Fragman Analizi: The Man Who Killed Don Quixote (Terry Gilliam)

Usta yönetmenin yıllardır çekmeye çalıştığı filmden ilk fragman geldi.

Terry Gilliam’ın hayatı boyunca çekmeye çalıştığı ve üstündeki lanet bir türlü bitmeyen filmi, The Man Who Killed Don Quixote’tan en sonunda bir fragman görme şansı yakaladık.

Haktan Kaan İçel: Yıllar boyunca ortaya çıkmayan bir filmden ben umudu kesmiştim. Sonunda tamamlandı ve fragmanı izlediğim anda projeyi iyi ki beklememişim dedim. Klasik rüya projelerin seyirciler için kabusa döndüğü projelerden biri gibi geldi bana. Yani Hollywood’un izle unut filmlerinden biri daha karşımızda diye düşündüm. Cannes Film Festivali yarışma filmlerine girecek diyen pek çok tahmin olmasına rağmen filme baktığımda ancak özel gösterim yapılabilir izlenimi doğdu bende. Filmin klasik Don Kişot hikayesinin birkaç göz boyayan efektle donatılmış hali olduğunu düşünürsek, meraklısına iyi seyirler dilerim. Çünkü açıkçası ben pek istekli izleyemeyeceğim. 12 Maymun, Brazil, Fisher King, Holy Grail gibi filmlerini izlediğimiz Terry Gilliam’dan Don Kişot izlemeyi beklemek, dünyanın en ünlü restoranına gidip McDonalds dondurması sipariş etmeye benziyor.

Ebru Çavdarlı: Fragmandan sonra bir şey beklediğimi söyleyemeyeceğim. Bir Gilliam filmi izlenimi vermedi. Filmin vizyonuna Mayıs demişler, Cannes’da prömiyer demişler ama ikisi de mümkün durmuyor. Davası Haziran 15’ten önce sonuç vermeyecek, laneti bitmedi yani.

Can Rende: Fragman hakikaten pek heyecanlandırmıyor. Epey sıradan görünüyor. Scorsese de Silence’ı yıllarca çekememişti. 28 yılda ancak çekebildi ve sonuçta ortaya benim nazarımda oldukça iyi bir film çıktı. Ama galiba (18 yılda ancak çekilen) The Man Who Killed Don Quixote ortalamayı aşamayacak. Zaten başrol onca isimden (Johnny Depp, Ewan McGregor, John O’Connell) sonra sevemediğim Adam Driver’a paslanınca heyecan azalmıştı, fragmanla heyecan falan kalmadı. Geldiğinde (gelebilirse) gidip izlerim ama beklentim yüksek değil.

Müjdat Çetin: Fragmanda hepinizin bahsettiği o klişe Hollywood filmi havası seziliyor tabii ki. Ama Terry Gilliam’ın bu toplara gireceğine inanamıyorum bir türlü. O sebeple ben heyecanımı diri tutacağım. Yoksa fragman bildiğin Hugh Jackman’ın geçen seneki müzikal filminden hallice.

Fırat Türkoğlu: 20 yıla yaklaşan merak ve “Terry Gilliam gibi bir yönetmen bu kadar kafaya taktıysa bir bildiği vardır” kanısı çok büyük bir beklenti yaratıyor tabi. Ama ben şahsen filme bu beklentiyle değil, çok uzun bir hikayenin sonu olarak bakıyorum. Her öykü de mutlu bitmez. Film iyi de olsa, kötü de olsa, en sonunda çekildiği ve Terry Gilliam beyninden, sinir sisteminden, kalbinden bir yükü attığı için mutluyum.

kategori:
bakınıztv

ilgili