Langlois Olayı: Haklarını Savunan Sinemacılar!

Bazı isimler, bazı mekanlar sinemanın onurudur. Onları korumak için farklı ve etkili yöntemler gerekir....

Bir zamanlar’da “L’Affaire Langlois”yı anlatacağımız yazımıza konjonktüre bağlı olarak küçük bir notla başlama ihtiyacı hissettik:

“Ey, olay Fransa’da geçiyor diye tepki gösterecek klavye siyasetçisi… Şimdiden söyleyelim. Otoriteye başkaldırmanın, haklı tepkinin, vicdanın milliyeti yoktur. İyi insan iyidir, kötü insan da kötü… Mesela Truffaut iyidir, Sarkozy gibi vahşi kapitalistler kötüdür. Truffaut kötü davrandıysa affedebilirsin, Sarkozy iyilik yapsa da altında bir numara ararsın. Bu satırların yazarı için ayrım bu kadar basittir.”

François Truffaut ve Jean Pierre Leaud Kalabalıklar Arasında

Langlois Olayı, 9 Şubat 1968’de başladı. Ama önce temellerine inelim…
13 Kasım 1914’ta İzmir’de doğan Henri Langlois, hayatının ilk yıllarından itibaren sinemanın büyüsüne kapıldı. Bulduğu her filmi topladı, sınıfladı, zarar görenleri tamir etti. Georges Franju ile tanıştıktan sonra hayatı değişti. Birlikte “Cinematheque Française”i kurdular. Jean Mitry ve Lotte Eisner’le birlikte 1936’da 10 filmi bir araya getirerek kurdukları tarihin ilk sinemateki 1960’ların başında 500 bin filme evsahipliği yapıyordu. Tüm bu süreç içinde fransız devletinden doğal olarak yardımlar aldılar. Ancak çalışma hırsı, düzenli yapısı, filmleri çocukları gibi sahiplenmesi nedeniyle sinematekin baştan Langlois’nın eseri olduğunu söylemek yalnış olmaz.

1950’lerde başlayan film gösterimleri ise genç yönetmenler için hiçbir yerde bulamayacakları bir eğitim oldu. Sartre, Beauvoir, Léger, Braque, Gide, Georges Pompidou gibi önemli isimler Truffaut, Godard, Rohmer, Rivette, Chabrol gibi genç yönetmenler Cinematheque’in müdavimleriydi. Fransız yeni dalgası diye birşey varsa, bugün Avrupa’da sanat sineması bu kadar güçlüyse bunun temelinde Henri Langlois’nın kurduğu sinematek vardır.

Claude Chabrol Oturma Eyleminde

9 Şubat 1968’de fransız hükümeti, hiç üstüne vazife olmamasına rağmen, bir sinema tanrısı olarak görebileceğimiz Henri Langlois’nın görevine son verdi. Yerine daha önce iki-üç festivalde görev yapmış deneyimsiz Pierre Barbin’i getirdi.

Karar ortalığı fena karıştırdı:

24 saat içinde François Truffaut, Jean-Luc Godard, Jean Renoir ve Robert Bresson’un da arasında bulunduğu 40 yönetmen filmlerinin Cinematheque’te gösterilmesini yasakladı.

İkinci gün uluslararası sinemanın devleri Charlie Chaplin, Roberto Rossellini, Fritz Lang, Richard Lester, Carl Dreyer, Orson Welles ve Jerry Lewis de filmlerini geri çekti.

Claude Chabrol ve Jean Luc Godard Pankartlamada

Üçüncü gün Chaillot Meydanı’nda aralarında Truffaut, Godard ve Bernard Tavernier’in de bulunduğu 5 bin kişi toplantı. Olaylar çıktı, Truffaut hafif yaralandı.

Bir hafta içinde dünyanın dört bir yanından imzalar toplandı. Michelangelo Antonioni, Ingmar Bergman, Luis Buñuel, Peter Brook, Alfred Hitchcock, Akira Kurosawa, Pier Paolo Pasolini, Satyajit Ray ve Andy Warhol gibi yönetmenler ağır mektuplar yazdılar, Jean-Paul Belmondo, Brigitte Bardot, Catherine Deneuve, Marlene Dietrich, Jane Fonda, Katharine Hepburn, Peter O’Toole, Toshiro Mifune ve Gloria Swanson imza kampanyasına katılan 700 sinema yıldızı arasında yer aldı.

Roland Barthes, Samuel Beckett, Truman Capote, Max Ernst, Eugène Ionesco, Pablo Picasso, Paul Ricoeur, Jean-Paul Sartre, Henri Cartier-Bresson, Pauline Kael, Norman Mailer, Andrew Sarris, Susan Sontag, Iannis Xenakis mektuplar yazdılar, olayı dünyanın dört bir yanına duyurdular, Paris’e gelip gösterilere katıldılar. 400 Darbe’nin Antoine Doinel’i Jean Pierre Leaud büyük kalabalıklara konuştu, olayların ateşini yaktı.

Sokaklara Dökülen Sinemacılar, Kısa Bir Süre Sonra İşçilere ve Gençlere Örnek Oldu

22 nisanda fransız hükümeti baskılara dayanamadı ve Langlois’ya görevini iade etti. Ancak tüm bu olayların bambaşka bir etkisi oldu. İki hafta sonra 1968 mayısında Paris’te sokaklarda ülkenin dört bir yanından gelen 10 milyon kişi vardı. Sinemacıların, idollerinin haklarını savunma biçimleri gençleri etkilemişti. İşçiler ve gençler aktörlerin, yönetmenlerin, yazarların Henri Langlois’yı savunduğu gibi kendi haklarını savundular.

kategori:
haber

ilgili