Midsommar: Dehşetin Aydınlık Yüzü

Ari Aster, çarpıcı korku filmlerine Midsommar ile devam ediyor.

Dani, ailesinin korkunç bir şekilde gerçekleşen ölüm haberini alır ve yıkılır. İlişkileri sallantıda olsa da erkek arkadaşı Christian yanında olmaya çalışır fakat bu perişan durum onu da bunaltır. İsveç’in bir köyünden gelmiş olan arkadaşları Pelle onları köyündeki yaz dönümü festivaline davet eder. Başta davetten haberi olmayan Dani de öğrenince onlarla beraber gider. İsveç’in muazzam çayırlarında dertten uzak bir köye giderler. Başta her şey muazzam gözükürken içinden asla çıkamayacakları aydınlık bir kâbusun içine sürüklenirler.

Midsommar’ın yönetmen ve senarist koltuğunda yakın zamanda Hereditary adlı başarılı filmiyle adını duyurmuş Ari Aster bulunuyor. 2 saat 27 dakikalık korku-gerilim filmleri için oldukça uzun ve alışık olmadığımız bir süreye sahip. Fakat bu uzun süresine rağmen sonuna kadar merak hissini taşıyor ve izleyicinin dikkatini üzerinden ayırmıyor. Önceki filmi Hereditary’de olduğu gibi yine bir Pagan kültü üzerinden gidiyor. Birçok korku ve gerilim filminin aksine filmin neredeyse tamamı aydınlık çayırlarda geçiyor. Film etkileyici ve rahatsız edici bir biçimde aydınlığın da korkutucu olabileceğini gösteriyor.

Film, gerilimi ve gizemi ağırdan inşa ediyor ki bu da olayı daha ilgi çekici hale getiriyor. Göz alıcı bir festivalin yavaş yavaş bir kabusa dönüşüyor olması filmin etkileyici ana unsurlarından biri… Filmin başlarında, festivale gidenlerin kurban olduklarını ve onları götüren Pelle’nin de olacakları bile bile onları götürdüğünü tahmin edilebiliyor. Fakat zaten asıl orada başlarına neler geleceği merak unsurunun temeline yerleştiriliyor. Filmin belki de tek zayıf noktası ise finale doğru temponun düşmesi… Son sahnelere eşlik eden müziklerin sakinliği de bunun en büyük sebeplerinden biri gibi… Fakat yine de bu yönetmenin bilinçli bir kararıysa zayıflık olduğunu söylemek ne kadar doğru olur? Dani karakterinin filmin sonundaki kabullenişi onu huzura erdirmiş gibi gözüktüğü için bu dinginliği tercih etmiş olabilir.

Ari Aster, bu aydınlık dehşetin içinde; insan ilişkilerini, gelenekleri, dine körü körüne bağlılığı, soyun devamlılığını, yalnızlığı ve kabullenmeyi sinematografik bir rahatsız edicilikle işliyor. Bunu da sadece hikâye ve kurguyla gerçekleştirmiyor. Bütün etkenleri büyük bir uyum içinde kullanıyor. Sinematografisinin de oldukça büyük bir etkisi oluyor. Ayrıca müzikler de filmin gerici ve rahatsız edici atmosferini arttırıyor. Dani karakterini canlandıran Florence Pugh ise oldukça etkileyici bir performans sergiliyor. Mimikleri ve hareketleri ile izleyicinin bir nebze empati kurmasını sağlıyor ve koltuğa çiviliyor.

Midsommar, Pagan kültüne ait bir konuyu şaşırtıcı derecede aydınlık, oldukça rahatsız edici ve bir o kadar da etkileyici biçimde işleyen orijinal bir korku-gerilim filmi olarak vizyonda yerini alıyor. Dehşetin aydınlık yüzüne tanık olmaya var mısınız?

kategori:
izlenim

ilgili