Fragman Analizi: The Killing of a Sacred Deer (Yorgos Lanthimos)

Yunan yönetmenin yeni filminin ilk fragmanı yine heyecan verici.

Yunan sinemasında yeni bir döneme girdiğimiz, bu yeni dönemin yönetmenlerinden de çok ilgi çekici filmler çıktığı malum. Yorgos Lanthimos’un yeni filmi The Killing of a Sacred Deer da bu ilgi çekici filmler arasına girecek gibi.

Güzin Tekeş: Yorgos Lanthimos’un her filmini merakla bekliyorum. The Killing of a Sacred Deer, Lobster’ın üzerine çıkabilir mi bilmiyorum ama yine tekinsiz bir film olacağı şimdiden belli. Colin Farrell’dan sonra Nicole Kidman’ı da bir Lanthimos filminde izleyecek olmak heyecan verici.

Yekta Kurtcebe: Yorgos Lanthimos ile Efthimis Flippou’yu bir çok akrabamdan daha çok seviyorum. Lav Diaz ile beraber günümüz sinemasının en auteur yaratıcıları bu arkadaşlar sanırım. Harika fikirler buluyorlar. Lanthimos’un aydınlık ama karamsar olarak tanımlayabileceğim sinematografik tarzı da muhteşem. Bu tayfanın bir üyesi olan Athina Rachel Tsangari’nin Attenberg’ini de burada anmak isterim. O da çok güzel filmdi. Aktroller ile günden güne entelektüel ortamlarımız hem çölleşirken hem de zehirlenirken bu tür entellektüellere ne kadar ihtiyacımız olduğunu hatırlatıyor bana bu filmler. Reisullah’a söyleyeceğim Alexis Çipras’ı arasın. Kutluğ Ataman’ı verelim yerine Yorgos Lanthimos ile Efthimis Flippou’yu versinler bize. Artı Bozcaada’yla Gökçeada da hediyemiz olsun.

Ömer Şentürk: Kynodontas, The Lobster filmleriyle kısa süre içinde Avrupa sinemasının önemli yönetmenlerinden birisi haline gelen Yorgos Lanthimos, Haneke’ye özgü sinema diline kattığı kara mizah ögesi ile şimdiye kadar her filmiyle seyircisini tatmin etmeyi başardı. The Lobster’dan sonra bir kez daha başrolünü Colin Farrel’a emanet ettiği “The Killing of Sacred Deer” fragmanından da anlaşılabileceği üzere alıştığımız Lanthimos sinemasının bir yansıması olarak karşımıza çıkmaya hazırlanıyor.

Naci Köse: Yorgos Lanthimos kariyeriyle zaten bizi bu film için oldukça heyecanlandırıyor elindeki kadro da oldukça kaliteli. Fragman merak uyandırıcı ancak müzik tercihi çok kötü. İngiliz şarkıcı Ellie Goulding’in en popüler şarkısının kullanımı fragmanın etkisini düşürüyor. Bu eksisinin dışında Lanthimos etkisi hissediliyor.

Ebru Çavdarlı: Lanthimos’un her projesi beni oldukça meraklandırıyor. Colin Farrell’a karşı olan nefretimi bile törpülemiş bir yönetmen. Ben filmde kullanılan şarkıyı da aslında yerinde buldum. Teenaegerların büyük çoğunluğunun dinlediği popüler bir şarkıyı kendine has üslubu ile ürkütücü hale getirmeyi başarmış.

“‘Cause we got the fire, fire, fire
Yeah we got the fire, fire, fire
And we gonna let it burn”

Ümit Açık: Lanthimos, ilk filmi dışında dertlerine ikna olmadığım, anlattıklarında samimiyetine inanmadığım bir sinemacı. Tutan ilk filmden sonra ‘bunun gibi daha fazla yapmalıyım’ diye zorladığına dair izlenim ediniyorum her filminde.

Sacred Deer, trailer itibariyle teknik açıdan doğru işler yapıldığını gösteriyor ama hikaye Kynodontas tadı mı verecek yoksa Lobster gibi alegori zorlayan bir fabl mı olacak izleyip görmemiz lazım. Ya da görmem lazım diyeyim daha subjektif olarak.

kategori:
bakınıztv

ilgili