mother! veya Yaratılışın Terennümleri

Aronofsky'nin mother!'ının temelleri...

mother! ile ilgili değil ama yaratılış hakkında spoiler içerir…

“Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi. Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O’nsuz olmadı. Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı.” (Kitab-ı Mukaddes / Yuhanna 1-5)

Önce Tanrı yalnızdı. Sonra evreni yarattı. Ve sonra Dünya’yı. Yarattıklarına yuva olsun diye var etti Dünya’yı. Dünya, Tanrı ile uzun ve mutlu yıllar yaşadı. Çünkü Tanrı onu seviyordu. Ta ki birden Adem ortaya çıkıncaya dek. Artık yalnız değildiler. Ve Tanrı, Adem ile ilgileniyordu. Dünya kendini yalnız hissediyordu.

“Madem kulunuza konuk geldiniz, bırakın size yiyecek bir şeyler getireyim. Biraz dinlendikten sonra yolunuza devam edersiniz.”
Adamlar, “Peki, dediğin gibi olsun,” dediler.” (Kitab-ı Mukaddes / Yaratılış)

Dünyanın kapısını sonra Havva çaldı. Giderek ev kalabalık oluyordu. Dünya mahremiyetinin ihlalinden hoşlanmıyordu.

“Adem karısına Havva adını verdi. Çünkü o bütün insanların annesiydi.” (Kitab-ı Mukaddes / Yaratılış)

Havva, Adem gibi değildi. Meraklıydı. Tanrı’nın en çok önem verdiği şeyi Adem ile birlikte ondan aldılar. Tanrı çok kızdı. Cennetin kapısını onlara kapattı. Gene de evde kalmalarına izin verdi.

“Adem, ‘Yanıma koyduğun kadın ağacın meyvesini bana verdi, ben de yedim’ diye yanıtladı.” (Kitab-ı Mukaddes / Yaratılış)

Sonra Habil ile Kabil ortaya çıktılar. Dünya bu kalabalıktan hiç hoşlanmıyordu. Gürültücü insanlardan onların bozgunculuğundan nefret ediyordu. Onlar kırıp döktükçe onarmak daha da güçleşiyordu. Çünkü her yeri o onarmış dizayn etmişti. Tanrı bu gürültüden rahatsız görünmüyordu.

“Kabil kardeşi Habil’e, ‘Haydi, tarlaya gidelim’ dedi. Tarlada birlikteyken kardeşine saldırıp onu öldürdü.” (Kitab-ı Mukaddes / Yaratılış)

İlk cinayetti bu ve çok üzgündü, korkmuştu. Cinayette akan kanın lekesi hiç çıkmayacaktı.
Tanrı insanlardan vazgeçmiyordu. Çünkü;

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.“ (Kuran-ı Kerim, Zariyat 56)

İnsanların sayısı artık o kadar çoktu ki, baş edemiyordu onlarla… Tanrı mutlu ve affediciydi.

“Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.” (Müslim, Tevbe, 9, 10, 11)

Dünya anlamıyordu artık, bu kalabalık, bu çılgınlık bu gürültü onu çıldırtıyordu. Tanrı gene de sabırlıydı ve anlayışlıydı.

“Bütün âdemoğulları günahkârdır, günahkârların en hayırlıları ise tövbe edenlerdir.” (İbn Mâce, Zühd, 30)

Sonra bebek doğdu. Tanrı onu istedi. Oğlunu insanlığa kurban olarak sundu. İnsanlar etini yedi, kanını içti (ekmek-şarap ayini).

“Mesih İsa’ya vaftiz edildiğimizde, hepimizin O’nun ölümüne vaftiz edildiğimizi bilmez misiniz?” (Kitab-ı Mukaddes / Romalılar)

“İsa ile kurban, aniden vahşetine yeniden kavuşur; linç olarak yeniden ortaya çıkar. Aynı zamanda kurban dairesi tamamlanır, çünkü İsa’nınkinden sonra kurbanın sürekli anılması dışında hiçbir kurban töreni gelmez: kan dökmekten kaçınan Aşai Rabbani, şarap ve ekmek ayini hariç.” (Roberto Calasso / Ka)

Dünya buna artık dayanamadı. Yandı. Kıyamet koptu. Kimse kurtulamadı.

“Allah, şöyle der: ‘Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin.'” (Kuran-ı Kerim, Araf 38)

Sonra Tanrı yeniden yarattı, hayat verdi. Sevilmek istedi. Yaratılış bir döngü müdür?

Çünkü Hz. isa’nın son sözleri “Baba onları affet, onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar,” olmuştu.

Ya mother! O affedecek miydi?

kategori:
izlenim

ilgili