Harvey Weinstein Skandalının İspanya’daki Yankıları

Sinema gerçek olmayan, basmakalıp bir kadın portresini ısrarla kullanıyor.

Hollywood’daki Harvey Weinstein Skandalı İspanya sinema endüstrisinde de büyük yankı buldu. Cinsiyet eşitsizliğinin tartışılacağı bir forum gündemde…

Valladolid’de devam eden Uluslararası Film Haftası’nda (SEMINCI) gerçekleşen bir toplantıda, kadın filmcilerden “sektördeki cinsel taciz olaylarının irdeleneceği bir forum düzenlenmesi” talebi geldi. İspanya Film Akademisi Yönetim Kurulu bu talebin hemen gündeme alınacağı sözünü verdi. İspanya’da 11 yıl önce kurulan Kadın Filmciler ve Görsel-İşitsel Kitle İletişim Araçları Birliği (CIMA) geçmişte yaşanmış cinsel taciz vakalarını ortaya çıkarmak için bir anket hazırlayacak.

Yönetmen Chus Gutiérrez, “Haberdar olduğum bir cinsel taciz olayı yok. Fakat sinemadaki kadın portresi bizi hiç temsil etmiyor. Sinema gerçek olmayan, basmakalıp bir kadın portresini ısrarla kullanıyor.” diye konuştu. İspanya’nın Oscar adayı Summer 1993’ün yapımcılarından Maria Zamora ise kadınların karar mekanizmasında daha çok yer alması gerektiğine vurgu yaptı: “Festivallerde, televizyon kurullarında, kamu kuruluşlarında karar verici konumlarda daha çok yer almalıyız. Buralardaki varlığımız çok önemli.”

Uluslararası Valladolid Film Haftası, cinsiyet eşitliği konusunda en hassas davranan film festivallerinden biri olarak biliniyor. Bu yılki ana yarışmada yer alan 18 filmden 9’u kadın yönetmenlerin imzasını taşıyor. Onursal mansiyon kategorisindeki filmlerin de yarısı kadın yönetmenler tarafından çekildi. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, bu yılki San Sebastián Film Festivali’nde büyük ödül için yarışan 18 filmden sadece 4’ünün yönetmeni kadındı. Kadın yönetmenlerin temsil oranı Cannes’da 18’de 3; Venedik’te 21’de 2; Berlin’de ise 24’te 4 olarak hayli düşük bir seviyedeydi.

İspanya sinema sektöründe rakamların detaylarını incelediğimizde üzücü bir tabloyla karşılaşıyoruz. CIMA’nın araştırmasına göre 2016’da yapım desteği alan 31 filmden sadece üçünün yönetmenliğini kadın yönetmenler yaptı. Bunlar Isabel Coixet, Icíar Bollaín ve María Ripoll filmleri…

İspanya Sinematografi ve Görsel-İşitsel Sanatlar Enstitüsü’nden (ICAA) 2017’de verilen desteklerin ise yalnızca %27,7’si kadın filmciler tarafından sunulmuş projelere gitti. Bunların çoğu da düşük bütçeli filmler ve belgesellerdi.

Aktris Ana Gracia, “İspanya’da oyuncu olmak zor bir iş. Kadın oyuncu olmak ise çok daha kötü… Toplumdaki gerçek varlığımız, kurmaca film dünyasına yeterince yansımıyor” ifadelerini kullandı. Oyuncular Sendikası’nın bir araştırmasına göre 35 yaş ve altı oyunculara verilen rollerden %60’ı erkek, %40’ı kadın oyunculara gitti. 39-45 yaş arasında bu oran erkekler lehinde %67’ye, 45-64 yaş aralığında ise %70’e kadar çıkıyor.

Kadın senaristler için de tablo farklı değil. İspanya’da 2016’da en çok gişe yapan 10 yerli filmin tümünün senaristleri erkekti. Senarist Coral Cruz, kadınların ‘küçük film’ yazmak zorunda bırakıldığına dikkat çekiyor: “Kadınlar halkın geneline hitap edebilecek hikayeler yazabilecek kabiliyette. Kişisel ve düşük bütçeli filmlerle sınırlandırılmamalıyız. Kendimize daha fazla güvenmeliyiz.”

kategori:
haber

ilgili