bakınız

Lie To Me 1×01: Pilot

| 6 Yorum

lie-to-me-tim-roth.jpg

Tim Roth’un hayat verdiği karakter Dr. Cal Lightman’ın Lie To Me dizisinin ilk bölümü sonunda yayınlandı. Fox kanalının daha uzun süre devam edeceğe benzeyen bu dizisini biz de yakın takibe alalım istedik.

Öncelikle Lie To Me’nin ortaya çıkışında, House dizisinin tartışılmaz başarısının tetikleyici olduğu ortada. Burada da çok zeki bir kahramanımız; Cal Lightman var. Tim Roth’un karizmasıyla pekişen Lightman karakteri, ilk bölümde çok da deşifre edilmiyor açıkçası. House’u bu kadar sevmemizde en önemli olan kriterlerden birisi de, zaaflarının olmasıdır. Bu sebeple ilk bölümde Lie To Me’den de böyle bir açılım beklentisi içindeydik. Açık olarak böyle bir şey belirtilmese de, ileriki bölümlerde bu konulara girilebileceğinin de sinyalini verdiler.

Dizinin en önemli artısı, mikro-ifadeler (microexpression) konusunda Paul Ekman’ın yıllardır yaptığı araştırmalardan enstantenelere yer vermesi. Yani Lightman olayları çözüş metodlarını seyirciyle paylaşıyor. Daha da ilginci siyasî ve magazinel kişilerin ifadelerini de, dizinin içine entegre etmeleri. Lightman karakteristik bir ifadenin açıklamasını yaptıktan sonra, ekranda Saddam’ın mahkeme salonundayken o ifadeyi canlandırışını görebiliyoruz. İlk bölüm itibarıyla bu mikro-ifadelerin deşifre edilmesi, seyirci açısından oldukça cezbedici. Fakat mikro-ifadelerin sayısının belli olduğunu göz önünde bulundurduğumuz takdirde, dizinin sürükleyici motoru uzun vâdede bu nosyon olamayacaktır.

lie-to-me-screenshot.jpg

Dizinin en önemli handikapı, maalesef öykülerinin bir cümlesinin olmaması. Her ne kadar iki sürükleyici öyküyü paralel şekilde götürseler de, öykülerde problematik olarak ortaya atılan argümanlar oldukça cılız kalıyor. Fakat ilk bölümden bunu genelleyip, dizinin genelini bu yönde yaftalayamayız. Diğer haftalarda yayınlanacak bölümlerde daha sağlam cümlelerin, daha kafa karıştırıcı problemlerin ortaya çıkmasını umuyoruz.

Fakat öykülerde karşılaşamadığımız bu cümlesizlik durumu, dizinin öykülerden bağımsız bölümlerinde geçerli değil. İnsan ve yalan hakkında önemli bilgiler verdiğini teslim edelim. Misal, “Yalan söylenip söylenmemesi önemli değildir; neden yalan söylendiği önemlidir” cümlesi, dizinin en çok altı çizilen cümlesidir. Kaçınılmaz olarak, çağımızın kahramanı adledebileceğimiz House’un cümlesini hatırlıyoruz: “Herkes Yalan Söyler”. Henüz yüzeysel görünmekle birlikte, Lie To Me dizisi bunun üzerine bir tuğla daha koyuyor imajı yaratıyor.

lie-to-me-screenshot3.jpg

Genel olarak toparlarsak, geriplanda akan ana bir hikaye var fakat içine entegre olan öyküler şimdilik zayıf. Dizinin detaylara verdiği önem hoş  olsa da, yakınçekimlerle her ifadenin altını çizmesi bazen rahatsız edici olabiliyor. Başkarakter Lightman’ın karizması, snobluğu, olaylara yaklaşımı, çözümlerini paylaşması çekici unsurlar; fakat gerçekçi olabilmesi için biraz daha zaaf ya da hatalarıyla tanışmamız gerekiyor. Lightman’ın ekibinin pek bir numarası yok; fakat ileriki bölümlerde çıkacağının sinyalleri açık bir şekilde belirtiliyor.

Tüm bunları bir yana bırakırsak, Lie To Me dizinin pilotu keyifle izlenen bir bölümdü. Uzun süreli takip edip etmeyeceğimize ise, birkaç bölüm daha seyrettikten sonra karar vereceğiz.

Dizinin ve karakterlerin detaylı önincelemesi için bkz: Lie To Me