Milos Forman ve Geride Bıraktıkları

Sinema tarihinin en özgün ve yetenekli isimlerinden birini kaybettik.

Çek yönetmen Milos Forman, çektiği mükemmel filmler, aldığı sayısız ödül, sinema yaşamlarına büyük etki ettiği sayısız oyuncuyu geride bırakarak hayata gözlerini yumdu. Geride bıraktığı mirası özetlemeye çalıştık.

Çok Zor Başlayan Bir Yaşam

Milos Forman, 1932 yılında Prag yakınlarında Kaslov kasabasında öğretmen bir aileye doğdu. Henüz 8 yaşında babasının bir direnişçi olduğu için Gestapo tarafından tutuklanmasına, 1 yıl kadar sonra da annesinin kaybedilmesine tanıklık etti. Ailesi İkinci Dünya Savaşı’nda toplama kamplarında öldürüldüğü için amcası ve bakıcı yurtlarında büyüdü. Küçük yaşlardan itibaren sinemaya aşık bir insan olarak yetişti. Birçok önemli ismi sinemaya armağan eden Prag Film Akademisi’nden mezun olduktan sonra komunist devlet için tanıtım filmleri ve TV yapımları çekmeye başladı. Görevler aldığı 1961 tarihli The Talent Competition ve If There Were No Music ile yeteneklerini gösterdi. İlk filmi 1963 tarihli Black Peter ile Locarno Film Festivali’nde aldığı ödül, daha sonra toplayacağı sayısız ödülün habercisiydi.

Unutulmaz İnsan Hikayeleri

Çekoslovakya’da başladığı sinema yaşamına ilk adımlarını sıradan insanların hikayelerini anlatarak başladı. Çek Yeni Dalgası’nın en önemli yönetmeni haline getiren Loves of a Blonde, The Fireman’s Ball gibi eserlerinin devamını ABD’de Taking Off ve bir klasik haline gelen Ken Kelsey uyarlaması, One Flew Over the Cuckoo’s Nest ile sürdürdü. Edebiyat uyarlaması da çekse, kendi senaryolarını da filme alsa tüm yapıtlarında çok ince düşünülmüş sahneler, oyuncu performanslarıyla sinema tarihine geçen sekanslar, görüntüden kurguya kusursuz bir sinematik yapı dikkat çekiyordu. Çektiği önemli filmlerin ardından Hollywood çok zor ve ender yaptığı bir tutum içine girdi ve önemli senaryoları Forman’ın yetenekli ve dikkatli ellerine teslim etti.
Çekoslovakya’da çektiği filmler o kadar etkili oldu ki, özellikle The Fireman’s Ball’da ilk kez kullanılan bazı kelimeler, bugün çek dilinde sıklıkla kullanılan sözcükler haline geldi.

İdollerin İnsan Yönleri

Forman filmlerinde sadece sıradan insanların, hepimize farklı gelen yaşamlarını anlatmadı. Farklı dünyaların idollerinin olağan ve olağanüstü yaşamlarını, çekişmelerini, kızgınlıklarını, hayal kırıklıklarını, sevinçlerini de çok iyi bir şekilde beyaz perdeye aktardı. Peter Shaffer’in romanını uyarladığı ve Wolfgang Amadeus Mozart ile Antonio Salieri’nin çekişmesini anlattığı Amadeus, Hustler’ın kurucusu Larry Flynt’i anlatan The People vs. Larry Flynt, Andy Kaufman’ın inanılmaz öyküsünü aktaran Man on The Moon ve büyük ressam Francisco Goya’nın hayatını anlatan son filmi Goya’s Ghosts, önümüze idollerin insan yönlerini serdi. Bu 4 film de konu aldığı idollerin büyüsüne kapılmadan, tarafsız, konu aldığı insanların iyi ve kötü yönlerini gösteren yapılarıyla Hollywood’dan ayrıştı. Kendinden sonra biofilm çeken yönetmenlere farklı bir bakış açısı sundu.

Eşsiz Uyarlamalar

Forman, edebiyat uyarlamalarını seven bir yönetmen oldu. One Flew Over the Cuckoo’s Nest, Valmont gibi filmlerinde, yazarın ve kitabın hissettirmek istediği duyguların üstüne kendi yorumunu da katarak mükemmel uyarlamalara imza attı. Forman’ın en büyük başarılarından biri de bir müzikal uyarlama olan Hair’di… James Rado, Gerome Ragni ve Galt MacDermot’un eserini, belki de tarihin en iyi müzikal uyarlaması olarak sinemaya aktardı.

Çekemediği Filmler

Hollywood her ne kadar Forman’a çok zor senaryoları düşünmeden teslim etse de kendi istediği öykülere maddi olanak sağlamada cimri davrandı. Çekoslavakya yıllarından itibaren rüya projesi nazi dönemindeki jazz yasaklarını anlatan Eine kleine Jazzmusik, iki sumocunun yasak aşkının anlatıldığı Hell Camp, Avusturya-Macaristan İmparatorluğunu yakından incelediği Ember, tarihi Münih Antlaşmasını anlatması planlanan Ghost of Munich, Forman’ın çekemediği filmler oldu. Forman, Çekoslovakya’dan ABD’ye “Bir gün Kafka’nın Amerika’sını çekerim” umuduyla gelmişti ama bu film için hiç çalışma şansı bulamadı.

Sessiz Sedasız Bir Veda

Milos Forman, ABD’de 86 yaşında, geçirdiği kısa hastalığın ardından yaşama veda etti. Ailesi Forman’ın ailesi ve en yakın arkadaşlarıyla birlikte, huzurlu bir ölüm yaşadığını açıkladı. İki Oscar, 3 Altın Küre, 1 Cannes, 2 Berlin, 1 BAFTA, 1 de Ceasar kazanan filmleri, oyuncularının da 50’nin üstünde ödül almasını sağladı. Herkesin saygı ve sevgiyle anacağı bir yönetmen olarak sinemaya ve yaşama veda etti.

kategori:
sinema tarihinden

ilgili