Gerçek Yaşamlar: Jim Carroll (The Basketball Diaries)

Basketbolcu, müzisyen, yazar, şair, uyuşturucu müptelası: Jim Carroll

Gerçek yaşamlardan uyarlanan filmleri ve kahramanlarını ilginç yönleriyle aktardığımız seride sırayı Jim Carroll alıyor.

Film: The Basketball Diaries, Günlük ismiyle ülkemizde de gösterime giren 1995 yapımı bir biyografik drama filmdir. 2014 yılında hayatını kaybeden ve kariyerinde yalnızca 2 film bulunan yönetmen Scott Kalvert’ın ilk filmi olarak dikkat çeker. Bir ilk filme göre aslında önemli bir iş başarır Kalvert. Ki özellikle 90’lı yıllarda filmlerde uyuşturucu sıkça işlenen ve iyi gişe geliri kazandıran bir öğeydi. Günlük filmi her ne kadar Trainspotting, Requiem For A Dream, Candy gibi kült uyuşturucu filmlerinin arasında anılmasa da başarılı bir biyografik drama olarak görülür özellikle günümüzün iki starı Leonardio DiCaprio ve Mark Whalberg’ün filmdeki parlayan oyunculukları göz önüne alındığında…. Filmde bu iki önemli ismin dışında Goodfellas ve The Sopranos’tan hatırlayacağımız Lorraine Bracco, The Godfather Part II’de genç Peter Clemenza ve 1997 yapımı başyapıt mafya filmlerinden Donnie Brasco’dan hatırlayacağımız merhum aktör Bruno Kirby rol alır. 90’ların femme fatale’i Juliette Lewis de filmde küçük bir rolde görünür.

Gerçek Hayat: Senaryo, otobiyografik kitabından uyarlanılan Jim Carroll’a aittir. Film, ergenliğinde okulunun basketbol takımında yıldız bir oyuncu olan Jim Carroll’un uyuşturucuyla tanışmasıyla hayatının tepe taklak oluşu ve bununla mücadelesini anlatır. Leonardio DiCaprio, bu filmden 2 yıl önce Johnny Depp ve Juliette Lewis ile başrolünü paylaştığı 1993 yapımı What’s Eating Gilbert Grape filmindeki muhteşem performansından sonra bu filmdeki hatırı sayılır performansıyla da sektördeki yerini iyice sağlamlaştırır.

Gerçek Karakter: İrlandalı işçi sınıfı bir ailenin çocuğu olarak New York’un Doğu Yakası’nda dünyaya gelen Jim Carroll, ailesinin durumu maddi olarak iyileşince kendini Manhattan’da buldu. Kısa sürede basketbol yetenekleriyle öne çıktı ve kentin en önemli okulları kendisine burs verebilmek için sıraya girdi. Ancak ilgisi basketboldan çok yazmak ve uyuşturuculara yöneldi. Rainer Maria Rilke, Frank O’Hara, John Ashbery, James Schuyler, Allen Ginsberg ve William S. Burroughs’u idolleri arasında gösteren Carroll kısa sürede idolleri gibi ağır uyuşturucuyla dolu bir hayata başladı. Daha lisedeyken ilk şiir kitabı Organic Trains raflardaki yerini almıştı. Çok kısa bir süre içinde Amerika’nın en önemli edebiyat yayınlarının vazgeçilmez isimlerinden biri haline geldi. 1970 yılı geldiğinde Andy Warhol ile çalışmaya başlamıştı.

1978 yılında, gençlik döneminde 12 ile 16 yaş arası tuttuğu günlüklerden oluşan The Basketball Diaries’i yayınladı. New York’un uyuşturucu kültürünün içine nasıl düştüğünü ve 13 yaşında eroine nasıl başladığını tüm ayrıntılarıyla anlattı.

Bir dönem Robert Mapplethorpe ve Patti Smith ile aynı evi paylaştı. Kurduğu Amsterdam isimli punk grubuyla müziğe atıldı. Bu grupla yayınladığı “People Who Died” isimli şarkı ET’nin soundtrack’inde yer aldı. 2004 tarihli Dawn of the Dead ve Mr.Robot’un birinci sezonunda da aynı şarkıyı duyduk.

Carroll hızlı bir hayatın ardından 2009’da evinde masası başında çalışırken bir kalp krizi geçirdi ve 60 yaşında hayata gözlerini yumdu.

kategori:
sinema tarihinden

ilgili