Hatırlamak Şahsidir, Unutmamak Şahsiyet

Saylak ve Günday, 12 bölümlük dizilerinde memleketimizden şahsiyet manzaraları sundu...

Şahsiyet, haysiyet, feraset, cesaret ülkemizde necaset ruhlu insanlar tarafından hamasete kurban edilmiş kavramlar… Memlekette bu kavramları ne zaman birinin ağzından duysak, yüzümüz ekşiyor. Adam gibi adamlardan ne kadar şahsiyetli insanlar olduğunu dinleyip duruyoruz. George Bernard Shaw’un “Birlikte yemek yerken birisi cesaretten, mertlikten, kendisinin ne kadar milliyetçi olduğundan bahsetmeye başlarsa, gümüş kaşıkları saymaya başlayın” sözünde de özetlediği gibi, bu kavramlar en çok eksikliğini hissedenlerin ağzında sakız oluyor.

Hakan Günday ve Onur Saylak, 12 bölümlük bir memleket öyküsüyle bu kavramların aslında ne olduğunu, bireysel ve sosyal yaşamlarımızda nereye oturduğunu, memleket toprakları içinde nasıl bir haysiyet kuraklığı içinde yaşadığımızı yüzümüze vurdular. Bazılarına didaktik ve sert gelebilecek bir tonda, gerçekleri insanların yüzüne vurmaktan hiç çekinmeden, şahsiyetlerin nasıl çürüdüğünü, haysiyetlerin nasıl iki paralık olduğunu açık açık anlattılar.

Dizinin bir yerinde Necip Memili’nin canlandırdığı Komiser Tolga Yazgan’ın kurduğu denklem “Hayatını adalete adamak öyle şahsi bir mesele değil, bir şahsiyet meselesidir.” dizinin konusunun, akışının, karakterlerinin, senaryo tercihlerinin de anahtarı. Karakter her ne kadar bunu polislik ve belki de devlet memurluğu için söylemiş olsa da, diziyle ilgili yorumlarımızı bu denklem üzerinden yapmak mümkün.

Hakan Günday, yazarlık hayatı boyunca şahsi tercihler yapabilirdi… Hayat görüşlerinden taviz verip, TV dizilerinin iklimine uyabilir ve çok zengin olabilirdi. Ama farklı bir yerde durmayı seçti. Ve 12 bölüm boyunca gördük ki bir kez daha şahsilik yerine cesareti tercih etmiş. Ülkemiz insanı yaptığı yanlışı söyleyip uyaranları sevmez, kendisine düşman beller. Günday, yüksek sesle, altını çize çize, şahsiyetsize, haysiyetsize, sapığa, onursuz yığınlara ayna tutmuş, çirkin yüzlerini göstermiş.

Onur Saylak da oyunculukta kalmak gibi şahsi bir tercih yapabilirdi. Hatta yönetmenliğe geçmek için Daha’dan, Şahsiyet’ten daha hafif senaryolar bulur, küpünü doldururdu. Ama onun da yolunu farklı çizdiğini görmek, her sahnede varlığını hissettiğimiz yönetmenlik yeteneklerini izlemek, ülkede iyinin ve farklının peşinde koşan seyirciyi sevindirdi.

Haluk Bilginer başta olmak üzere tüm oyuncu kadrosu da önlerine bu kadro geldiğinde “Ben katili oynamam, ben kötü polisi canlandıramam, ben bir pedofili oynarsam bir daha iş bulamam” gibi gerekçelerle reddedebilirlerdi. Cesaretlerinin üzerine yetenek katarak, ülkenin izleğine ve belleğine unutulmaz bir yapım katan tüm oyuncuları kutlamak boynumuzun borcu.

Şahsiyet, 12 bölüm boyunca aslında bedeninde birazcık haysiyet kırıntısı kalanların yapması gerekenleri yaptığı için farklı bir dizi oldu. Kadının dövülmediği, çocuklara tecavüz edilmeyen, mafyanın el altından iki telefonla ülkeyi yönetmediği, adaletin kirli olmadığı bir ülkede yaşıyoruz gibi yapmadı. Bu ağır konulara değinirken didaktik olmadı ve ideolojik saplantılara takılıp slogan atmadı. İşin en acı tarafı eskiden kirli bir karakteri bir meslek grubundan seçtiğinizde “Böyle hakim olmaz, böyle polis olmaz, böyle gazeteci olmaz” diye ayağa kalkanlar artık bu itirazların yersiz olduğunu kendileri de sessizce onaylayacak kadar kirlendi. Dizide “Bu kadarı da abartı artık” diyebileceğimiz hiçbir şey yok. Gazetelerde gördüğümüz, iki gün sonra unutulan yaşantılar önümüze serildi.

Şahsiyet’in önemli başarılarından biri hayatın gerçekliği içinde fantastik bir hikaye anlatıyor olmasında… Agah Beyoğlu, ancak romanlarda görebileceğimiz bir karakter… Biraz zorlasak Punisher ile özdeşleştirebileceğimiz bir süper kahraman. Böyle bir karakteri gelip Beyoğlu’na, Kambura’nın temsil ettiği Anadolu’nun boğucu kasaba yapısı içine bırakmak ve hiç sırıtmamasını sağlamak yine Günday ve Saylak’ın başarısı.

Şahsiyet, hiç temposu düşmeden, her bölümde izleyici güldürüp, şaşırtıp, üzmeyi başararak, 12 bölümlük macerasına geride soru bırakmadan, öyküsünü çok iyi bir şekilde bağlayarak son verdi. Dizinin devam etmesini istemek anlaşılabilir bir durum ama bunu dileyen herkes bu ilk sezon gibi olmayacağını biliyor. Saylak-Günday ve hatta Bilginer’den farklı bir öykü beklemek daha doğru geliyor.

kategori:
izlenim

ilgili

  • Daha: Bin Vur Bir Say

    Yeraltı edebiyatının sevilen kalemlerinden Hakan Günday’ın 2013 tarihli aynı adlı romanından uyarlanan “Daha”, yaşadığımız yüzyılın en acımasız gelir kaynaklarından biri olan insan kaçakçılığını merkezine alıyor....
  • Haluk Bilginer’in Projeleri

    Yabancı filmlerde sıkça yer alan aktör Haluk Bilginer‘i hem yerli, hem de yabancı pek çok filmde izleyeceğiz yakın zamanda. Bugün Twitter’daki hesabımızdan aktörün rol aldığı projelerden ilk kareleri paylaştık...
  • 19 Mayıs 2017 Vizyon Filmleri: Yine Ortalama Bir Hafta

    19 Mayıs 2017 Vizyon Filmleri, avrupa filmlerinin kalitesiyle ve yerli filmler açısından yine kayıp bir hafta olmasıyla dikkat çekiyor. ...
  • Masum: Bakınız Yazarları İzledi, Değerlendirdi

    Bakınız yazarları olarak ülkemizde dizi sektörüne yeni bir soluk getirmesini beklediğimiz ve ilk sezonunda iki üç falsosu dışında beğendiğimiz Masum'u konuştuk....