Moneyball: Hayatı Tersten Okuyan Adam Billy Beane

Dünya matematiksel bir denklemin “yoksul” formudur; hüznün, aşkın, öfkenin formsuzluğu gibi. Kalemin şefkatiyle bağlı olduğumuz birçok cümlenin içinden çıkan denklem bizi hayatta bedeli kesinleşmiş sonuçlara götürür ancak yine kaotik...

Dünya matematiksel bir denklemin “yoksul” formudur; hüznün, aşkın, öfkenin formsuzluğu gibi. Kalemin şefkatiyle bağlı olduğumuz birçok cümlenin içinden çıkan denklem bizi hayatta bedeli kesinleşmiş sonuçlara götürür ancak yine kaotik ve öznesiz gerçekler bizi karşılar sıkça, matematikten ve diyalektiğin renginden uzaktır. Nettir, sonucu değişmez, duygusu bambaşkadır. Ampirik bilgilerimizin içinden çıkanlar içimizde kocaman bir tortu oluştursa da bazı durumları deneyimler ve yine o sonuçlara ulaşırız. Amaç o durumu deneyimlemek, duyusunu dilimizde hissetmektir. İşte bunların ışığında izledim Moneyball filmini. Bir şahesere bakar gibi bakmadım elbette, sıradışı bir hikâyenin içinde bulmadım kendimi ya da kocaman bir ciğerin en derininden çıkmadı bu film, beni sarsmadı. Çok iyi bildiğim bir hikâyeyi yazıp yeniden tutuşturdu elime. Ancak şöyle bir fark vardı ki hayatta var olan inançlarımızı ne kadar yerle bir ettiğimizi yeniden hatırlattı bana. Benim için bir hatırlatma filmiydi. Hayatın matematiğini çelişik ve bedeli ödenmiş bir şekilde yeniden şekillendiriyordu kahraman Billy Beane!

Billy, Oakland A beyzbol takımının başındaki eski bir sporcudur. Oldukça kısıtlı bütçeyle takımını ayakta tutmaya çalışır, canla başla. Birçok mali soruna rağmen zengin kulüplerle yarış içindedir. Ancak bu kafa tutma durumunu farklı bir tutumla gerçekleştirir. Analitik bazı denklemler üzerinden giden Billy, cesaretin ve hayatı “tersten” okumanın hesaplarını doğru yerde ve doğru şekilde kurmanın derin mücadelesi içindedir.

Yaşlanmış, sporcu kariyerinin son dönemlerini yaşayan, grafiği gittikçe düşen sporcular üzerine bir çatı kuran menajer birçok kişinin red etmesine rağmen bu mantıkta ısrar eder. Politik bir tutum gibi ruhunun her yerinde yaşatır bu duruşu. Buzlu bir camın arkasından bakar herkese. Sakindir, kararlıdır. Teklif götürdüğü sporcular bile Billy’in ne yapmaya çalıştığını anlamaz ancak sonucun doğru ve iyi olacağına inanır. Buna benzer “ters” okumalar da olduğu gibi kimi zaman bir çöküş yaşanır, bir inançsızlık kokusu yayılır etrafa hatta kapkara bir başarısızlık gibi görünür bu duruş. Ancak sonuç Billy için olağan, karşı duranlar için şaşırtıcıdır.

2005 yılında Capote filmiyle Oscar’a aday gösterilen yönetmen Bennet Miller’in kadrajından çıkan Moneyball, eli yüzü temiz, seyirlik bir filmin dışına çıkmıyor. Michael Lewis’in kitabından uyarlanan bu film beyzbola hayatını adamış bir menajerin biyografisi olarak oldukça şık. Film sporla örülmüş bir tür olmasına rağmen adrenalinden ve saha içi heyecandan oldukça uzak. Zaten öykünün temelinde yatan azim ve sabır dolu mücadele sporla arasında bir mesafe oluşturmuş. Hikâyenin temelinde duran olgu spor gibi görünse de bir bakışın saha içi mücadelesi aslında.

En son, The Time Travler’s Wife filmiyle adından söz ettiren müzik adamı Mychael Danna bu başarı hikâyesinin temposunu ayakta tutan en önemli görünmez adam. Müzikleri ile bir tarafınız filme ısınırken bir tarafınız da “hayır, bu darbeli bir başarı hikâyesi” diyor. Seyircinin kaderi bu tarz hikâyelerin anlatıldığı birçok film için bunun dışına çıkmıyor. Teknik açıdan oldukça başarılı olan film hikâye ile seyirci arasında zayıf bir kontak kuruyor. Yönetmen olayları ince ince işlese de olacakları tahmin etmek hiç de zor değil. Vasatın üstünde bir oyunculuk çıkaran Jonah Hill’in durumu Brad Pitt’inkinden daha parlak. Kenarlara sıkıştırılmış esprili diyaloglar filmin sıkıcılığını azaltmamış ne yazık ki. Her ne kadar izlerken asla tüh deditmeyen, hırslı bakışı ile hiç sırıtmayan bir Brad Pitt izlesek de bu filmde sıradışı bir performans sergilemiyor; tabiri caiz ise gölgede kalıyor. Tüm bu olumsuzluklarına rağmen hayatı, sporu, durumu tersten okuyan bir adamın sakin hikâyesini izlemek için iyi bir tercih olabilir vesselam.

kategori:
izlenim

ilgili