Hyena: Kötü Polisler Aramızda

Avrupa’dan çıkan suç filmlerini düşündüğümüzde kendine has atmosferi olan filmleri sıralayabiliriz. Ancak İngiliz suç filmlerini ele aldığımızda daha çok Hollywood’a yakın filmler ve her dönem çıkan suç konseptli dönem...

Avrupa’dan çıkan suç filmlerini düşündüğümüzde kendine has atmosferi olan filmleri sıralayabiliriz. Ancak İngiliz suç filmlerini ele aldığımızda daha çok Hollywood’a yakın filmler ve her dönem çıkan suç konseptli dönem filmlerine rastlıyoruz. Tabii ayrıksı örneklerin varlığını yok saymamamız lazım. “Tony” adlı ilk filmiyle pek de dikkat çekemeyen yönetmen Gerard Johnson yeni filmiyle beklentileri biraz olsun yükseltmeyi hedefliyor.

Filmin konusuna göz atarsak; kirli polis Michael uyuşturucu ve diğer farklı suç ağlarından pay alarak dengeyi sağlamaya çalışıyordur. Uyuşturucu tekeli Türklerin elindedir. Ancak işin içine Arnavutların girmesiyle beraber durumlar karışmaya başlar. Çünkü Arnavutlar, Türkler kadar uyumlu değillerdir. Kendilerine has vahşi çözümleri vardır. Tam bu sırada Arnavutlar üzerine soruşturma açılınca Michael kirli oyunlarının içinde sıkışıp kalır. Bu sorunları çözebilecek midir?

Hyena-Poster

Genel olarak kirli polis hikâyelerinin bir benzerini Hyena yani Türkçe adıyla Aynasız filminde de görüyoruz. Uyuşturucu, kadın tacirliği ve cinayetlerin yer aldığı sürüyle pis işler tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor. Tabii mafya tipi suç filmlerinden alışık olduğumuz üzere bolca kanlı hesaplaşma sahneleri, striptizci kızlar ve fahişeliğe zorlanan kadınlarla dolu kimsenin bulaşmak istemediği bir dünyayla karşı karşıyayız. Bu tip filmleri sevenler için yabancılık çekmeyecekleri bir dünya söz konusu.

Film atmosfer bakımından daha ziyade İskandinav suç filmleriyle yakınlık kurarak bir nevi “Pusher” serisinin ikizi sayılabilecek bir filme imza atıyorlar. Hatta Nicolas Winding Refn de bu filmi izledikten sonra basına verdiği yorumlarda ‘suç filmlerinin geleceği’ diyerek aslında kendi sinemasına da iltifatta bulunmuş. Çünkü neredeyse ikiz denilebilecek bir tarzları var. Tabii Refn daha çok suçluların bakış açısından bakmayı seviyor. Bu filmde daha çok polislerin kirli dünyasına yer veriliyor ki, onlar da suçlulardan aşağı kalır değiller.

Görüntü estetiği olarak yer yer müziğin tek başına hakim olduğu, ağır çekimlerin havalarda uçuştuğu videoklip tarzı planlar ve karakterin sırtından takip ettiğimiz yürüyüş sahneleri ağırlıkta denilebilir. Hareketli bir kurguyla bu tip sahneler kaynaştırılarak seyirciye servis ediliyor.

Hyena-4

Filmin belki de en olumsuz yanı finali denilebilir. Sonuçlar seyirciye bırakılarak muhtemel finalin tahmin edilmesi istenmiş. Ancak işte bu noktada bir hataya düşülmüş. Çünkü zaten bu çatışma sahnelerini görmek için seyirciler bu tip filmlere yöneliyorlar. Bu da filmin handikabı olarak kayda geçiyor.

Sonuç olarak Hyena, kedi-fare oyununun döndüğü, kimin kime çalıştığının belli olmadığı, yer yer zorlayıcı sahnelerin hüküm sürdüğü bir suç filmi olarak belleklerde yerini alıyor. Ancak bana kalırsa vasat bir film olmaktan öteye gidemiyor. Suç filmlerini sevenlerin denemesi gereken ama çok büyük beklentilere girmemeleri gereken bir deneme olmuş. Bilhassa Pusher hayranları filme bayılacaklardır. Diğerleri ise alternatif seçeneklere yönelebilirler.

kategori:
izlenim

ilgili