I’m Thinking of Ending Things: Düşünüyorum ve Üşüyorum!

Kaufman, yeni filminde yine beyin kıvrımlarımızın içinde dolaşmış...

“I’m Thinking of Ending Things”… Hayattan, dünyadan, aşktan beklentim hep düşüktü… Annemin dediği gibi, pek bir yeteneğim yoktu ama çok çalışarak açığı kapatıyordum. Ama yeterli miydi? Hayır… Bu yüzden bazı şeyleri bitirmeye karar verdim…

(Yazının bundan sonrası filmin sonuyla ilgili sürprizler içerir)

“Küçük bir kasabada büyüdüm. O kasabadan pek dışarı çıkamadım. O kasabada öldüm. Aslında iyi bir insandım. Kadınlar bana baktıklarında iyi bir insan görüyor olmalıydılar. Güvenilir, sıcak, beraber çok şey paylaşabileceğin bir insan. Küçükken çok okudum, resim çizmeye çalıştım ama en başta babam beni anlamadı. Ressam olmayı düşledim, şiirler yazmayı hayal ettim, kuantum fizikçisi olabilmek için yeterli bilgim vardı diye düşünüyordum. Kendimi akıllı göstermek için Trivia gecelerine katılıyor, oradaki zeki kadınlara kendimi anlatmaya çalışıyordum. Ama hep gereğinden fazla çabaladığımı gördüler ve benden uzaklaştılar. Akıllı bir kadınla tanışıp, hayatımı beraber geçirsem ne kadar güzel olurdu. Çok güzel olanlarda garip bir iticilik vardı hep, dondurmacıdaki o kız… Onun da hayatı zor olmalı tabi ama iki yüzlü davranıp insanları üzmesine gerek yoktu. Akıllı kızlar iyiydi… Onlarla beraber olmalıydım.

Hayatımı hep aynı kasabada geçirdiğimi söylemiş miydim? Hep buradan kurtulmak istedim. Kasabanın dışından güzel ve akıllı bir kızla birlikte olurdum belki. Onu ailemle tanıştırmak için kasabaya getirirdim. Yol boyunca filmlerden, sinemadan konuşurduk. Arada düşüncelere dalardı. Belki de beni terk etmeyi düşünürdü. Ya da ben fazla evhamlanıyor olabilirim. Bilmiyorum. Kasabadan kurtulamadım ama… Hasta anneme, bunayan babama bakmak zorunda kaldım. Evin bodrumuna kaldırdım bütün hayallerimi ve şehir dışından akıllı bir kadına aşık olma ihtimallerimi…

Dediğim gibi… Aynı kasabada yaşadım hep… Kurtulamadım. Kasabanın okulunda bir temizlik görevlisi olarak, hayaller kurarak, bazen ne kadar akıllı olduğumu insanlara gösterebilmek için kitaplar okuyarak, şiirler yazmaya çalışarak geçirdim yaşamımı. Ne “Woman Under the Influence”ın eleştirisini, ne de okuduğum şiirleri anlayamadım ama… Yeteneğim ve kapasitem yoktu. Annemin dediği gibi aradaki farkı çalışarak kapamaya çalıştım. Ama yetmedi… Mutlu olamadım. Bir gece hayatımı, çalıştığım okulun parkında, kontağı kapatarak ve kendimi soğuğa terk ederek sona erdirdim. Son hayallerim, hayatımın aşkıyla dans ettiğim bir sahneydi. Nobel Fizik Ödülü’nü aldığım ve John Nash’in Beautiful Mind’da yaptığı konuşmayı tekrarladığım bir törendi. Oklahoma’nın şarkılarını söylemeliydim herkese. Olmadı… Kimsenin hayatında bir iz bırakamadan, göçüp gittim…”

Charlie Kaufman, nasıl düşündüğümüzü, nasıl rüyalar gördüğümüzü, nasıl hayaller kurduğumuzu çok iyi bilen bir insan… Duygularımızın ve düşüncelerimizin kodları varsa çoktan çözmüş. Hissettiklerimizi, hissedebileceklerimizi, hayal kırıklıklarımızı, kızgınlıklarımızı, krizlerimizi ve bazen de mutluluklarımızı kağıda dökme yeteneği en üst düzeyde… Yazdığı ama kendi çekmediği filmlerden sonra yönetmenliğe geçince, yazdığını sinemaya yansıtma yeteneklerinin de en üst düzeyde olduğunu gördük. Perdeye yansıttığı şeyler hiçbir zaman olaylar olmadı ama… En temel insani duyguları, kafa karışıklıklarını, yıkılan hayallerimizi gördük. Bu kez bir kitap uyarlamasıyla karşımıza çıkacağı için kendisini sınırlayabileceğini de düşündük ama Iain Reid’in romanını çok iyi çözümleyerek hikayesini büyütmüş.

I’m Thinking of Ending Things, intihar eden bir temizlik görevlisinin son anlarını, son düşüncelerini, en insani duygularını, hayalleriyle yaşayan iyi bir insanın çaresizliğini bizlere yansıttı. Tabi bu benim anladığım… Belki bambaşka bir öyküye rastladınız izlerken. Kaufman senaryolarını izlerken, farklı şeyler görmek ve anlamak gayet doğal. Ucu hem açık, hem de kapalı bir senaryoyla başbaşa kaldık. Daracık bir ekranda hikayesini anlattı belki ama ekranın dışında kalan karanlıkta neler olabileceğini de hissettirdi.

Hayat, istenilince bitirilmeli mi? Zamanın büyük bir hızla cehenneme doğru yol alan treninden atlama olanağı yok mu? Kapana kısılmış hayatlarımız hakkında tam olarak ne düşünüyoruz? Film sona erdiğinde kafanız bu ve buna benzer binlerce soruyla dolu bir şekilde kala kalıyorsunuz. O sorularla ne yapacağınız artık size kalmış.

kategori:
izlenim

ilgili