Onur Ünlü ve Mahdumlarının İç Burkan Hikâyesine Dair Çok Kişisel Bir Yazı

Türk sinemasının Auteur yönetmeni Onur Ünlü, son filminde, bize zengin hayal dünyasının kapılarını daha geniş açmış fakat bu uğurda sağlığını sekteye uğratmış. Demek ki ne oluyormuş; Türkiye’de sinemacı olacaksan,...

Türk sinemasının Auteur yönetmeni Onur Ünlü, son filminde, bize zengin hayal dünyasının kapılarını daha geniş açmış fakat bu uğurda sağlığını sekteye uğratmış. Demek ki ne oluyormuş; Türkiye’de sinemacı olacaksan, yönetmen koltuğuna poponu sereceksen, kelleyi de ufaktan koltuğunun altına almayı bilmek gerekiyormuş.

Celal Tan ve Ailesinin Acıklı Hikâyesi’nin galasına ve dolayısıyla filmi izlemeye doğru giderken zihnim bulanık keyfim kaçıktı. Küçüklükten kalan bir alışkanlıkla canım hep çok sıkkın olduğunda sinemaya gitmeyi tercih ederdim. CTVAAAH filmine de bu ülküyle gittim hem Bakınız tayfasından 2 ila 3 kişi daha olacaktı. Üç-beş laflarız, üzerinde filmi izleriz cillop gibi oluruz dedim.

Salona vardığımda mahşeri kalabalığı gördüm; City’s sergiler yapılan katı tamamen galaya ayrılmıştı. File ya da süper ince siyah külotlu çorapları, stiletto topuklu ayakkabıları ve badana makyajlı suratları ile birkaç PR hanfendisi ortalıkta dolaşmaktaydı. Gözlerinde arazisini kolaçan eden dişi aslan bakışlarını görebiliyordunuz. Kafa esrikliği ile seksi bacaklara fazla dalmış olmalıyım ki Bakınız’ın teknik cengaveri, güzel insan Uğur arkadaşımızın telefonu ile irkildim. Kendisi de galadaydı, buluştuk, kısa röportaj mı yapacağız öyle serbest mi takılacağız diye konuştuk. Onur Ünlü’nün kolon kanserinden muzdarip olduğunu söyledi bana. Şaşırdım ve üzüldüm. 2010 Ocak ayından beri televizyon haberi izlemeyi ulusal gazeteleri takip etmeyi bıraktığım için her türlü gündeme uzaktım.

Gala ortamı çok kalabalıktı, pek röportaja uygun bir ortam yoktu, boş verelim dedim. Bu sırada heybetli cüssesi ve kibar aurası ile bir bey geldi yanıma, Meğerse o da Bakınız’dan Ali arkadaşmış, tanışmış olduk; vizyondaki filmler hakkındaki kısa bir fikir teatisinden sonra Suat arkadaş geldi. Yine boyu boyuma uygun Suat arkadaşla tanıştığıma pek bir memnun oldum. Ekibin tamamlanmasının ardından film ekibi de gala alanına dökülmeye başladı. Yönetmen Onur Ünlü’nün yelekli takımı altına giydiği Adidas marka ayakkabısı anında saygımı kazandı. Gala yapan her yönetmen gibi heyecanı her yerinden okunuyordu. Televizyon röportajları, yıldızlarla fotoğraf çekme karmaşasını uzaktan izleyip, usul usul salonlara yöneldik.

City’s salonları bir anda doluverdi, galaya ilgi yüksekti. CTVAAAH, Arjantin reklam filmleri estetiğini hatırlatan giriş sahnesi filme karşı olan beklentilerimi yükseltti. Filme girmeden önce hakkında tek bir kelime okumamıştım. Onur Ünlü filmlerine körlemesine dalmak zannımca türk sinemasına dair yapılabilecek en eğlenceli aktivitelerden biri…

Uzun ve kendine has bir mizaha sahip giriş sahnesinden sonra film benim için daha kişisel bir hal almaya başladı. Araya bir de Gaspar Noe’msi bazı kamera hareketleri sokan Ünlü’nün filmi daha da ilginç bir hal alıyordu. Üniversite yıllarımı geçirdiğim Eskişehir’i eli yüzü düzgün bir filmde görmek, üstüne üstlük Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü’nün yeni hallerini izlemek pek bir keyif vericiydi.

Sonuç olarak, Harmandalı oynayan hukuk dinozorlarını, öğrencisine hallenen kart profesörleri, fakültelerin sivil kadrolarını ve üniversite içi ihaleleri hısım akraba ile dolduran kalantor akademisyenleri bir film içerisinde görmek Yolu Eskişehir’den geçen her öğrencinin hoşuna gidecektir. Elbette eksik bir film değil. Her absürt komedide olduğu gibi akan kokan yerleri var fakat genel olarak baktığımızda Ünlü en iyi filmini ortaya çıkarmış gözüküyor. Adnan Hoca gibi içten ve konsantre halde bir İnşallah çekerek Onur Ünlü’nün sinemasal olarak daha da yukarılara doğru yardırmasını temenni ediyorum.

[flashvideo file=http://hdfragman.com/wp-content/uploads/2011/12/celal-tan.flv image=http://a4.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc7/384403_10150433148861860_261778841859_9091092_1039086844_n.jpg /]

Elbette filmin galasına dair bir izlenim yazısını filmin gösterime girdiği tarihten 3 hafta 3 gün sonra yazılmaz. Fakat bu yazıyı üç hafta 3 gündür yazıyorum, siliyorum, eklentiler yapıyorum. Bazı günler hiç yazmıyorum. Düşe yaza bu iç burkan hikâyenin sonuna geldik. Bari bakayım nasıl bir gişe yapmış CTVAAAH dedim içimden. Filmin dağıtımcı firması Medyavizyon’da dağıtım müdürü olan Tolga Akıncı’nın Box Office Türkiye sayfasına bir göz atayım dedim. (Bu işi Türkiye’de daha iyi yapan biri yok; bu sebepten dolayı ihtiyaç duydukça bakınız: boxofficeturkiye efendim). Kendisi filme karşı ne kadar umutluydu bilmiyorum, galada karşılaşmış olmamıza rağmen film üzerine konuşmadık. Siteye bakıp 41 bin 500 küsur olan izleyici rakamı görünce içim bir kat daha burkuldu. Bu gişeden çok daha fazlasını hak eden bir film olmasına rağmen Onur Ünlü yine gişede hüsrana uğradı. Hâlbuki fragmanından posterine, Kars tereyağı gibi filmdi. Keskin aromalı, hazmı ağır ama lezzetli.

kategori:
izlenim

ilgili