgu anlamında şeytanın bacağını kırabilecek mi?

Ozancan Demirışık: Çok uçuk duruyor, konuyu çözebilmek mümkün değil. Görsel dili ve bu uçukluğu benim ilgimi hayli çekti. Kendi uçukluğu içerisinde boğulmuş vasat veya kötü bir film çıkma ihtimali de yüksek tabii. Ama izleyene kadar umutlu yaklaşma hakkımı korumak isterim. Haktan’ın aksine oyuncu kadrosu ama özellikle de Justin Theroux beni heyecanlandırıyor. Paul Rudd’ın da böyle farklı projelerde yer almasına seviniyorum. Duncan Jones’un en özel projesi deniyor, umarım bu iddiayı karşılayabilir.

Yekta Kurtcebe: Bu fragmandan pek bir şey anlamadım ama David Bowie ve Angie Bowie’nin oğulları olması sayesinden Duncan zaten bir bilimkurgu içine doğmuş bir insan-ı kamilin kötü bir film çekeceğine inanmıyorum. (Bonus fotoğraf hemen aşağıda, Duncan Jones’un babasıyla beraber The Man Who Felll to the Earth’ün setindeki hali) Her türlü kotarmıştır bu filmi. Oyuncular konusunda Haktan’a katılıyorum. Daha cazibeli insanlar olabilirdi. Bu Skarsgård’ların Alexander, soğuk bir arkadaş. Zaten bu Skarsgård familyası komple kafa karışıklığına yol açan bir familya. Konuyla ilgili burada bir quiz var. İsteyen dalsın. Son olarak Paul Rudd yine mesafeli durduğum oyunculardan biridir. Enteresan performansları olan bir aktör. Ganyanda yazılan sürpriz atlar gibi düşünün. Koysun Netflix hemen tüketelim.

Fırat Türkoğlu: Duncan Jones’un kafamdaki imajı hep sınırları zorlayıp, daha üst düzey bilimkurgu yapmak isteyen ama hem soyadının ağırlığı, hem de stüdyoların/dağıtımcıların zoruyla popülere kaymak zorunda kalan bir yönetmen olduğu yönünde… Bilimkurgu genelde bütçe gerektiren bir dal olduğu için de ikilemlerden çıkamadığı gibi bir hisse kapılıyorum. Moon her yönüyle olgun bir filmdi. Source Code’da biraz gerileme hissettik. Warcraft ise en sıradan filmi olmasına rağmen bilgisayar oyunu uyarlamalarının standardının üstündeydi. Sinemasındaki gerileme sürse bile daha 3-4 iyi film izleriz kendisinden ama umarım grafiği tersine çevirir, rahat çalışacağı ortam bulur da daha uzun yıllar iyi bilimkurgular çeker.

kategori:
bakınıztv

ilgili