Happy BBirthday Bitch!: Breaking Bad 10 Yaşında!

Breaking Bad'in ilk bölümü, 10 yıl önce bugün yayınlandı...

20 Ocak 2008’de Bryan Cranston’ın başrolünü oynadığı bir dizi Amerika’nın orta halli kanallarından AMC’de sessiz sedasız yayına başladı. Oyuncu kadrosunu farklı dizilerde izlediğimiz ve farklı konusuyla dikkatleri ilk bölümden itibaren çekmeye başlayan Breaking Bad yine de sınırlı bir izleyici kitlesine hitap ediyordu.

Dizi birinci sezon boyunca öykünün temellerini oluşturdu, ikinci sezonda karakterlerini derinleştirdi. Üçüncü sezona geldiğinde ise vites arttırdı. Geride kalan sezonlarda bir TV fenomenine tanıklık ettik.

Neden Sevdik?

Breaking Bad’i bu kadar çok sevmemizin ve bittikten sonra çok özlemimizin birçok nedeni var. Kimilerine göre TV tarihinin en iyi dizisi, kimilerine göre kendisinden sonraki dramaların tümüne etki etmiş bir başyapıt olmasının nedenleri arasında birçok faktör gösterilebilir. Ama doğal olarak bu faktörleri bir araya getiren isim Vince Gilligan’ın ismini ilk olarak anmamız gerekiyor.

Gilligan ve Değişen Karakterler

Vince Gilligan, yakın arkadaşı senarist Thomas Schnauz ile beraber iş bulamadığı ve umudunun kırıldığı günlerden birinde “Evin arka bahçesi uygun, bir “meth lab” açalım” diye pek de komik olmayan bir espri yaptı. Gilligan’ın aklında yer eden bu cümle, yeni bir dizi yazmak için bilgisayarının başına oturduğunda artık bir öyküye dönüşmüştü.

Gilligan’ın “TV tarihine baktığımızda yıllarca süren ancak karakterin hemen hiç değişmediği dizilere çok sık rastlıyoruz. Karakterin değişimi hemen hemen hiç işlenmemişti. Dizinin senaryo çalışmalarını sürdürürken cesaretim biraz kırıldı çünkü o dönem yayınını sürdüren Weeds de karakterleriyle aynı şekilde oynuyordu. Ama yazdığım dizinin havası farklıydı. Bu yüzden öyküyü tamamladım ve kanallara sunmaya başladım” sözleriyle anlattığı dizi fikri, zorlu bir süreçten sonra yayıncısını AMC olarak belirledi.

Walter White’tan Heisenberg’e

Walter White’ın dönüşümü Hollywood’dan alıştığımız iyi-kötü öykülerinden çok farklıydı. Kötü bir karar alan iyi karakterin, çevresindeki herkesin hayatını tehlikeye atmasını, daha sonra çevresindeki tüm karakterlerin de değişen koşullarla bambaşka insanlara evrilmesini yavaş yavaş, sindire sindire izledik. Hem oyuncuların, hem de senaryonun gücü bu değişimleri çok inandırıcı kıldı.

Bu dönüşümün başarıyla yansıtılmasında yine Gilligan’ın başarısı yadsınamaz. Dizilerde yürütücü yapımcılar genel olarak bölüm bölüm düşünüyorlar ve her bölümde bir giriş, gelişme ve sonuç sekansına yer veriyorlar. Gilligan ise öyküyü sezon sezon düşünerek bir planlama yapmayı seçti. Moda deyimiyle “büyük resmi baştan gören” ve planlayan Gilligan’ın Heisenberg’e varış öyküsüne en başından her ayrıntısıyla hakim olması, Cranston’ın oyunculuk gücüyle de birleşince mükemmel bir karakter ortaya çıkmış oldu.

Oyuncuğun Gücü Adına

Malcolm in the Middle’daki şaşkoloz baba karakteriyle tanıdığımız Bryan Cranston’ı, sinema ve TV dünyasının en istenen oyuncullarından biri haline getiren performansı, dizi tarihine çoktan geçti. Gilligan’ın yazarları arasında olduğu X-Files’ta bir bölümdeki oyunu, John Cusack veya Matthew Broderick’i düşünen yapımcıları ikna etmeyi başarmıştı.

Cranston ne kadar iyi oynarsa oynasın, Aaron Paul’un Jesse Pinkman’ıyla arasındaki sinerji olmasaydı Walter White bu kadar unutulmaz bir karakter olamayacaktı. Aaron Paul, kariyerinde sık canlandırdığı sorunlu genç karakterleri Breaking Bad’de en uçlara taşıdı.

Anna Gunn’ın Skyler White karakteriyle yakaladığı başarıyı internette kısa bir arama yaparak anlayabilirsiniz. Dizi yıllar önce bitmesine rağmen karaktere duyulan kızgınlık hala canlı… Jonathan Banks, Bob Odenkirk, Krysten Ritter, Dean Norris de merkezdeki karakterleri olağanüstü bir şekilde tamamlayarak öyküyü ekrana taşıdılar.

Kamera Arkası

Yönetmen Michelle MacLaren, şu anda TV dünyasının en aranan isimlerinden biri… Yazarlardan Sam Catlin, yine AMC’de Preacher’i yazıyor ve yapımcılığını sürdürüyor. Üç bölüm yöneten Rian Johnson’ı artık bütün sinema dünyası tanıyor.

Breaking Bad, 7 bölüm süren ilk sezonunda dizide çalışan herkes için bir riskti. Hemen hepsi kariyerlerinde farklı bir hikayeyi ekranlara taşımak için risk aldı ve başarılı oldular.

Tarihe Geçen Bölümler

Rian Johnson’ın yönettiği sondan üçüncü bölüm Ozymandias, kısa bir giriş ve karakter tanıtımı eklendiği takdirde kolaylıkla ayrıca bir sinema filmi olabilir. Walter White’ın artık tamamen kendini kaybettiği ve Gus’ın öldüğü dördüncü sezon final bölümü Face Off, Jane’in öldüğü Phoenix, Mike’ın ölümünü yine dizi tarihine geçen bir sahneyle izlediğimiz Say My Name, diziyi izleyenlerin arada-sırada tekrar açıp izlemekten zevk alacağı TV başyapıtları.

Hikayeyi kuran pilot bölümü ve mükemmel bir şekilde bağlayan son bölüm Felina ise Breaking Bad’i farklı kılan ayrıntılar. Özellikle izleyenleri tatmin etmeyen bir dolu final bölümü dikkate alındığında Breaking Bad’in kalitesi daha net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Breaking Bad’i anlatmak için kısa bir yazı olduğunun farkındayız ama zaten sadece dizinin doğumgününü kutlamak istemiştik. Buna ek olarak dizinin “anlatılmaz, izlenir, yaşanır” tanımına daha uygun olduğunu belirtmeliyiz. Hala izlemediyseniz mutlaka izlemenizi, izleyip bitirdiyseniz de oturup bir kez daha sindire sindire, zevkini çıkara çıkara seyretmenizi öneriyoruz.

kategori:
izlenim

ilgili