Objektiflikten Uzak: 5 Maddede “La Casa De Papel Neden İyi Bir Dizi Değil”

Subjektif değerlendirmelerle günümüz sinema ve TV dünyasındaki yapımları inceliyoruz.

Selamlar sevgili Bakiniz.com okurları. Yeni yazı dizimise hoş geldiniz. “Objektiflikten Uzak”  altındaki yazılarda, tamamen öznel bir bakış açısına sahip bir şekilde, yapımları bazen yerip, yerin dibine sokacağız, bazen de övüp, arşa çıkaracağız.

Bu yazı serimizin ilk konuğu olarak ise 3 Nisan tarihinde, 4. Sezonu ile geri dönen İspanyol dizisi “La Casa De Papel” yer alıyor.

Netflix’e yüklendiği anda bir infial yaratacak kadar çok izlenen, sosyal medyada günlerce üzerine konuşulacak kadar beğenilen “La Casa De Papel”in neden iyi bir yapım olmadığına değineceğiz.

Bu yazıda, diziyi henüz seyretmeyen bireylere Spoiler olabilecek öğelerin yer aldığını da belirterek yazımıza geçebiliriz.

1- Karakterlerin İki Boyutlu Olması

La Casa De Papel’de, yaratılmış karakterlerin motivasyonu, geçmiş ile ilişkileri, tam olarak bu soygun işinde neden yer aldıklarına dair pek bir bilgiye sahip değiliz. Bu bilgi eksikliği, bizim karakterlerle daha sıkı bağ kurmamıza engel olmasının yanı sıra beraberinde karakterlerin olası dönüşümünü tam olarak benimseyememize yol açıyor.

2- Klişeler Üzerine Kurulu Olması

Dizi, diğer soygun filmlerine kıyasla bizlere yeni bir bakış açısı sunmamasıyla birlikte yeni bir anlatım dilinden de uzak bir biçimde karşımıza çıkıyor. Örneğin; Rehine temalı filmlerde görmeye alışık olduğumuz stockholm sendromu’na bu dizide yine yer veriliyor.

3- Mantık Sınırlarını Zorlayan Sahnelerin Fazlalığı

Dizideki soygun planının temelde sağlam olmamasından ötürü bazı kötü sahneler ile karşılaşabiliyoruz. Örnek verecek olursak; Tokyo karakterinin birtakım olaylar sonucu darphanenin dışında kalması ve bir süre sonra tekrardan darphaneye girmeye çalıştığı sahne, gözlerimizden kan akıtacak derecede kötü yazılmış ve kötü çekilmiş. O sahneyi gözünüzün önüne getirdiğinizde birçok polisin, keskin nişancının arasından bu kadar rahat bir şekilde darphaneye motosikletle girdiği sahne, gerçek manada akıl sınırlarını zorluyor.

4- Arabuluculuk Mesleğinin Kötü Bir Biçimde İşlenmesi

Dizinin bir soygun dizisi olmasının en büyük ve haklı nedeni, soygunun kısmen başarıya ulaşmasıdır. Lakin bu soygunun başarıya ulaşmasının en büyük sebeplerinden birinin arabuluculuk mesleğinin gerektirdiği hemen hiçbir adımın izlenmemesi. Elbette ki arabuluculuk meselesi, Profesör’ün, Raquel’i manipüle ettiği gerçeğini göz önünde bulundurmadan ele almayacağım ama buna rağmen sağlıklı bir iletişimin kurulamamasından ötürü soygunun başarıya ulaştığı gerçeğini de göz ardı etmemek gerekir.

5- Dizinin İki Sezonun Ardından Tekrardan Yayın Hayatına Dönmesi

Dizinin bir soygun dizisi olarak başlamasıyla birlikte soygunun kısmen başarıya ulaşmasının ardından bitmesi gerekirdi. Lakin böyle olmadı ve dünyanın en onurlu soyguncuları ile karşı karşıya olduğumuzu fark ettik.

Bir dakikalığına sizi olayları düşünmeye davet ediyorum. Bu soygunu yapmalarının tek nedeni para olmasına rağmen, soyguncuların akıl almaz derecede erdemli davranmaları umarım gözlerden kaçmamıştır.

Soyguncuların, Rio’yu düştüğü durumdan kurtarmak için tekrardan bir araya gelmeleri aslında ne kadar vefalı olduklarını gözler önüne serse de, ortaya gerçeklikten uzak bir görüntünün çıktığını da söylemeden edemeyeceğim.

Bu yazıda, La Casa De Papel’in aslında neden iyi bir dizi olmadığına değindik. Daha fazla madde alt alta sıralayıp görüşümüzü perçinleyebilirdik lakin bu maddelerinde yeterli olduğu kanaatindeyiz.

Yukarıda yazdığımız yazıya katılmadığınız noktalar, veyahut ta farklı bir argüman ile yapısal bir eleştiride bulunmak istiyorsanız yorumlarda sizleri bekliyoruz. Keyifli okumalar.

kategori:
izlenim

ilgili