Green Book: İnceliklerimiz Önceliklerimizdir

Haktan Kaan İçel Oscar yarışına ortak olması beklenen Green Book'u yazdı.

Toronto Film Festivali’nden ödüllü dönünce bir anda dikkatleri üzerine çeken Green Book bir anda yılın potansiyel Oscar filmlerinden biri haline geldi. Ödül bahis sitelerinde bir anlamda üst sıralara oynayan yapım, kimilerine göre yeni Bayan Daisy’nin Şoförü, kimilerine göre ise Oscar için tasarlanmış bir proje… Ama insanların tek bir ağızdan söyledikleri tek bir şey var. O da filmin iki başrol oyuncusunun karşılıklı döktürdükleri diyebiliriz.

Gün Geçtikçe Güç Kazanan Bir Dostluk Hikayesi…

Çeşitli işlerde çalışan ve iç bitiriciliğiyle tanınan ırkçı bir İtalyan adamın, siyahi bir piyano virtüözüne turnesi boyunca eşlik etmesini ve onunla dostluk kurmasını anlatan film, bir anlamda kendini yi hisset filmlerinden biri olarak yorumlanabilir. Karakterlerin birbirine olabildiğince zıt kişiliklerde yaratılması filmdeki karakterlerin film boyunca sürekli çatışma halinde olmaları belli ki filmi ayakta tutan senaryo formüllerinin başında geliyor. Bu tipteki Oscar filmi formülü denemeleri geçmiş dönemde iyi sonuçların çıkmasına neden olmuştu. Örneklendirmemiz gerekirse ilk akla gelenler Rain Man, Midnight Cowboy ve Driving Miss Daisy diyebiliriz.

 

Politik Doğruculuk ve Trump Karşıtlığı…

Trump’ın başkan olmasından sonra muhafazakar kesimin iyiden iyiye güçlenmesiyle, ABD’nin Oscar’lardaki her hareketinin politik doğruculuğa ya da Trump karşıtı bir noktaya evrilmesi sonucunda ise beklenmeyen filmler öne çıkmaya başladı. Bu formüle en çok uyan filmlerden biri de Green Book gözüküyor. Filmin içeriğindeki azınlık olarak kabul edilebileceğimiz İtalyan kökenli bir Amerikalı ve siyahi bir Amerikalı’nın dostluğu, bir anlamda dışlanan toplumun bir bakıma kenetlenmesi gerektiği mesajı verirken; filmin kimi anlarda ezilmişlerin sesi olması ve her insanın değişerek doğru yolu bulabileceği alt metni bir anlamda Green Book’un her kesimin gözünde parıldamasına neden oluyor.

Özellikle karakterlerden birinin olabildiğince huysuz, başına buyruk, üçkağıtçı ve şiddete meyilli olması; diğer karakterin ise kendince idealist, köklerinden uzak ve kibirli tavrı ayrışan bu iki karakterin bile birleşebileceği düşüncesiyle odaklanılması seyircinin duygularının bu filme kaymasına vesile oluyor.

ABD’li insanların yumuşak karınlarından vuran yapım, özellikle Noel arifesinde geçen bölümlerinde bir anlamda subminal bir şekilde hipnotize edici bir şekilde filmin sevilmesi için klasik formülleri kullanmaktan kaçınmıyor. Bu yüzden de beklemediğimiz bir şey sunmadığı gibi, filmin herhangi bir yerinde karakterlerin hareketlerini tahmin edebileceğimiz şekilde konuşlandırılıyor. Bu durum filmin dezavantajı gibi görünse de, tamamen avantajı olarak seyirciye geçiyor. Çünkü Green Book defalarca izleyebileceğiniz ve her defasında keyif alabileceğiniz bir film olarak kotarılmış. Yani aslında karakterlerin hareketlerini tahmin etmeniz, kendinizden bir şeyler bulmanıza neden oluyor. Bu da filmi koşulsuzca sevmenize yol açıyor.

 

İzleyici Dostu Bir Kendini İyi Hisset Filmi…

Filmin bir yol filmi olması da en büyük artılarından biri denilebilir. Müziğin gücünü de iyi kullanan Green Book, bir anlamda her dokunduğu noktayı altına çeviren bir işe dönüşüyor. Bilhassa senaryosunun her ayrıntıyı kullanmasıyla birlikte aklınızda soru işareti bırakılmaması bile filmden seyircinin tamamlanmış olarak ayrılmasına olanak sağlıyor.

Viggo Mortensen ve Mahershala Ali’nin tutan kimyaları sayesinde oyunculuk şovu yaptıklarını görmezden gelemeyiz. Daha şimdiden iki oyuncunun da ödül sezonunda adaylıkları garanti ve ödülleri kucaklamamaları için hiçbir sebep yok. İyi kampanya yapıldığı takdirde bir Oscar zaferi elde etmeleri de olası gözüküyor. Zıt kutupların uyumunu iyi yansıtmaları filmin belkemiğini oluşturuyor. Komedi filmleriyle tanınan Peter Farrely de bu filmle beraber kendince bir üst seviyeye göz kırpıyor.

Sonuç olarak A Star is Born fırtınası biraz hızını kaybederse çok fazla akademi üyesini etkileyebilecek bir filmle karşı karşıyayız. ABD bir kez daha ırkçı tarihiyle yüzleşirken, umut veren bir filmle insanların hayatlarına renk katan bir işin ortaya çıkması bu yılın küçük görünen ama son derece başarılı olabilecek bir filmin kalplerde taht kurmasına yol açıyor. Hesapçılığını bir kenara bıraktığımızda ise önyargıların hüküm sürdüğü bir dünyada insan olmayı keşfetmek için bu filmi izlememiz gerekiyor. Bir nevi inceliklerimizin önceliklerimiz olması gerekiyor.

kategori:
izlenim

ilgili