Nowhere Boy: Lennon’ın Anneleri…

John Lennon’ın gençlik çağının anlatıldığı filmi festival kapsamında izlemiştim. Baktım ki sevdiğim müzik gruplarıyla ilgili filmler fazlalaşıyor bahsetmeden geçmeyelim, bir diğerinden de haber vereyim istedim. Nowhere Boy’u izlerken en...

John Lennon’ın gençlik çağının anlatıldığı filmi festival kapsamında izlemiştim. Baktım ki sevdiğim müzik gruplarıyla ilgili filmler fazlalaşıyor bahsetmeden geçmeyelim, bir diğerinden de haber vereyim istedim.
Nowhere Boy’u izlerken en başta Beatles dönemine girmeyen bir John Lennon filmi nasıl olur dedim kendi kendime, meğer bu bir Lennon’u anlama, hangi şarkıyı kime yazdığına ayma filmi-imiş. Filmin başarısı da burada gizliymiş. Bu bir “şöhret basamaklarını çıkmadan önce “neydi, ne oldu?” filmi değil.

Hayal edin…
Kitlelerin sevgisini kazanan Lennon’un, aslında kendisinin sevgiye ne kadar ihtiyacı olduğunu…

Lennon, 15 yaşında. 5 yaşından beri Liverpool’un bir banliyösünde teyzesi Mimi ve eniştesi George ile görüntüde huzurlu bir hayat yaşarken, eniştesinin ani ölümüyle evdeki dengeler bozuluyor. Teyzenin fazla kontrollü ve ciddi oluşu, evde paylaşılması gereken acının bile yaşanmamasına sebep oluyor ve haliyle Lennon önce zihin olarak sonra da bedenen evden uzaklaşıyor.

Lennon tipik bir öğrenci hayatı yaşayan devamlı birileriyle alay eden, okulu kıran, sigara içen bir ergen, bir gün annesini keşfediyor ve -çok yakındaki- evinin kapısını çalma cesaretini gösteriyor. Julia, oğlunu büyük bir sevinçle karşılıyor ve hatta bana kalırsa ilişkileri anne-oğul için bir parça romantik bile görünüyor. Beraber geziyorlar, müzik dinliyorlar, gitar çalıyorlar… Tabi bu yakınlaşma, Mimi Teyze tarafından fark edilmesiyle travmatik bir boyut kazanıyor. Bir süre sonra genç Lennon’ın geçmişini sorgulamasına sebep oluyor…

Lennon, McCartney’le dertleşen annesine soruyor:
“McCartney’s mum, “She had cancer. What’s your excuse?””

Woods, Lennon’un hayatındaki iki kadına ne iyi ne de kötü demiş, biri 1950lerin İngiltere’sinin sert ciddi kadını, diğeri de tam tersi 60ların ruhuna sahip bir hedonist.

Lennon’un aile yaşamına odaklanan filmin genel akışı içinde Beatles’ın altyapısını oluşturan elemanlarla tanışmamız, (Paul McCartney, George Harrison) dönemin rock’n’roll ruhu, Elvis’in müziğinin, hatta saçının bile taklit ediliyor oluşu (ki bence J.lennon bunu Elvis’e bayıldığından değil annesini mutlu etmek için yapmış) gayet doğal anlatılmış.

Lennon severler hayatını biliyordur gerçi ama olsun biz yine de filmin büyüsü bozmayalım, nasıl bittiğini söylemeyelim. Lennon’un hayatındaki bu hanımlarla nasıl başa çıktığını siz keşfedin.

Filmin sitesi:
http://www.nowhereboy.co.uk/

Filmin, Lennon’ın üvey kardeşi Julia Baird’in kitabına dayanan senaryosu, Control’ün senaristi Matt Greenhalgh tarafından yazıldığını da belirtelim.

Lennon, Nowhere Boy şarkısı için demiş ki,
”Bir akşam oturmuş delirmiş bir halde, bir şarkı yazmaya çalışıyordum. farklı ve güzel olsun istiyordum. Beş saat başka hiçbir şey düşünmeden kendimi paraladım ve en sonunda yorgunluktan olduğum yere yıkılıp kaldım. Yerde uzanırken birden kendimi bir “hiç adam” olarak gördüm. Neydi tüm bunlar? Ve birden şarkı orada çıkıverdi”

Yazının başında bahsettiğim haberlere ise şuradan ulaşabilirsiniz…

kategori:
izlenim

ilgili