İFF 2011: Made in Poland

Bakınız için yazan: Funda Karakaya Dünyanın Sonu Değil, Düpedüz Cehennem* Festivalin, dünyada da taze görücüye çıkmış filmlerinden biri Polonya Yapımı… Yönetmen Przemyslaw Wojcieszek’in önce sahneye oyun olarak koyduğu; finansal...

Bakınız için yazan: Funda Karakaya

Dünyanın Sonu Değil, Düpedüz Cehennem*

Festivalin, dünyada da taze görücüye çıkmış filmlerinden biri Polonya Yapımı… Yönetmen Przemyslaw Wojcieszek’in önce sahneye oyun olarak koyduğu; finansal sıkıntıları aşınca çektiği düşük bütçeli bir yapım.

Filmde, delikanlı çağlarını yaşayan Bogus’un sisteme karşı müthiş öfkeli hallerinden iki gün izliyoruz. Alnına “Fuck off” dövmesi yaptırıp sırasıyla ziyaret ettiği rahip, atılmış olduğu eski okulundan yine atılmış olan eski alkolik öğretmeni, fabrikada çalışan eski devrimci bir yakını gibi karakterler sayesinde biz de Bogus’un dinle, sistemle ve düzene uyum sağlamış herkesle olan hesaplaşma ve kavgasını takip ediyoruz. İşe vandal bir tutumla etrafa zarar vererek başlar Bogus. Elinde bir sopa arabaları, telefon kulübelerini tahrip etmeye başlar ve çevresindekileri film boyunca hiç azalmayan öfkesiyle “uyandırmaya” çalışır. Gerek kocaman apartmanlara dışarıdan bağırarak gerekse yakınındakilere dil döküp anlatmaya çalışarak. Yandaş aramaktadır ama herkes çoktan her şeyi kabullenmiş yaşayıp gitmektedir. Belki zamanında onun gibi heyecanlı ve asi olanları vardır içlerinde ama işler çoktan değişmiştir. Kimsenin vahşi kapitalizm karşısında takati kalmamıştır.

Avrupa’nın en dindar ülkesi olduğu istatistiki verilerle saptanmış olan Polonya’nın bu hali filme de yansıyor. Bogus, öncelikli hesabını yardımcılığını yapmış olduğu kilisenin rahibinden soracaktır. Tanrı’nın var olmadığını hayalkırıklığının vermiş olduğu bir hınçla haykırırken, rahibi de; anlattığı hikayelerle insanları zehirleyip fakirleri soymakla suçlar. Rahip “Tanrı tıpkı senin benim gibi gerçek” dediğinde Bogus’un cevabı, “O ancak senin hasta kafanda öyle!” olur.

Şiir düşkünü alkolik hoca, Bogus’un bir nevi yoldaşı olur. Onu en çok anlayan odur ama o da çoğunlukla izlemekle yetinir. Kendini bul, ne yapabileceğini gör nasihatleri ederken cevapların kitaplarda olduğundan bahseder. Devrimci şairlerin kitapları verir ona. Filmdeki karakterler “kötü” değillerdir ama ayan beyan kaybedenlerdir. Zaten içimizdeki ateş sönmüşse, Bogus’un söylediklerinin kelimesi kelimesine doğruluğunu biliyor ve kılımızı kıpırdatmıyorsak her birimiz çoktan birer kaybeden değil miyizdir aslında? Sistem çoktan ruhumuzu ele geçirmiştir. Film bunu hatırlatıyor ama acıt(a)mıyor çok fazla.

Filmin yan karakterleri, anne, sonradan eklenen kız arkadaş ve patlattığı arabalardan birinin sahibi mafyatik tiplerdir. Yönetmen işin mafyatik boyutuna silah sokmayıp, yer yer karikatürize edip güldürmeyi bilinçli tercih etmiş bu film için. Zaten filmin ardından gerçekleşen söyleşide yönetmenin de dediği gibi gerçeklikten kopuk olmayan ama grotesk öğeler taşıyan bir film olmasını istemiş Polonya Yapımı’nın. Karakterimiz Bogus’a yönelik sağlam eleştiri ise; müstakbel kız arkadaşından gelir. Para kazanmanın ne olduğunu bilmeden devrimciliğe mi soyunulur minvalinde sert çıkan, kendi ekmeğini kendi kazanan biridir.

Her karakterin bir “dünya durumunu” temsil ettiği, içinde matematiğini oturtmuş bir senaryo Polonya Yapımı. Handikapı ise hayatı henüz tanımayan bir gencin hezeyanlarıyla her şeyi eleştirmeye çalıştığından, kulağa çok farklı gelmeyen sistem karşıtı tanıdık bildik cümleler kullandırtması.

Filmin en önemli unsurlarından biri müzik, sahne aralarındaki kırmızı fon üzerindeki animasyonlar ve onlara eşlik eden üst ses. Sex Pistols, The Clash gibi grupların parçalarının eşlik ettiği Punk bir ruhla çekilmiş film ayrıca siyah-beyaz deforme görüntüleriyle de farklı bir atmosfer yakalamayı başarıyor. İlgisini çekenler için filmin hali hazırda bir gösterimi daha mevcut.

6 Nisan Çarşamba / Rexx 16.00
—–
* Filmden bir replik.

kategori:
izlenim

ilgili