Hunger: Roibeard Gearóid Ó Seachnasaigh
| Yazan: Yekta Kurtcebe · 25 Mart 2009 | Paylaş |

The needle is not important. Whether you sniff it smoke it eat it
or shove it up your ass, the result is the same: Addiction.
William S. Burroughs, The Naked Lunch
İdealizm zor bir zanaattır. Emek ister, dikkat ister. En önemlisi ise adanma ister. Bu adanma öyle bir adanmadır ki ancak uyuÅŸturucu bağımlılığı ile benzeÅŸtirebilir. Bu yüzden William S. Burroughs’tan yaptığım alıntı, Hunger gibi bir ilk filmle sinema kariyerine baÅŸlayan Steve McQueen için pek kel alaka deÄŸil.
Thatcher döneminin en hazin olaylarında biri olan IRA direnişi ve açlık grevleri filmin ekseninde yer alıyor. McQueen, bir politik film çekerken durulacak en iyi ve doğru noktada duruyor. Keskin bir tarafsızlık hali filmin her saniyesinde hissediliyor.
Özellikle açlık grevinin ilk kurbanı olan Bobby Sands’in son 6 haftasına odaklanan film Kuzey İrlanda’nın kalbi Belfast ÅŸehrine sadece 25 kilometre uzaklıkta yer alan kötü şöhreti ile akıllarda yer etmiÅŸ Maze Hapishanesinde yaÅŸananları en rahatsız edici ayrıntısına kadar bize gösteriyor.
Battaniye eylemi yapan, sakalları uzamış, iyice hırpanileşmiş direnişçi mahkûmlar, en yalın ve doğal halleri ile vicdanımızı rahatsız ederken filme saplanıp kalıyoruz. Yönetmenin yalın duruşu, diyaloglardaki sadelik ile hemen göze çarpıyor. İzlenimci bir anlatım tarzı yakalayan McQueen, mahkûmlar tarafından biriktirilen yemekler, biriktirilip artık yiyecekler sayesinde yapılan kanallar ile koridora akıtılan koyu sarı, sağlıksız insan idrarı bize çok şey gösteriyor. Film derdini kelimelere ihtiyaç duymadan anlatıyor.
Karşı tarafta yer alan, gardiyanlar ve ülkemizde çevik kuvvete tekabül eden polisler, bu gerilimli atmosferin verdiÄŸi iç sıkıntısı ile bir sinir bozukluÄŸundan diÄŸerine koÅŸarken yönetmende kamerasıyla beraber onlarla koÅŸmayı ihmal etmiyor. Darp ettiÄŸi mahkûm yüzünden eli kanayan gardiyanın yarasını temizlemesi ve dışarıda, Kuzey İrlanda’nın William Blake’in kitaplarından fırlamış kasvetli havasında sigara içmesi, yaÅŸadığı vahameti sözcükler olmadan tüm ayrıntılarıyla anlamamızı saÄŸlıyor.
Film, politik türde bir yapıt olmasına rağmen sanat yönetmeni oldukça öte bir noktada. Maze Hapishanesinin hücreleri, gardiyanların ve polislerin kıyafetleri, arabalar ve tüm IRA direnişi havası, sizi içine çekiyor. Dışkılarını duvarlara sürerek protestolarını katmerleyen IRA militanlarının sanatsal duruşları, akıl alacak türden. İdealizm ve adanmışlık hali ile nasıl delirilir anlıyoruz.
Aynı konuyu ele Some Mother’s Son ve H3 filmlerinden çok daha baÅŸarılı olmaya aday Hunger, seyirciye 92 dakika katı gerçeklik vaat ediyor. Filmin ortasında diyalog duymaya hasret izleyiciler, 17 dakika kesintisiz, bir nehir gibi akan diyalog ile rahatlıyor. Bobby Sands ve kendi gibi mahkûm olan Father Moran arasında geçen konuÅŸma, filmin merkezinde yer alıyor ve tüm sualleri cevaplıyor. Hümanist ve açlık grevi karşıtı pederin Sands’i eylemden vazgeçirme çabası, Bobby’nin “Ok yaydan fırladı artık” tarzı konuÅŸmaları, tüm karmaşık direniÅŸlerin aslında ölümcül bir sadeliÄŸe sahip olduÄŸunu gösteriyor.

Üzerinde güneÅŸ batmayan bir imparatorluk olmanın verdiÄŸi dayanılmaz hafiflik ve zalim olma duygusu Thatcher’ın kendi sesinde vücut buluyor. Filmin önemli ve duraÄŸanlıkla sizi yakalayan sahnelerinde Thatcher, açlık grevleri üzerine verdiÄŸi kibirli demeçler ile kulağınızı tırmalıyor. Demir Leydi mahlaslı ve çoÄŸu ingiliz tarafından ÅŸeytanın dünyadaki baÅŸ elçilerinden biri olduÄŸu düşünülen Thatcher, donuk ama kararlı ses tonu ile dönem hükümetin duruÅŸuna sözcü oluyor.
Hunger, neresinden bakarsak bakalım izlenilmesi gereken bir film. Hatta ülkemizin sinema emekçilerinin ve profesyonellerin ders çıkarması gereken bir baÅŸyapıt. Ülkemizde 90lı yılların sonunda yaÅŸanan ve Hayata Dönüş! gibi iç burkan bir operasyon ile biten süreçte yaÅŸananların aynı sadelik ile filme aktarılmasını temenni ediyoruz. Tabii kat kat kalın yorganların altında, alınlarında kızıl bantlarla, ÅŸenlik havasında kendilerini yok eden bir örgütün elemanlarını ve bu yokoluÅŸa tam randıman destek veren askerleri ne kadar sade ve yalın anlatılabileceÄŸi bu topraklarda büyük bir muammayken…
——
Roibeard Gearóid Ó Seachnasaigh: Bobby Sands’in adının İrlanda dilindeki yazılışı.
İLGİLİ OLABİLECEK DİĞER METİNLER:




