Moneyball: Kazanma Sanatına Matematiksel Çözüm

Kazanma Sanatı (Moneyball) itiraf etmeliyim ki diğer spor ile ilgili çekilmiş otobiyografik filmlerden ayrı tutulabilecek nadir güzel filmlerinden biri. Çünkü karşımızda yabancı bir kültürün ürünü olan bir sporun, hiçbir...

Kazanma Sanatı (Moneyball) itiraf etmeliyim ki diğer spor ile ilgili çekilmiş otobiyografik filmlerden ayrı tutulabilecek nadir güzel filmlerinden biri.

Çünkü karşımızda yabancı bir kültürün ürünü olan bir sporun, hiçbir kuralını bilmeden, geçmişini bilmeden, dünyanın neredeyse yarısının bir kez olsun bu oyunu açıp izlemediğini varsayarsak, Steven Zaillian (Schindler’s List) ve Aaron Sorkin’in (The Social Network) gibi iki mükemmel senaryo yazarı, yine ellerindeki malzemeyi diğer tüm kalıpların dışında tutatak klasikleşebilecek bir hikaye ortaya koymuşlar. Böyle söylememin sebebi ise diğer birçok filmdeki hikayenin aksine, bize hikayenin teknik ve matematiksel yönünden çok anlatılan kişinin hayatındaki bu dönüm noktasına, bütün kuralları nasıl altüst ettiğine yoğunlaşarak diğer filmlerdeki gibi seyircinin üzerine oynanan duygusal sahneler ve benzeri yaklaşımları sterilize ederek filmi daha gerçekçi ve izlenebilir kılıyor olması. Filmde bizi heyecanlandıran ne heyecanlı maç sahneleri, ne son sayılar, ne de tam kaybederken birden kazanılan maçlar. Filmde bizi heycanlandıran, içine çeken şey Oakland A’s takımının genel yöneticisi Billy Beane’in şimdiye kadar yazılıp, çizilen beyzbol tarihini nasıl değiştirdiği oluyor.

Billy Beane iyi koşuyor, yakalıyor, atıyor, vuruyor ve oynuyor. Seçmelerde antrenörlerin dikkatini böylesine çekmesinin sebebi de budur. Çünkü ilgilendikleri gençlerin çoğunda bu özelliklerden bir ya da ikisi oluyor, geriye kalan yeteneklerden belki de bir tanesi antrenörlerin geliştirmesi ile oluyordur.

Antrenörlerin ailesi ile görüşme yaptığı sırada hatırı sayılır bir meblağ transfer ücreti sunması, Billy’nin ailesinin seçimi kendisine bırakması ve Billy’nin Stanford üniversitesini tam burslu kazanmışken beyzbol mu yoksa kariyer için gideceği üniversite mi gibi kararsız anları flashback’ler ile izlerken düşünmemize sebep oluyor. Çünkü ne beyzbolu ne de üniversiteyi seçebilmiştir kendisi. Bu iki durumun açığını ise Oakland A’s takımının genel yöneticiliğini yaparak kapatıyordur.

Oakland A’s sahibi elindeki has oyuncuları satarak bütçelerini artırmak niyetindeyken bir yandan da yönetici Billy Beane’in giden adamların yerine alacağı adamlar için sunduğu bütçeyi vermemektedir. Bunun üzerine Billy Beane yönetim toplantısında yeni tanıştığı beyzbola tamamen istatistiksel yaklaşan iktisat mezunu Peter Brand’i yanına alarak giden oyuncuların yerine kendi alanında eskiden ün yapmış, beyzbolu bırakmış ya da gece hayatı yüzünden medya tarafından dışlanan oyuncuları toplayarak yeni bir takım oluşturur. Hangi oyuncunun nerede oynadığı, nerde başarılı olduğu gibi teknik detayları bilgisayar ve tablolarda geliştirdikleri yöntemler ile bir nevi işin matematiğine kaçan bu ikili her ne kadar yönetimde bulunan danışmanların tepkilerini alsalar da, ilk başlarda yerlerde sürünen bu takım 103 yıllık amerikan ligi tarihinde üstüste 20 galibiyet alarak emsali görülmemiş bir başarıya imza atar.

Bennett Miller’ın 2005 te Capote (ki ilk filmi olmasına rağmen şahane bir işçilik çıkarmıştır) filminden sonra çektiği ikinci film olan Kazanma Sanatı (Moneyball), mükemmel senaristlerin elinden çıkarak Bennett Miller’ın elinde hayat bulmuş bence. Bratt Pitt her zamanki gibi üst düzey oyunculuğunu sergiliyor. Genellikle teenage amerikan komedi filmlerinin vazgeçilmez yüzü olan Jonah Hill ise olması gereken oyunculuğunu sergilemiş. Sanırım yönetmen ilk filminde başrol verdiği Philip Seymour Hoffman’dan vazgeçememiş olacak ki, ikinci filmi olan Moneyball’da takımın teknik direktörü rolünde kısa kısa izliyoruz kendisini. Kim bilir belki de ileride fetişist oyuncusu olarak diğer filmlerinde de görürürüz.

Kısacası teknik detaylarla kafa bulandırmayan,duygusal ve içten bir sona sahip Moneyball, aldığı IMDb puanını kesinlikle sonuna kadar hakediyor.

kategori:
izlenim

ilgili