Morgan: Ex-Machina+Hanna+Alien+Bourne Kopyası Bir Bilimkurgu

Scott ilk filminde vasata bile ulaşamıyor...

Dikkat! Spoiler içerir.

Ridley Scott’ın çocukları, Francis Ford Coppola’nın hanedanı gibi sırayla sinemaya geçiyorlar. Önce Scott’ın oğlu Jake Scott (Welcome to the Rileys) yönetmenlik koltuğuna oturdu. Sonra kardeşi Jordan Scott (Cracks) sinemaya geçti. Bir süredir film çeken bu iki kardeşten sonra Luke Scott da sinemaya geçti. Fakat Luke Scott’ın ilk filmi Morgan ne yazık ki hem pek çok filmin kopyası olmaktan kurtulamamış, hem de vasatın altına inmiş bir film.

Scott elindeki epey kötü senaryoyla nasıl yapmışsa iyi bir oyuncu kadrosu oluşturmuş. Kate Mara ve Anya Taylor-Joy’un başrollerini üstlendiği bu bilimkurgu filminde Rose Leslie, Boyd Holbrook, Toby Jones, Michelle Yeoh, Brian Cox, Jennifer Jason Leigh gibi tecrübeli oyuncular kısa bir süre görünüyorlar. Tabii insan, filmi izleyince böylesi bir kadronun böylesi bir senaryoyu neden kabul ettiğini de sorguluyor. Scott, Morgan‘da Bourne, Ex-Machina, Alien gibi filmlerin izinden gidiyor (daha ziyade bu filmleri kopyalıyor) ama bir türlü filmini özgün sulara çekemiyor, oyuncularından yararlanamıyor, daha önemlisi Alien‘ın izinden giderken Alien-vari atmosferi oluşturamıyor. Scott’ın yönetmenliği vasat ama Seth W. Owen’ın kaleme aldığı senaryo her açıdan dökülüyor.

morgan-dom-df-02829_r_rgb-0Ridley Scott’ın klasik filmi Alien‘da astronotlar bir süre sonra uzay gemisinde bir yaratığın dolaştığını fark edip sırayla bu yaratığa yem olurlar. Morgan da hem mekân tasarımı olarak, hem atmosfer, hem de konu olarak Alien‘ı takip ediyor. Alien‘daki kimsenin görmeyeceği ve duymayacağı uzay gemisi burada ormanlık alandaki bir tesise, astronotlar bilim insanlarına, astronotları öldüren yaratık aynı güdüyle hareket eden bir yapay zekaya dönüştürülmüş. Alien‘daki kötü kapitalist şirketse değiştirilmeden alınmış. Dediğim gibi Scott babasının filmini kopyalıyor ama babası kadar yetenekli olmadığından mıdır nedir, Alien‘daki gerilimli, tırnakları kemirten atmosferi filmine taşıyamamış. Alien‘ın şablonlarıı az biraz değiştirerek filmine taşıyan Scott dövüş sahnelerinde de Bourne filmini kopyalıyor. Aynı kesmeler, aynı açılar, aynı dövüşler. Geçen yılın başarılı filmlerinden Ex-Machina‘dan da epey yararlanılmış. Ama bana Ex-Machina‘dan çok Hanna‘yı hatırlattı. Saoirse Ronan’lı Hanna ormanlık bir alanda, dünyadan izole olmuş bir şekilde büyütülen Hanna’nın önüne geleni ve en sonunda böyle olmasına neden olan kadını -bir nevi yaratıcısını- (Cate Blanchett) öldürmesini anlatıyordu. Scott ve Owen ikilisi bu filmi de aynen kopyalamışlar. Morgan kendisine beş yıl boyunca iyi davrananları dahi öldürüyor.

morgan-movie-anya-taylor-joyKısacası Morgan; bir tane bile özgün tarafı olmayan, başka filmlerin önemli taraflarını (Bourne‘un klasikleşen dövüşlerini, Hanna‘nın olay örgüsünü, Alien‘ın şablonlarını, Ex-Machina‘nın robotunu) kopyalayarak ayakta durmaya çalışan, Frankenstein‘dan beri anlatılagelen öyküyü biraz bile değiştirmeden anlatan bir bilimkurgu filmi. Fakat filmin rahatsız etmesinin nedeni bu filmleri kopyalaması değil, inandırıcılıktan milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki karakterleri, karakterlerin birbirleriyle ilişkileri ve diyaloglar. Bilimkurgu filmlerinde saçmasapan bir şekilde davranan bir karakterin olmasına alışığım da filmdeki tüm karakterler salak olunca rahatsız olmamak zor. Bakınız, Morgan doktoru (Giamatti) hunharca bir şekilde katletmesine rağmen halen ona melek muamelesi yapılıyor. Bu karakterlerin bu salaklıkla yapay zeka üretmelerine şaşırmamak zor. Morgan’ın neden bozulduğu ya da yoldan çıktığı da doğru dürüst anlatılmıyor. Sahnelere bakarsak, bütün sahnelerin mantık hatalarıyla ve inandırıcılık problemleriyle dolduğunu görüyoruz. Mesela hepsi Morgan’ı öldürebilecek noktada olmalarına rağmen öldürmemeleri karakterlerin salaklığından ziyade senarist ve yönetmenin vasatlığından kaynaklanıyor. Siyahi eleman, Morgan’ı rahatça vurabilecek durumda ama vurmuyor, Lee (Mara) de vurabilecekken vuramıyor, keza onca ölümden sonra Skip (Holbrook) Morgan’ı hemen vurmalıyken ona “Sakin ol dostum” demeyi tercih ediyor, Amy’e (Leslie) hiç değinmeyeyim. Tabii ki Morgan vurulmayacak ama karakterlerin Morgan’ı on kez öldürebilecekken öldürmemeleri, onca vahşi ölümden sonra bile karaktere canımlı cicimli seslenmeleri filmin inandırıcılığını ve oluşturulmaya çalışılmış ama başarılamamış atmosferi daha da zedeliyor.

Daha fazla uzatmayayım. Scott daha ilk filminde vasatın altında bir performans ortaya koyuyor, ilerisi adına hiç heyecanlandırmıyor.

kategori:
izlenim

ilgili