Mission: Impossible – Fallout: Önceki Filmlerin Yansımaları

Yeni Mission: Impossible filmi üzerine...

Yazı, Mission: Impossible – Fallout‘la ilgili spoiler içerir.

Sonunda yazın, belki de komple 2018’in aksiyon filmi Mission: Impossible – Fallout sinemalara teşrif etti. Daha önce şurada seriyi değerlendirmiş, birinciyle beşinci filmleri sevdiğimi ama ortadaki filmlerin hiçbirini başarılı bulamadığımı belirtmiştim. Christopher McQuarrie, Rogue Nation‘la en iyi M: I filmlerinden birisini ortaya koyduğu için yazıp yönettiği Fallout‘u da daha büyük bir heyecanla beklemiştim. Peki sonuç? Kesinlikle yılın aksiyon filmi. McQuarrie ve ekibi aksiyon konusunda döktürmüşler. Filmin açık ara en iyi tarafı zorlu aksiyon sahneleri.

Film 148 dakika sürmesine rağmen –Mad Max Fury Road gibi- filmin tamamına yayılmış aksiyon sahneleriyle mest ediyor. Ethan Hunt’ın (Tom Cruise) klasik arabayla Ilsa’dan (Rebecca Ferguson) kaçtığı sahne olsun, motor takip sahnesi olsun, serinin klasiği koşma ve atlama sahneleri olsun, Ethan’ın helikopter kullandığı sahne olsun, uçaktan atlama sahnesi olsun… Hepsi çok iyi çekilmiş sahneler. Sahneler heyecanlı, sürükleyici, ama gene de serinin en iyi sekansları olmadığını belirtmeliyim, lakin bunda bir sorun yok. Öte yandan White Widow (Vanessa Kirby) adlı karakterin de dahil olduğu dövüş iyi. Daha iyisiyse bu sahneden önceki dövüş sahnesi. Fragmanda da yer alan, Walker’ın (Henry Cavill) da dahil olduğu dövüş sahnesi serinin en iyileri arasında rahatlıkla yer alır. Bu sahneyi izlemek epey keyifliydi. Burada Cavill’in de hakkını vermek gerek, Cruise’dan bile iyi dövüşmüş kanımca. Ilsa’nın yer aldığı iki dövüş sahnesinden ikincisi daha iyiydi. Kısacası Fallout izleyicileri aksiyona da, dövüşe de doyuruyor. Peki Amerikalı eleştirmenlerin dediği gibi en iyi casus filmlerinden mi, çok mu iyi?

Ne yazık ki hayır. Belirttiğim gibi aksiyon sahneleri keyifli. Yılın en eğlenceli ve iyi aksiyon filmi olabilir -daha iyi aksiyon sahneleri çekti Hollywood, Mad Max mesela-. Lakin bunun ötesine geçip en iyi casus filmlerinden oldurulamamış, zira senaryosu o denli iyi değil, hatta senaryoya iyi bile diyemem. Rogue Nation‘da döktüren McQuarrie bu kez öyküyü aksiyona ve twiste boğmuş. “Lark Decoy kimdir, White Widow sadece aracı mı, tehlikeli birisi mi, Ilsa niye Ethan’ın karşısında?” gibi sorularla ilerletilen senaryo bir süre sonra hem casus, hem de M: I serisinin klişelerine saplanıp kalıyor. Öyle ki öykü bir sonra -dördüncü filmi gözümde kötü kılan- geriye sayan bomba klişesine bağlanıyor ve seri bir kez daha kendisini tekrarlamış oluyor. Geriye sayan bombaya bulaşınca dördüncü filmin finalinin aynısına imza atılmış oluyor. Ethan gene son 1 saniyede düğmeye basacak ve gene dünyayı nükleer patlamadan kurtaracak. Dördüncü film de öyle değil miydi? Son 1 saniyede düğmeye basıp bombayı etkisiz hale getirmişti Ethan.

Tek sorun bomba mı? Hayır. Kötü karakterler de o denli iyi değiller. Tek bir kötü karakter yaratmak yerine iki ana kötü yaratılmış. Lane’i (Sean Harris) önceki filmden tanıyoruz. Gene soğukkanlı ama bu kez planı klişe. Walker’sa bombaları patlatıp tüm suçu Ethan’a yıkmanın peşinde. Burada da ilk filmin konusu tekrar edilmiş: Lark Decoy olmakla suçlanan Ethan gene kendisini temize çıkarmakla uğraşıyor. İlk film bunun üzerine kuruluyken Fallout‘ta bu mevzu yan öykü olarak işleniyor. Senaryonun sorunu da serinin ve casus filmlerinin klişelerinden uzaklaşamaması. Gene de filmin kötüleri 2., 3. ve 4. filmdeki kötülerden daha iyi yazılmışlar kanımca. Öte yandan seride “action man” olarak kalan, pek derinleştirilemeyen Ethan’ı bu filmde derinleştirmeye çalışmış McQuarrie. Mesela önceki filmlerde Julia (Michelle Monaghan) nedense es geçilmiş, öyküye dahil edilmemişti, Ethan’ın evliliği umursanmamıştı -halbuki Bond serisinde Bond’un Vesper’ı unutması için birkaç film geçmesi gerekmişti ya da Bourne serisinde Jason, Marie’yi unutmuyordu, karakter derinliği budur-. Bu kez ona on dakikalığına yer veriliyor, hem Julia’lı kabuslar üzerinden hem de “ekibini bir milyon kişiye tercih ettin” durumuyla Ethan’ı derinleştirmeye çalışıyorlar ama Julia’lı sahneler öyküye iyi bağlanamadığı için sırıtıyor. Keza Julia’yla Ethan’ın ilk kez karşılaştıkları sahnenin de iyi yazılabildiğini söylemek güç. Gene de kötü de olsa Julia’yı döndürmek doğru bir karardı, keşke senaryo ve diyaloglar daha iyi yazılsaymış. Bu “bir milyon kişi” mevzusu da iyi işlenmiyor.

M: I serisinin kadın karakterlerle her zaman bir sorunu olmuştu. İlk filmde kadın karakter kötü yazılmıştı, ikincide kadınlık üzerinden espri kasmaya çalışmışlardı, üçüncü filmdeki üç kadın karakter de tek boyutluydu, keza dörtte de öyle. Ama McQuarrie beşincide bunu kırmış, en iyi kadın karakteri/Ilsa’yı yaratmıştı. Bu filmdeyse Ilsa’nın amacı gene bir süreliğine belli olmuyor ama karakterin işlenişi önceki filmdeki kadar iyi değil. Ferguson’ın ekran süresinin azaltılması da kötü olmuş. Keza seriye ilk kez dahil olan Kirby tek boyutlu White Widow karakteriyle harcanmış. Karakterler böyle, sorunlu. Öykü deseniz tüm twistlerin açık edildiği tünel sahnesinden sonra kalite düşüp yukarıda değindiğim bomba klişesine bağlanıyor her şey. Finalde “Amerika’nın gerçek kahramanlarını övelim” deyip övmeye başlamaları da kötü olmuş. Kısacası senaryonun karakterlerden öyküye dek bir dolu sorunu mevcut. Bir de, Cruise’un bu kez tüm aksiyon sahnelerini sahiplenip şov kasması da diğer oyuncuların ekran sürelerinin azalmasına neden olmuş, halbuki diğer karakterleri -bilhassa Ilsa’yı- aksiyonda daha fazla görmek isterdim ama Cruise aksiyon şovunu kimseye bırakmıyor. Gene de aksiyon konusunda aktörü övmemek de olmaz. Mizahın abartılmamış olması, Ethan’ın aksiyonda olmadığı zamanlarda espri kasmamaya çalışmaması da artılar arasında. Teknik açıdan tabii ki sorunsuz. Görüntü yönetmenliği iyi, setler etkileyici, müzikler fena değil (Hans Zimmer’ın müzikleri kopyalanmış gerçi).

Fallout son derece keyifli bir film, lakin ne M: I serisi en iyi casus serisi (2/3/4. filmler kötüyken nasıl olabilir ki?), ne de Fallout serinin en iyisi. Önceki filmin gerisinde kalmış McQuarrie. En basitinden önceki filmdeki opera sahnesi kadar iyi bir sahne yok bu filmde.

kategori:
izlenim

ilgili