Hedy Lamarr: Oyuncu, Yıldız, Mucit!

Bir film yıldızı ve günümüz teknolojilerinin temellerini atan bir dahi...

Hedy Lamarr, zaten doğduğunda ilginç bir yaşama sahip olacağı belliydi. Babası Emil Kessler başarılı bir bankacı, annesi Gertrud ise iyi bir piyanistti. İkisi de musevi olmalarına rağmen sonradan katolik olmuşlar ve kızlarını da hristiyan olarak yetiştirmişlerdi.
Ancak Avusturya’da iktidara gelen naziler annesinin hristiyanlığını kabul etmeyecek ve Hedy annesini ABD’ye kaçırmak zorunda kalacaktı.

Hedy, sinemaya çok küçük yaşta senaryo düzeltmeni olarak adım attı. Keşfedilmesi uzun sürmedi ve 1933’te 18 yaşında Gustav Machaty’nin Extase filminde rol aldı. Hedy’nin filmdeki çıplak sahneleri, orgazm olurken gösterilmesi olay yarattı ve bir anda tüm Almanya ve Avusturya’da ünlenmesini sağladı. Yine 18 yaşında faşist Avusturya ordusunun gözbebeklerinden subay ve silah tüccarı Friedrich Mandl’la evlendi. Kocası filmlerde oynamasını yasakladı ve Hedy’yi sahip olduğu şatoya kapattı.

Dönemin diktatörlerinin yakın arkadaşı olan kocası sayesinde Hitler ve Mussolini’nin de yer aldığı partilere katıldı. Kapalı kaldığı şatosunda bilimle ilgilendi ve tanıştığı, şatosunda konuk ettiği bilim adamlarıyla birlikte kendi kendini yetiştirmeye başladı. En sonunda faşizmin ve çevresindeki yaşamın bir parçası olmayı reddederek bir akşam kalabalık bir partinin ardından evden ayrılan konukların arasına karışarak kayboldu. Bir ay sonra Paris’te ortaya çıkacaktı.

Paris’te o dönem avrupalı oyuncu arayan Metro-Goldwyn-Mayer’in kurucularından Louis B. Mayer ile tanıştı. Bir yıl Paris’te kaldıktan sonra Mayer’in de etkisiyle Hollywood’a geçti. “Dünyanın en güzel kadını” olarak anılmaya başlandı ve bir anda önüne teklifler yığıldı. Hedy Kessler olan ismini Barbara La Marr’ın da anısına Hedy Lamarr olarak olarak değiştirdi.

İlk filmi Algiers’in ardından, Clark Gable ve Spencer Tracy ile Boom Town’da oynadı. Comrade X, White Cargo, Tortilla Flat, Dishonored Lady’de egzotik kadın rollerinde perdeye yansıdı. 1941 tarihli Ziegfeld Girl’de de Lana Turner ve Judy Garland ile kamera karşısındaydı. Cecil B.DeMille’in Samson and Delilah’ında zirve yaptı.

Sinemayı çok sevse de Hedy Lamarr’ın aklı Hollywood’daki herkesten farklı çalışıyordu. Kendini bir mucit olarak görüyor ve günlük hayatta gördüğü herşeyle ilgili çılgın denemeler yapıyordu. Daha iyi ve dakik çalışan bir trafik ışığı düzeneği icat etti. Efervesan tabletleri eritince ortaya çıkan gazoz yapmaya çalıştı. İkinci Dünya Savaşı başladığında ve okyanuslardaki savaş denizaltına taşındığında torpidoların jammer’lardan etkilenmemesini sağlayacak bir cihaz geliştirdi. Patentini bilim adamı arkadaşı George Antheil ile birlikte aldığı sistem savaşta kullanılmadı. Ama 1960’larla beraber gelişen bilgisayar teknolojileriyle birlikte kablosuz veri aktarımının temelini oluşturdu. Bugünkü GPS, WiFi, Bluetooth gibi teknolojileri Lamarr’a borçluyuz.

Lamarr solan güzelliği nedeniyle Hollywood’dan çekildikten ve gelişen teknolojiyle birlikte icatları da ilgi çekiciliğini kaybettikten sonra 1950’lerden hayatını kaybettiği 2000 yılına kadar inzivada yaşadı. Eski ününü kaybetse de zaman zaman ismi kötü evliliklere ve skandallara karıştı. İsmini kullananlara karşı davalar açtı ve kazandı, böylece zengin biri olarak öldü.

Sinema tarihine, popüler kültürün ve bilim dünyasının en ilginç isimlerinden biri olarak geçti.

kategori:
arşiv

ilgili