Martin Scorsese ve Küratörlüğün Önemi

Scorsese, günümüzün medya dünyasını ve sinemayı değerlendirdi.

Martin Scorsese, sadece iyi bir sinemacı değil, günümüzün ve sinema tarihinin akımlarını iyi takip eden bir isim. Bu konularda açıklamalar yaptığında da hepimiz susup dinliyoruz. Usta yönetmen son olarak “content” (içerik) tanımı ve kuratörlük hakkında özel bir yazı yazdı.

“15 yıl öncesine kadar içerik terimi, sadece sinemayı belli bir düzeyin üstünde konuşabilen insanlar tarafından kullanılırdı. Ve form ile yarattığı kontrast konu edilirdi”

“Ama son zamanlarda genel olarak “form” hakkında hiçbir şey bilmeyen, bu konunun tarihiyle ilgili bilgi sahibi olmayan ve bilgi sahibi olması gerektiğini düşünmeyen medya şirketlerini ele geçiren yöneticiler içerik lafını çok kullanmaya başladılar”

“İçerik, hareketli görüntülerin tanımlanmasında kullanılan ekonomik bir terim oldu: Bir David Lean filmi, bir kedi videosu, bir Super Bowl reklamı, bir süper kahraman devam filmi, bir dizinin bölümü…. Ve haliyle sinematik deneyimden çok evde izlemeyi öne çıkardılar, dijital platformlar sinema deneyimini geçti, Amazon’un fiziksel alışverişi geçtiği gibi”

“Bu bir bakıma, benim de aralarımda bulunduğum sinemacılar için iyi bir şey. Ama bir yandan da, izleyenlere sunulan her şeyin mecranın üzerinden tanımlandığı bir durum yarattı. Demokratik gibi görünse de, pek öyle değil. İzlediğiniz herşey sizlere bir algoritma tarafından daha önce izlediklerinize göre sunuluyor. İyi ama sinema denen sanat formu burada nerede?”

“MUBI ve The Criterion Channel gibi mecralar bana göre önemli. Belirli bir bakış açısına göre küratörlük yapıyorlar. Sinema tarihinden kütüphaneler oluşturuyorlar. Küratörlük anti-demokratik veya elitist değil. İçi boşaltılmaya çalışılsa da bir cömertliği ifade ediyor. Sevdiğiniz ve size ilham veren şeyleri paylaşıyorsunuz”

Mükemmel ayrıntılara sahip yazının tamamı için link

kategori:
haber

ilgili