Beyazperdedeki Gölgesiz Çentik

Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş’ın aynı isimli romanından uyarlanarak Ümit Ünal tarafından sinemaya aktarıldı. Aslında bu ifade yerine, Ümit Ünal, Gölgesizler romanından yola çıkarak bambaşka bir sinema eseri ortaya koymuş...

golgesizler.jpg

Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş’ın aynı isimli romanından uyarlanarak Ümit Ünal tarafından sinemaya aktarıldı. Aslında bu ifade yerine, Ümit Ünal, Gölgesizler romanından yola çıkarak bambaşka bir sinema eseri ortaya koymuş demek gerekir. Nitekim varoluşçu bir yaklaşımla, türkçeyi son derece becerikli kullanarak yazılmış bir romanı, kendi tutarlılığı içinde hiç açık vermeden, yepyeni bir yaratı olarak sinemaseverlerin beğenisine sunmak hiç de kolay bir iş değil. Romanın yaratıcısının okurla paslaşarak, topu arada okura atıp yaratım sürecine okuru da dahil eden yaklaşımı, Ümit Ünal için oldukça zorlu bir sınavdı. Hâl böyle olunca Ünal’ın sorumluluğu sadece iyi bir film yapmakla sınırlı kalmıyor, daha önce başarıya ulaşmış bir edebî eserin sorumluluğu da üzerine ekleniyor. En başından söyleyelim; yönetmen işin hakkını fazlasıyla veriyor.

Gölgesizler her karesinde izleyiciyi yapıt hakkında düşünmeye güdülemeyi başarıyor. Bu anlamda film esnasında izleyicinin zihninde olay örgüsü üzerinde sürekli soru işaretleri oluşturuyor. Bu durum izleyicide hem öykünün çizgisi üzerine merak uyandırıyor hem de alt metinler arasında ilişki kurmaya yönlendiriyor.

Diğer taraftan filmin zorlu yönlerinden bir diğeri, öykünün akışı içinde karakterlerin ağırlığının bölüm bölüm değişmesi. Dolayısıyla oyunculuklarda klasik başrol, yan rol performansları değerlendirmek Gölgesizler için geçersiz bir değerlendirme olur. İşte bu noktada oyuncuları ayrı ayrı kutlamak gerekir. Her oyuncu, kendi karakteri ağırlık noktasına geçtiğinde üst düzey performanslar sergilemiş. Böylelikle yönetmen için zorluk ya da dezavantaj olarak kabul edilebilecek öykü yapısı, filmin kalitesini bir birim daha yukarı çekmiş oluyor.

2000li yılların son dönemi göz önüne alındığında Gölgesizler’in uzun yıllar boyunca, Türkiye’de bu çağın filmi olarak hatırlanacağını tahmin ediyoruz. Muhtar, korucu, ataerkil aile yapısı gibi figürler aracılığıyla, alt metinlerde toplumun otoriteyi ve iktidarı üreten kurumları ağır bir eleştiri altında kalıyor. Mahalle baskısı, dinî kurumların toplum üzerindeki manipülatif etkileri, iktidarın orantısız güç kullanımı yolundaki eğilimi sert bir sinemasal dille eleştiriliyor. Önceki paragrafta değindiğimiz başrol değişiklikleri sayesinde karakterlerin gözünden diğer karakterlerle empati kurma fırsatı da sağlanmış oluyor. Ünal’ın bu cesur denemesi başarıyla uygulandığı için, izleyicinin filmin metnini okuması sürecine oldukça geniş bir alan bırakıyor. Ümit Ünal’ın röportajında belirttiği bir konuya bu noktada gönderme yapmak gerekir: “Ben Gölgesizler romanından çıkabilecek filmlerin sadece bir tanesini yaptım, bir başka yazar-yönetmen gelse bambaşka bir yorum getirebilir.” Bu iddiayı bir adım öteye götürelim. Her izleyici bu filme ilişkin de bambaşka bir yorum getirebilir.

Bu noktada filmi karakter sahibi bir yapıt hâline getiren Ümit Ünal’ın Gölgesizler özelinde aldığı pozisyon. İç içe geçmiş irili ufaklı öykülerin birbirine kolayca bağlanıvermesinin altında, Ümit Ünal’ın iktidar kavramına karşı filmde ortaya koyduğu net muhalif tavır duruyor. Öyküde yer alan kasten yapaylaştırılmış güç odaklarıyla, şiirsel bir anlatıyla betimlenen masumların çatışmasında alınan tavır açıkça masumlardan yana.

Bu kadar övgü sıraladığımız filmin en büyük kusuru tema müziği. Uygulayıcı prodüktör Candan Erçetin, tema müziğine imza atan isim. Ancak alt metinleri bu kadar güçlü, bu kadar derinlikli bir filmin tema şarkısı, Candan Erçetin’in müzik kanallarında dönen herhangi bir yavaş şarkısından fazlaca ayrışmıyor. Bu önemli bir sıkıntı.

Son toplamda Gölgesizler’den neler alarak sinema salonundan ayrıldığımızı sorarsanız; bir korku toplumunda ne tür semptomların belirdiğini, bu semptomların ne tür sosyal ve psikolojik sapmalara yol açtığını küçük bir sosyal laboratuar içine (yani öykünün geçtiği köye) odaklanarak izlemiş olduğumuzu söyleyebiliriz. Yüzyıllardır korku tohumlarıyla yaşayan bir toplumun, en büyük hukukî ve siyasî yüzleşmelerini yaşadığı 2000li yıllarda Gölgesizler’in sinemaya attığı çentik oldukça değerli.

kategori:
izlenim
Bakınız Twitter

ilgili