Klass: Okul Şiddetine Yetersiz Bir Bakış
| Yazan: Suat Demirel · 1 Nisan 2009 | Paylaş |

Az izlenen filmleri izlemek genelde güzel bir his verir. Saklı bir ÅŸaheseri izliyor olabilme ihtimalini ben seviyorum en azından. Bu yüzden genelde kıyıda köşede kalmış ne kadar film varsa izlemeye çalışıyorum. Klass da bu mahiyette izlemeye baÅŸladığım bir film. Aslen çok kıyıda köşede kaldığını söylemek mümkün deÄŸil, zira 2008 senesinde Estonya’nın Oscar adayıydı fakat elemeleri geçemedi. Yabancı film dalında kısır bir Oscar yarışının yaÅŸandığı 2008 senesinde bile yarışa dâhil olamamış olması ilgimi çekmiÅŸti ve bu motivasyonla filmi izledim.
Konu olarak kendine son zamanlarda farklı yönetmenler ve sinemalar tarafından çeşitli örneklerle incelenmiş bir düzlemi ele alıyor.
Sınıfındaki kabadayıların bitmek tükenmek bilmeyen sataÅŸmalarına maruz kalan Joosep (Pärt Uusberg) sessiz ve fazlaca sakin bir çocuktur. Bir gün bizim gördüğümüz ilk riskini alır ve olaylar dizisi baÅŸlar. Dizinin ilk halkasında, daha önceden ona eziyet edenler arasında yer alan Kaspar (Vallo Kirs) yaÅŸananların acımasızlığını da görerek Joosep’e koruyucu melek olmaya baÅŸlar. Kaspar ve Joosep, tüm sınıfın sessiz bir pakt eÅŸliÄŸinde uyguladığı ve gün geçtikçe ÅŸiddetini arttıran davranışlardan kurtulmanın yollarını arayacaktır.
Ayrıntıları ele almadan önce söylemem gereken bir ÅŸey var. Bence okullarda yaÅŸanan ÅŸiddet enlemesine ve boylamasına incelenmeli. Zira 2000li yıllarından başından beri okullar ve ÅŸiddet birlikte anılmaya baÅŸladı. Daha da kötüsü yaÅŸanan olaylar sayı ve nicelik olarak artma eÄŸiliminde. İlk olarak Gus Van Sant tarafından yönetilen 2003 yapımı Elephant’ı izlemiÅŸtim, arkasından Ben X ve ÅŸimdi de Klass. Kendi adıma bu konuda izlediÄŸim filmlerin kalitesi tartışmasız olsa da yeterince derinlemesine bu konunun ele alındığını düşünmüyorum. Sebeplerine zaten birazdan da deÄŸinmeye çalışacağım.
Elephant; oldukça iddiasız bir iddialı filmdi. Gus Van Sant’ı az çok tanımak bile bu kanıya varmak için yeterlidir. Bu bağımsız filmde gençlerin okulda yaÅŸadığı olayların nedenlerinden çok nasıl vuku buldukları örneklenmiÅŸti.
Ben X! Åžayet bu filmi hala izlemediyseniz bir ÅŸekilde izlemenizi tavsiye ederim. Türkiye’de gösterim ÅŸansı bulmuÅŸ olmasına raÄŸmen gerekli ilgiyi görememiÅŸti, hâlihazırda dvdsi var ve edinmek gayet kolay. Konu olarak asperger sendromu olan bir gencin okulda başından geçenleri anlatan filmde; olayların hem sonuç hem de nedenleriyle ilgilenip, buna kendince çözümler üretmeye çalışılmıştı.
Dönelim asıl konumuza. Klass yani Sınıf, Ilmar Raag’ın hem senaryosunu yazdığı hem de yönettiÄŸi bir film. Oyuncularının hiçbirinin oyunculuk geçmiÅŸi yokmuÅŸ. Bu bakımdan oyunculuklara lafım yok; en başından belirteyim. Hatta oldukça baÅŸarılı buldum gençleri. Joosep’i canlandıran karakterin Ben X filminde Greg Timmermans tarafından canlandırılan Ben karakterine benzerliÄŸi gözümden kaçmadı. İnsan insana benzer ama bir de sınıftaki öğrencilerin Elephant’taki öğrencilere benzemesi eklenince, bunun bilinçli olabileceÄŸini bile düşündüm. Belki öyledir belki deÄŸildir. Kim bilir?
Estonya sineması hakkında hiçbir bilgim olmadığını söylemem gerekiyor. Bu bakımdan filmde oldukça farklı bir yapı beklemiştim, maalesef bu yapıdan eser yoktu. Özellikle yönetmenin filme hareket kazandırmak adına yaptığı sayısız anlamsız hareket neticesinde, filmin popülist bir tavrı vardı desek yeridir. Anlamsız hareketler derken kötü kamera açıları veya yetersizlikler manasında değildi. Tam tersine oldukça iyi kamera kullanımı ve klip estetiği vardı. Buna rağmen kurguda enteresan bir şeyler olmuş.
Konunun ele alınış biçimi de bu tavırla oldukça yakınsak olduÄŸundan biz biçare kullar ‘biraz’ rahatsız edilmiÅŸ oluyoruz. İster duygusal ÅŸiddet olsun, ister diÄŸer türlü bir ÅŸiddet, sonuçta ÅŸayet ÅŸiddeti ele alan bir film yapıyorsanız, ÅŸiddeti göstermeme gibi bir ÅŸansınız genellikle yoktur. Göstermek ile göze sokmak ise apayrı bir olaydır kanımca. İşte burada bizleri hareketsiz bırakıp, nefesimizi göğsümüzden atamamız için aÄŸzımızı kapatan ve bizleri boÄŸulmaya terk eden senaristimiz senaryoyu kendi iÅŸine geldiÄŸi biçimde törpülemekten geri kalmıyor. Üstelik sırf bazı ÅŸeyleri katmerleyebilmek için çeÅŸitli hilelere de baÅŸvuruyor.
Önce rahatsızlık ve çaresizlik! Basit bir yoldan etki bırakılmak isteniyorsa en kolay kullanılabilecek ama izleyici yönünden en geri tepme riski olan şeylerden birisidir bu duygular. Bulunan bir damardan fışkırıverirler. Atardamarı kesmek kolaydır ama kan akışını durdurmak o kadar kolay değildir.
Ben sırf rahatsızlık versin diye bir şeylerin abartılmasını işte bu sebeplerden ötürü hoş göremiyorum. Burada yakalanmak istenen duygusal etki ise bende ters tezahür ediyor ve nihayetinde beni filmden uzaklaştırıyor. Benzer şekilde çaresizlik ve çaresizmişçesine önüme sunulan çıkmazlar da benzer bir his yaratıyor.
Örneğin dozajın gittikçe arttığı bir durumda insanların gerizekâlı gibi davranması zorunluluğu! Neden her zor durumda kalan insan böyle resmedilir anlam veremiyorum. Evet, insan panikler ve anlık tepkiler verir fakat uzun vadede böyle midir? Gerizekâlı resmedilmenin bir de sonucu vardır, olayların daha da kötüye gitmesi. Spoiler vermek istemediğim için ayrıntıya girmeyeceğim ama senaryonun sırf bizler kötü hissedelim ve hak verelim diye şekillendirildiğini söyleyeyim.
Film rahatsızlık üzerine kurulu demiÅŸken deÄŸer yargılarından bahsetmemek olmaz. Avrupa’da durum nedir birebir gözlemleme ÅŸansım yok ama ÅŸayet olaylar bu raddeye gerçekten varabiliyorsa yaÅŸadığım topluma şükran borcum var demektir. En çok kullanılan tabirlerden birisi olan ‘ezilenin yanında olmak’ kalıbı en güzeli olmasa da en uygunu… Bu bakımdan Ben X oldukça naif bir genç iken, Klass sert görünmeye çalışan gaddar bir çocuk. Gaddar çocukları hiçbir zaman sevemedim.
Ayrıca ‘baksanıza insanlar ne hale gelmiÅŸ’ demenin yolunun bu olduÄŸunu düşünmüyorum. Sözde bu ÅŸiddete sanatsal bir bakış atması gereken Klass, nedense Ben X ve Elephant’ın aksine bir tür güzellemeye dönüşüveriyor. Konular benzer olmasına raÄŸmen verilen mesajların bu denli zıt olmasının sebebini anlamakta güçlük çekiyorum. Hele ki ÅŸeref sözüyle baÅŸlayan bir filmin, en iyi tabirle ÅŸerefsiz bir ÅŸekle bürünüp, bitmesi…
Nasıl ki bazı ebeveynler ve öğretmenler yaÅŸanan olayların giriÅŸ, geliÅŸme ve sonuç bölümlerini anlamakta güçlük çekiyor ve önlem alamıyorsa, benzer ÅŸekilde bazı yönetmen ve senaristler de onlardan farklı davranamıyor. En vahim nokta da olayları anladıklarını sanıp, anlamadıkları gerçeÄŸini görmüyor oluÅŸları. Ciddiyetle ele alınması gereken bir sosyal olayı, aynı zamanda derinlemesine ele almak gerektiÄŸinin farkında deÄŸiller. Niyetlerinden şüphe etmemek için kendimi zorluyorum…
Okullarda yaşanan şiddetin metal detektörleri ve katı disiplin anlayışıyla çözülemeyeceğini, eğitim-öğretim denen olgunun hiç yoktan insani değerler boyutunda tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini biliyorum fakat sinemada popülist tavırlardan kurtulmak için neler yapılması gerekiyor, işte onu henüz bilemiyorum.
Neyse, kendimi rahatsız hissetmiÅŸ olsam da çaresiz hissetmedim ve hiç yoktan bunları kaleme aldım. Åžayet izlenecekse, ters yönde ders alınması gereken bu yapımın yerine Elephant ve Ben X’i izlemenizi salık veririm. Her halükarda iyi seyirler.




