Yeni Jeunet Masalı: Micmacs

Jean Pierre Jeunet’in sineması popüler sinemaya yeni bir soluk getirmiştir. Kendisinin Türkiye’de de hatrı sayılır bir kitlesi olduğu iddia edilebilir. Kendilerini ilk önce Marc Caro ile birlikte tanımıştık. Birlikte...

micmacs-a-tire-larigot.jpg

Jean Pierre Jeunet’in sineması popüler sinemaya yeni bir soluk getirmiştir. Kendisinin Türkiye’de de hatrı sayılır bir kitlesi olduğu iddia edilebilir. Kendilerini ilk önce Marc Caro ile birlikte tanımıştık. Birlikte yaptıkları iki sıkı film Delicatessen (Şarküteri: 1991) ve La Cité des Enfants Perdus (Kayıp Çocuklar Kenti: 1995) arkalarına sinefil bir ekip toplamıştı. Sonrasında Jean Pierre Jeunet kendi yoluna gitmeye karar verdi. Amerikalara transfer olup Alien serisine biraz tuz koyup geri Fransa’ya döndü. Amelie’yle geri döndüğünde ise bu sefer kendini kitlelerle buluşturdu. Marc Caro’yla keşfettikleri masalsı anlatım yollarını popüler sinemaya entegre etti ve beklediği gibi olumlu bir sonuç aldı. Amelie tüm dünyada sevildi, Halen 8.6 puanla IMDb’nin kırk dördüncüsü durumda olan filmi çoğumuz seyretmişizdir.

Ardından gelen Un Long Dimanche de Fiançailles (Kayıp Nişanlı: 2004) öyle büyük bir yaygara koparmadıysa da, beğenildi denilebilir. Bu sıralarda Guillermo del Toro daha Hellboy’a atanmamışken Jeunet projeyi reddetmişti. 2007 yapımı Harry Potter and the Order of the Phoenix (Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı) projesini de reddetmiş fakat zamanı hep Hollywood’la projeler tartışmakla geçip gitmiş. Ta ki 2009 senesinde vücut bulan Micmacs à Tire-Larigot filmine kadar.

Micmacs öyle harikulade bir film falan değil ama neden bir dağıtımcı satın alıp da Türkiye’de gösterime sokmadı anlamıyorum. En kötü ihtimalle 40-50 bin gişe yapar Jeunet. Neyse, bu filmde de önceki Jeunet filmleriyle ortak noktalar bol: babası ölen bir başkarakter, özel ve küçük zevkler, cins cins tipler, garip yüz mimikleri ve tabii Dominique Pinon. Bunlar haricinde kamera hareketleri, seksi senaryo manevraları ve yarattığı masalı atmosfer falan hepsi mevcut. Özellikle kullandığı renkler ve yarattığı atmosferle Jeunet’in filmlerini bir kareden tanırsınız. Ben de film biter bitmez şunun dedim, bir görüntü yönetmenine bakayım. Aman ne göreyim Tetsuo Nagata isimli bir Japon. Nagata reklam sektöründen gelen, son zamanlarda adından sıkça bahsedilen bir görüntü yönetmeni. Yakın zamanda Splice filminde de nasıl döktürmüş göreceğiz.

Fakat Jeunet Amelie ve Kayıp Nişanlı filmlerinde Oscar dahil pek çok tören ve festivalde görüntü yönetmenliği adaylığı ve ödülü kazandıran Bruno Delbonnel ile çalışmamış. Zaten Delbonnel de dünya çapında bir görüntü yönetmeni oldu çıktı o zamandan bu zamana. Harry Potter falan derken şimdilerde usta Rus yönetmen Sokurov’la yeni bir Faust uyarlaması üzerinde çalışıyorlarmış.

Jeunet daha Marc Caro’yla beraberken Delicatessen ve Kayıp Çocuklar Kenti filmlerinde sinemaya kazandırdıkları yeni anlatım dilleri ve görüntüleri ise İranlı görüntü yönetmeni Darius Khondji ile birlikte ortaya koymuşlardı. Ki Khondji o filmlerden sonra bizlere Se7en, Stealing Beauty, The Beach, Evita, My Blueberry Nights gibi filmleri sunmuştu görüntü yönetmeni olarak. Tamam, artık Micmacs’e dönebiliriz.

Micmacs sinema dili olarak Delicatessenvari bir yoldan giderken, senaryoda Amelie’ye yakın duran bir film. Yani Jeunet kendince bir karma ortamı yaratmış; ne kadar başarılı olmuş tartışılır. Renkler ve yaratılarda Delicatessen havası olsa da, karamsar bir hava yerine eğlenceli bir ortam var. Hikaye fikri oldukça basit ve tanıdık bir popüler sinema örneği: Bazil iki büyük silah şirketine savaş açıyor. Çöplüklerin içinde yaratılmış bir sığınakta yaşayan yaratıcı, fantastik ve cins dostları da kendisine yardım etmeye karar verince bu şirketleri birbirlerine düşürüyor ve intikamlarını alıyorlar. Her ne kadar hikaye ilginç olmasa da süreç oldukça ilginç geçiyor. Jeunet’in zekası yine seyirciyi tongaya düşürmek suretiyle güldürmeyi başarıyor.

Jeunet tüm bu yapıyı kurarken filmin derinlerinde zaman kaybetmeden manevralara odaklanmış. Manevralarıyla seyircisini etkileyen filmi sıkılmadan ve arada gülümseyerek izleyebilirsiniz fakat Delicatessen sevenlere duyurulur; öyle bomba gibi bir film beklemeyin. Amelie gibi hoş ve keyifli bir seyirlik fakat Amelie severler de tam tatmin olamayacaklar; zira romantizm de filmde yeteri kadar vücut bulamıyor. Yani Jeunet antinkuntin ve hoş bir dünya yaratmış, senaryoda mini mini taklalar attırmış fakat pek kimselere yaranamadan ortada bir film kotarmış diyebiliriz. Yine de alışıldığın dışında kendine has Jeunet dünyası sinefil bünyede hoş bir tat bırakacaktır. Umarız Micmacs à Tire-Larigot, kasvetli yaz aylarında Türkiye’de de gösterime girer.

kategori:
izlenim

ilgili