Kingsman: The Golden Circle: Abartının Sınırlarını Zorlayan Casuslar

Buğra M. Alkayalar, zaman zaman uçsa da neşesinden birşey kaybetmeyen serinin ikinci filmini yazdı.

Ölümden dönen Harry, abartılı aksiyon sahneleri ve daha fazla uçuk kaçık casus aleti… Kingsman: The Secret Service 2014 yılında vizyona girdiğinde kendine has havası ile büyük bir beğeni toplamayı başarmıştı. Bol hareketli kamera çekimleri ve abartılı aksiyon sahneleri ile mizah ögesinin harmanlandığı renkli bir casus filmi olması bunda büyük rol oynamıştı. Kingsman: The Golden Circle kendine has havasını koruyan ve hatta daha abartılı bir devam film olarak karşımıza çıkıyor. Yönetmen koltuğunda önceki filmi de yönetmiş olan Matthew Vaughn yer alıyor. 2 saat 21 dakikalık uzun bir süreye sahip olsa da yaşattığı aksiyon-eğlence karışımı deneyim bunu makul kılıyor.

Senaryo bakımından gayet tutarlı ve akıcı ilerleyen film bu konuda bizleri memnun etmeyi başarıyor. Her ne kadar Harry’nin ölümden dönme hikayesi fazlasıyla olağandışı gözükse de abartının sınır tanımadığı Kingsman’da bir süre sonra bu da bizlere normal gelmeye başlıyor. Fakat senaryoda bazı rahatsız edici noktalar yer alıyor. Zor durumda kalınca yardım istedikleri Amerika’lı Statesman ajanlarının Kingsman ajanlarını filmin pek çok yerinde alt etmesi veya iyileştiği halde Harry’nin hala uçan kelebekler görmesinin nedeninin açıklanmaması maalesef ki göze batan şeyler oluyorlar. Film her ne kadar eğlence amaçlı çekilen bir gişe filmi olsa da yanlış mesajlar çıkarabiliyoruz. Örneğin, uyuşturucunun kötü olduğunu üstüne basa basa söylerken alkolün gayet zararsız olduğunu da söylüyor bizlere. Bunun bilinçli bir hamle olup olmadığı ise tartışılır.

Bolca ünlü isme ev sahipliği yapan Kingsman: The Golden Circle, oyuncular bakımından da başarılı bir iş çıkarıyor. Başrollerinde Colin Firth, Julianne Moore, Taron Egerton, Mark Strong, Halle Berry, Channing Tatum, Jeff Bridges ve filme bolca renk katan ünlü piyanist Elton John yer alıyor. Filmde özellikle kötü kadın rolünde Julianne Moore harika bir performans sergiliyor. Jeff Bridges da her zamanki havalı ve karizmatik haliyle az gözükse de bizleri etkiliyor. Oynamasa da olurmuş dediğimiz isim ise maalesef ki Halle Berry oluyor. Karakterini yansıtacak veya bizlere benimsetecek hiçbir hamlede bulunmuyor ne yazık ki. Elton John ise oyunculuğu ile bizleri şaşırtıp eğlendiriyor.

Abartılı aksiyon sahneleri ile bizleri etkileyen ilk filmden sonra bu sefer abartının dozu ne yazık ki kaçırılmış. Bir süre sonra rahatsız edici bir noktaya gelen bu sahneler için söylenebilecek en iyi şey ise görsellik bakımından etkileyici olması… Sırıtmayan CGI kullanımı ile bizleri tatmin etmeyi başarıyor. Fakat uyuşturucu sonucu bulaşan virüsün mavi bir renkte damarlarda yayılışının gösterilişi bu kadar iyi efekte nazaran fazlasıyla basit ve ucuz gözüküyor. Bu bilinçli yapılan bir şeyse nedenini merak ediyoruz. Fondaki müziklerin aksiyon sahneleri ile uyumu da başarılı bir şekilde gerçekleşiyor. Hareketli kamera çekimi ile birlikte müzikler bizleri o anın eğlencesine ve aksiyonuna çekiyor.

Kingsman: The Golden Circle, kendine has havası, aksiyonu, bolca hareketli çekimleri ve renkliliği ile bizleri memnun eden fakat diğer yandan abartının dozunun kaçırılması ve gözen batan bazı noktaları ile ilk filmin gölgesinde kalan bir devam filmi olarak vizyonda yerini alıyor. Her şeye rağmen sinema izlenmesi gereken eğlenceli bir gişe filmi.

kategori:
izlenim

ilgili