
9 – Cloverfield
“Lost” efsanesinin televizyon ve internet dünyasını fena halde sallandığı dönemlerde lanse edilen yeni J.J.Abrams projesi Cloverfield, bize bir nevi felaket filmi izleyeceğimizi haber veriyordu. Ancak “Lost”un 9 bölümünü de yazmışlığı olan Drew Goddard’ın senaryosu, olayı tipik felaket filmi sınırlarından çıkarmış ve yaptığı anlatım tercihi ile felaket filmi klişelerinden bir anda sıyırmış oluyordu. Filmi, yakın dostunun uğurlama törenini çekmek için görevlenen bir gencin elindeki kameradan izliyor ve bu kameranın gözünden dünyayı istila eden bir grup canavarın varlığına tanık oluyoruz. Kamera –yine tipik nedenlerle- bir türlü kapatılmıyor, haliyle biz de apartman boşluklarında, yollarda ve tren raylarında yaramazca karşımıza çıkan ufak yaratıklar eşliğinde korkudan korku beğeniyoruz.
Filmin yukarıda bahsettiğimiz [Rec] ile aynı dönemde çekilmiş olması esinlenme başlıklı tartışmaları gündeme getirse de film yapımcılarının birbirinden habersiz olduğunun öğrenilmesiyle olay tatlıya bağlanmıştı. Her ne kadar korku açısından [Rec]’in daha etkili olduğu savunulagelse de, hareketli kamera, ucundan azıcık gözüken büyük canavar ve en mühimi, üzerine çekim yapılan dolu film kaseti yöntemiyle flashback yapma gibi numaralarıyla Cloverfield da [Rec]’den hiç de aşağı kalır bir tecrübe değildi. [Yazının Devamı]
