bakınız

Låt den rätte komma in

| Yorum Yok

let-the-right-one-in-film.jpg

Korku sineması herkesin sevmediği bir janr olmasına rağmen, bazı yapıtlar vardır ki özgünlüğü ve yaratıcılığıyla her sinemaseveri içine çeker. Birkaç yıl önce japonyada bulunan bu özgünlük bu sefer, isveçte farklı bir damar yakalamış görünüyor. İsveçli yazar John Ajvide Lindqvist‘ın 2004 yılında yayımlanan ilk romanı Låt den rätte komma in ingilizce, rusça, italyanca, almanca, lehçe gibi dillere de çevrilerek isveç sınırlarını aştı. Roman dünya çapında beklenmedik bir başarı yakalayınca da, iş sinema uyarlamasını yapmaya geldi. Senaryosunu da başkasına kaptırmayan Lindqvist, projeyi isveç sinemasının yüzaklarından yönetmen Tomas Alfredson‘a teslim etti -ki iyi de etti. Filmin detaylarına girmeden evvel, tüm haklarının çoktan  hollywood tarafından satın alındığını ve 2009′da Cloverfield’ın yönetmeni Matt Reeves‘ın elinden  amerikan versiyonunun da geleceğini belirtelim.

[dailymotion kEsS0J7YA6iRn7sH30&related=1]

Yazar Lindqvist’in ilk romanından önce pek çok kısa öykü yazdığını ve tüm yazıtlarının da dramatik-korku türünde olduğunu belirtelim. Yazar, efsane müzisyen Morrissey hayranıymış ve ilk romanının ismini de yine onun bir şarkısından esinlenerek vermiş: Let The Right One Slip In.

Okulda tartaklanma problemi yaşayan 12 yaşındaki Oskar, komşu eve taşınan Eli’ye aşık olur. Eli’nin vampir olduğu gerçeğiyle yüzleşmesi, Oskar’ı Eli’den uzaklaştırmak yerine tam tersi iyice ona doğru çeker. Fakat Eli’nin yaşamını sürdürebilmesi için kana ihtiyacı vardır.

Konusunu kabaca özetledikten sonra filmin gösterildiği her yerde büyük beğeni topladığını ve şu ana kadar 13 ödül aldığını belirtelim. Henüz 830 oy almış olsa da, imdb puanının 8.5 olması da filmin başarısını anlatan bir diğer parametre. Yarattığı ürkütücü ve gergin yapısının haricinde, filmin bu kadar ödül almasının ve beğenilmesinin temelinde, dramatik yapısındaki derinliğin pas geçilmemiş olması yatıyor. Gençlerin ergenlik problemlerini kâh metaforlarla, kâh olgularla yaşatan bu filmi seyredenler, alışık olmadıkları duygularla filmden çıkmışlar. Korkutucu öğelerinde görsel ve ses efektlerine sığınmayan, seyirciyi hikayesinin içine çekerek, sıradan olayları korkunç öğelere dönüştürmesiyle farkını gösteren bu korku filmi, sinemaya yeni bir bakış açısı kazandıracak gibi duruyor.

let-the-right.jpg

Filmin başrolündeki Kåre Hedebrant‘ın ve Lina Leandersson‘un bu ilk sinema deneyimlerinde, çoğu oyuncuya taş çıkartacak performansları ise eleştirmenlerin değindiği bir diğer konu. Umarız korku sinemasının bu yeni örneği bizim sinemalarımızda da gösterime girer.