Hugo: Ruhumuzu Yavaşça Bekleme Zamanı

Işıl Çobanlı Erdönmez, Hugo'yu yazdı......

Zaman geri gelmeyecek / Ama gençliğin olmadan bugünü de göremezsin / Artık yaşamlarımız sonsuza dek değişti / Bir daha asla eskisi gibi olmayacağız / En azından ne kadar az değişirsen, bu his sana o kadar az zarar verir…

Bu şarkının sözleri sanki Hugo ve Melies’in hisleri için yazılmış… Çok severim Smashing Pumpkins grubunun bu şarkısını, “Tonight Tonight”. Klibini izlediniz mi peki? Yıllar önce çekilmiş olsa da, sanki Hugo için biçilmiş kaftan:

Filmin büyüsü bozulmasın diye hakkında pek okumadan gitmiştim bu kez filme. Hugo’nun başından geçenlerin daha bireysel anlatıldığını sanıyordum. Babası ve otomaton üzerinden kurduğu hüzünlü ilişkiye tam kendimizi kaptırmışken; bir de sevgili kıymetli büyük sinema ustası George Melies için hüzünlenirken bulduk kendimizi! Bilmiyorum daha önce böyle bir usta hakkında film çekilmiş miydi, özel ve sanatsal yaşamı böylesine perdeye yansımış mıydı… Evet, dünya sinema tarihinin ilk filmi olan Trenin Gara Girişi’ni, Lumiere Kardeşler’in sinematografını kitaplardan hepimiz okumuştuk ama onların da birer insan olduğunu açıkçası ben bu filmle daha net görmüş oldum.

Bugün bilgisayar animasyonlarıyla, kurgu masalarında sahne eklemelerle, dublaj, ses, renk, müzik, üç boyutlu dekor tasarımlarıyla hazırlanan filmlerin, o günlerde manuel bir şekilde el birliğiyle kotarıldığını tekrar hatırlamış olduk adeta. Ben de Melies’in yerinde olsam, bunalıma girerim tabi. Yüzlerce film makarası, elleriyle kesip boyadıkları kareler, bir ejderhanın sahneye girmesi için içine insan girerek, kostümle hareket etmeye çalışması, sis bulutları ile sahnenin kesilmesi, saat tamirciliği gibi ince işleri andıran titiz sihirbazlık numaralarıyla saniyede 24 karenin döndürülmeye çalışılması, elle kameranın ve perdenin kurulması… Melies’in “Rüyalarım” dediği tüm bu sihirli diyarın, savaşın etkisiyle gerçeküstücülüğünü kaybetmesi ve Melies’in kendisini dışlanmış ve fazla hayalperest bulmasının nedenini şimdi daha iyi anlıyorum. Kendisine “Savaşta öldü” dedirtecek kadar çok dünyadan silmek istemiş. Ta ki küçük bir çocukta, kendi heyecanını görene kadar… Hugo’nun kendi babasından bir mesaj olarak algılamak istediği Aya Yolculuk imajı, onu Melies’in kendi yolculuğuna ulaştırdı adeta.

hugo-5

“Mutlu sonlar sadece filmlerde olur evlat” diyor Melies Hugo’ya. Bunu dediği sahne ise boğazımızı düğümlemeye yetti de arttı bile. Olsun, varsın filmlerde olsun; fena mı oldu Melies’in 80’e yakın filminin bulunması, gösteriminin yapılması, hakkında daha fazla bilgiye ve kitaba ulaşılması, okullarda ders olarak okutulması. Ama yine de bunlar anlayana! Sizin ne kadar bilginiz, teknolojiniz olursa olsun, önemli olan içinizde taşıdığınız gaye diyor filmde. Sanırım 3 boyutlu bir film çekip, inanılmaz Paris atmosferi yaratan, aksiyon filmleriyle tarihe damgasını vuran Martin Scorsese’nin Melies’i anıp, şapka çıkarırken yapmak istediği de buydu.

Bu arada Hugo’nun babasının bir müzede çalışıyor olması ve saat tamirciliği yapıyor olması da, ayrı bir incelik. Bugün kaybolmaya yüz tutmuş bir meslek olan mekanik saat tamirciliğinin yerini, dijital saatler almışken; büyük büyük anneannemden bize kalmış olan üzerinde Arapça sayılar olan ve 24 saatte bir kurulması gereken paha biçilmez saate söylenmek yerine kıymetini daha fazla bilmem gerektiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Hatta onu tamir ettirdiğimiz yaşlı amcaya gidip, filmi izlemesini söylesem gerçekten izleyip kendinden bir şeyler bulur mu diye düşünmedim değil doğrusu…

Keza; müzecilik de öyle… Bozulmaya, yok olmaya, “yok edilmeye”(!) çalışılan eserlerin korunmaya çalışıldığı bir yer değil midir müzeler? Tıpkı fotoğrafçılık ve sinema gibi, hatta yazı yazılan kitaplar gibi nedir tüm bunların ortak özelliği: Zamana direnmek. Tıpkı şarkının başında dediği gibi: “Zaman asla geri gelmeyecek / Ama ne kadar çok kendin olursan, bunun acısını o kadar az hissedersin”. Saatler de, filmler de, yazılar da bizi biz yapan ve tarih akıp giderken korumamız gereken bir yavaşlık olduğunu hatırlatan imgeler adeta… Arada bir saatleri durdurup, ruhumuzu beklemek dileğiyle…

kategori:
seçki

ilgili