Onur Ünlü Röportajı

Onur Ünlü ile enine boyuna bir röportaj...

Onur Ünlü ismini Google’da ilk kez aratmamız Polis filmiyle olmuştu. Polis’ten önce neler yazdığını, neler çizdiğini öğrenmemiz ve bir sonra yapacağı işi heyecanla beklemeye başlamamız da aynı tarihe tekabül eder. Bu yaratıcı kişilik verdiği röportajlarla, seminer ve katıldığı programlardaki üslûp ve demeçleriyle sinefilleri tavlamıştı. Artık hepimiz yeni filmini bekliyorduk. Sonrasında duyduk ki, Sinan Çetin keşfetmiş bu yaratıcı kalemi ve Platofilm bünyesinde Çocuk diye bir film çektiğini duymamızla, filmin gösterime girmesi bir oldu. Bir de apartopar gittik-seyrettik fakat teknik sorunları bir yana, Polis’le tavladığı bizleri hayalkırıklığına uğratan bir film olduğunu üzülerek gördük.

Gel zaman git zaman duyduk ki 7 kasımda yeni bir filmi geliyormuş: Güneşin Oğlu. Polis’te bizi heyecanlandıran, sinemaya yeni açılımlar getiren nüveleri bulmayı umduğumuz yeni bir Onur Ünlü filmi. Konusundan, oyuncu kadrosundan önce yapım şirketine bakıyoruz ister istemez. EflatunFilm ismini görünce derin bir oh çekiyor ve filmin oyuncularına, konusuna geçiyoruz. Kimler yok filmde: Onur Ünlü’nün tabiriyle ‘baba adam’ Haluk Bilginer, Özgü Namal, Köksal Engür, Bülent Emin Yarar, Hümeyra… Konusunu okuyunca merakımız iyiden kabarıyor ve bu gerçeküstü yapının yaratıcısının eposta adresini aramaya koyuluyoruz; buluyoruz da. Sağolsun o da bizi kırmıyor. Yanıtlar gelince yanlış bir şey mi yaptık acaba diye şüpheye düşüyoruz; çünkü yanıtları bize biraz sabırsız, biraz keskin, biraz nüktedan, biraz da bitiriverme havasında gibi geliyor. Sonra aklımıza onun senaryo yazmak haricinde yaptığı tüm işlerden sıkıldığı geliyor; teselli etmeye çalışıyoruz kendimizi.

Bu filmde kadro epey genişlemiş. Oyuncuların çalışmak istediği bir yönetmen olduğunuz oldukça aşikar. Neyinize tav oluyorlar?
Karakaşıma, kara gözüme. Bir de galiba senaryoya…

Güneşin Oğlu’nu yazarken ve çekerken nasıl bir sinema seyircisi tasarladınız?

Bir seyirci tasarlamadık. Biz filmlerimizi seyirci için yapmıyoruz. Seyrettiğimizde kendi hoşumuza gidecek filmler yapmaya çalışıyoruz. Seyirci filmi sever ya da sevmez. Buna müdahale edemeyiz.

Seyirciyi nasıl bir gerçeklik bekliyor Güneşin Oğlu’nda? Polis’teki gerçekliğe paralel bir durum var mı? Yoksa yeni bir atmosfer mi yaratıyor Güneşin Oğlu?

Her film doğal olarak kendi atmosferini dayatır. Bu filmin de kendine has, Polis’ten farklı, hatta çok farklı bir atmosferi var.

güneşin oğlu

Aynaya bakınca, ilkin aynayı gören Özdemir Asaf’ın düsturuyla bir derdi var mı filmin? Sloganı akıllara bu sözü getiriyor ister istemez.

Özdemir Asaf’ın mezkur şiirini bilmiyorum. Dolayısıyla da oradaki düsturla bir ilgisi olmadığını söyleyebilirim.

Onur Ünlü de kendi alışkanlıklarını yaratacak mı seyircide? Mesela bu filme de tepki gösterecek miyiz? Ya da içine girmekte sıkıntı yaşayacak mıyız?

Bu sorunun yanıtını ben nereden bilebilirim ki? Ben filmi izlerken zorlanmıyorum. Hatta, montaj sürecinde belki yüz elli kere filan izlemiş olmama rağmen hâlâ çok eğleniyorum. Neticede film benim filmim olduğuna göre kuralları ben koyarım. Seyirci bu kurallara uyar ya da uymaz; saygı gösterir ya da göstermez; filme katılır ya da katılmaz; bilemem.

(Onur Ünlü’ye göre) Haluk Bilginer kimdir?

Baba adamdır…

‘Gerçek’ çok mu sıkıcı? Gerçeği yansıtmayı kendilerine dert edinmiş sinemacıların yaptıkları işleri nasıl buluyorsunuz?

Sıkıcı buluyorum. Üstelik hiç kimsenin gücü gerçeği yansıtmaya yetmez. Gerçek çok kazık bir sorudur. Emin olun, bir şekilde cevabını bulan da kimseye söylemez. Ayrıca illâ ki gerçek bir şeyler izlemek istesem maça giderim, niye sinemaya gideyim?

güneşin oğlu 2

Senaryo yazarken ‘Ah Muhsin Ünlü’nün işinize karışmasına izin veriyor musunuz? (Onur Ünlü’nün, Ah Muhsi Ünlü ismiyle çıkardığı şiir kitabına istinaden)

Sizi hayal kırıklığına uğratmak istemem ama ben şizofren değilim. Dolayısıyla Ah Muhsin Ünlü diye birisi de yok. Binaenaleyh, işime de karışamaz.

Çekim öncesi hazırlıkları yapan da yönetmen; sette çekimi yapan da… Siz hangi yönetmen rolünü daha çok seviyorsunuz?

İkisini de sevmiyorum. Ben en çok senaryo yazmayı seviyorum.

Çocuk filmi neydi? Aceleye gelmiş hissi yarattı bizlerde. İleride Onur Ünlü onuncu filmini çekerken mesela, filmografisinde nasıl bir yer işgal edecek?

Bunu ileride göreceğiz, bekleyelim.

Eflatun Film’den başka yönetmenlerin filmleri de çıkacak mı?

Gayretimiz bu yönde. İnşaallah.

Aynı zamanda TürkMax’ta bir de dizi çekiyormuşsunuz; yine Haluk Bilginer’le. Bu diziden kısaca bahseder misiniz? Senaryosu size mi ait? (dizinin yayını başladı; ismi Nerede Kalmıştık)

Senaryosu bana ait değil. Bir İspanyol sit-com’dan uyarlama. Bir sit-com’dan uyarlama olduğu için de kendisi de bir sit-com. Yine şükür ki çok iyi oyuncularla çalışıyorum, bu yüzden her şey gayet iyi gidiyor.

Dizi yönetmenliğine de sinemaya yaklaştığınız gibi mi yaklaşıyorsunuz?

Pek sayılmaz. İkisinin de yeri ayrı… Ne bileyim işte…

Çekmeyi hayal ettiğiniz ve fakat büyük bir bütçe gereken, ilerisi için beklediğiniz projeleriniz var mı?

Hayal ettiğim şeyleri birer birer çekiyorum çok şükür. Neticede nasıl olsa düşündüğüm her şeyi yapmam mümkün olmayacak. Niye bunun için hayıflanayım.

kategori:
söyleşi

ilgili