My Week with Marilyn: İlk Aşk Gibi

Marilyn Monroe, dönemin dev oyuncusu  Sir Laurence Olivier ile film çekmek için Londra’ya gelir. Yardımcılarının dışında yanında yeni evlendiği ünlü oyun yazarı Arthur Miller da vardır. Bunların öncesinde biz,...

Marilyn Monroe, dönemin dev oyuncusu  Sir Laurence Olivier ile film çekmek için Londra’ya gelir. Yardımcılarının dışında yanında yeni evlendiği ünlü oyun yazarı Arthur Miller da vardır. Bunların öncesinde biz, Colin adlı gençle ve onun sinemaya olan tutkusuyla tanıştırılırız. Herkes gibi o da Marilyn’i hayranlıkla izlemektedir. En büyük arzusu da o ya da bu şekilde sinema sektörünün içinde yer almaktır ve alır. Hatta kısa sürede L.Oliver’in Marilyn ile çekeceği  Prens ve Dansçı Kız filminde 3.yönetmen yardımcısı olur. Aslında bu iş L.Oliver’in getir-götür işlerini yapmaktan öte bir iş değildir. Ancak Laurence Oliver ile ilgili tüyolar almak isteyen Marilyn Monroe’nun kendisine yakınlaşmasını sağlayacak bir iştir aynı zamanda.

Filmin sebebi mevcudiyeti  M.M. Fenomeni’ne açıklık kazandırmak olmuş ve bu iddiasını da başarmış. Başarısının altında (M.M.nin gel-gitli ruh hallerini Michelle Williams’ın inanılmaz oyunculuğuyla yansıtabilmesini ayrı bir yere koyarak) başta genç aşık Colin olmak üzere yukarıda isimleri geçen şahısların Marilyn ile ilgili bir algıyı yansıtan ayna işlevinde kullanılmış olması yatıyor.Söz konusu olan algı, karakterler üzerinde “ilk aşk” ve türevlerinin yarattığı türden etkiler bırakıyor.Nasıl ki “ilk aşk” mefhumu, taraflarına yaşanırken dahi gerçeküstücü bir hava teneffüs ettiriyorsa;  filmde de Marilyn, neredeyse adımını attığı her yerde insanlara böyle bir havayı solutuyor. Özellikle de Colin ile ilişkisi bağlamında bu duruma defaatle tanık oluyoruz-düşünsenize, alelade birisi olarak bir pubda oturuyorsunuz ve arkanızda birden M.M. beliriyor.

İlk aşk ve türevleri demiştik ya; işte Laurence Olivier’den yansıyan ise daha çok türevine tekabül ediyor. Colin’e yaptığı itiraf ile kendisi gibi Royal Court Tiyatrosu kökenli, eğitimli bir oyuncunun Marilyn gibi daha çok fiziği ile öne çıkan alaylı bir oyuncuyla çalışmak istemesinin nedeninin ondan bir nebze de olsa alacağı taze kan olduğunu öğreniyoruz. Onun için Marilyn, kurumsallaşarak ehlileşen ve ancak böyle olarak kabul görebilen her türlü oluşumun ötesinde bir kendiliğinden varoluşun simgesidir.

Arthur Miller ile evlenmesinin gerekçelerini algıladığımızda ise bakış açımızı M.M. tarafına kaydırmamız gerekiyor. O, dünyaca kabul gören tiyatro yazarı Arthur aracılığıyla saygınlık kazanmak istemekte ve insanları sadece eğlendirebilen bir popüler kültür oyuncağı olmak istememektedir.

Her iki taraftan da bakabilmemizi sağlayan My Week with Marilyn, aslında iki tarafında algıladığı şeylerin birer yanılsamadan ibaret olduğunun altını iyice çiziyor. Ve geçtiğimiz asrın en büyük popüler kültür ikonlarından biri olan Marilyn Monroe ile aramızdaki ilişkinin adını koyuyor: İlk aşk gibi…

kategori:
izlenim

ilgili