Oyuncu Doğanlar

Şimdi fark ediyorum, zor bir konu seçmişim. Bu yazıyı yazarken, kapsamlı bir sinema yazısıyla “ünlü oyuncuların çocukluk hallerini görünce gözlerinize inanamayacaksınız” temalı bir magazin haberi arasındaki ince çizgiyi sıkça...

Şimdi fark ediyorum, zor bir konu seçmişim. Bu yazıyı yazarken, kapsamlı bir sinema yazısıyla “ünlü oyuncuların çocukluk hallerini görünce gözlerinize inanamayacaksınız” temalı bir magazin haberi arasındaki ince çizgiyi sıkça görmek gerekecek. En azından şimdilik yazıda hiçbir oyuncunun “seksi fotoğraflarının” yer almayacağını taahhüt ederek konumuza geçebiliriz.

İnsan, yapısı gereği çocukların, bebeklerin akıllıca şeyler yapmasını şaşkınlıkla karşılar. Bir anne baba için 1.5 yaşındaki çocuklarının mamayı görünce “yemem bunu ben” demesi akıl almaz bir şeydir, ya da 6 yaşındaki birinin annesi ve babasıyla ilgili sorulara “bu onların özel hayatıdır, karışmak istemem” deyişi televizyon başında binlerce insanın ağzını açık bırakabilir. Bu gibi durumlarda yetişkinlere dönüp “bunlar bu yaşlarda olur, alışın artık” demek, verilecek yerli yerinde tepkilerden değildir elbet. Çünkü çocuklar sadece sütle, yemekle değil, takdirle ve ilgiyle de beslenir.

Buradan nereye geliyorum; sinema dünyasında benzer toplu şaşırmaları en çok çocuk oyuncu kategorilerinde yaşıyoruz. Henry Thomas’ın 11 yaşındayken girdiği E.T. filmi oyuncu seçmelerindeki performansını görüp “bu çocukta iş var” dememek çok güçtür. Yetenekli çocuklar, etkileyici performanslarıyla sinemaya katkı yaptıkları gibi, daha küçük yaşlarda hiç tahmin edemeyecekleri bir ilgiye mazhar olabilirler. Ama şu soru da gelir çatar elbette: nereye kadar bu böyle gidecek?

Çocuk yaşta müthiş performanslar verip, ilerleyen yıllarda yitip giden oyuncuların sayısı, şüphesiz ki tutunanlardan daha fazla. Tam burada, yazının akışını bozma pahasına, yaygın düşülen bir yanlışı düzeltmek istiyorum. Bu çocuk oyuncularla ilgili “ilerleyen yaşlarda yitip giden” dediğimiz zaman, bu kişiler şu an bir alt geçidin köşesinde elinde tinerli bezle oturup “ah gidi eski günler” diyormuş gibi bir algı yaratıyoruz aslında. Oysa bu insanlar şu an reklam yönetmeni, mühendis, halka ilişkiler uzmanı, bir şirketin yönetim kurulu üyesi, hatta başbakan bile olabilirler (gerçi başbakan olsalar duyardık). Burada “yitip gitmekten” kasıt, sektörün dışında kalmak, oyunculuk yeteneklerini star olacak ölçüde parlatamamak elbette, bunun altını bir kez daha çizmek lazım. Çocuk yaşta ünlenenler diyorduk. Hepsinin geleceği iyi bir oyuncu olarak şekillenmiyor elbette. O yüzden bu yazıda Linda Blair, Macaulay Culkin, Tatum O’Neal veya -tartışmalı da olsa- Shirley Temple gibi, çocukken oynadığı rolleri hala kariyerlerinde ön planda olan isimleri ağırlamıyoruz. Çocukken ufak veya orta derece rollerde oynayıp, ilerleyen yaşlarında oyunculuğuyla konuşulmaya başlanan oyuncuları konuk ediyoruz. Her oyuncuyu temsilen, çocukluk döneminden bir film. Yaklaşık 25 oyuncu, 25 film. Elimin ayarı yine kaçtı maalesef.

1 – Elizabeth Taylor – Lassie Come Home (1943)

Her zaman bir güzellik, bir asalet ölçütü olmuştur Elizabeth Taylor. Belki de İngiltere Kraliçesi ile aynı ismi taşıması ve müthiş Cleopatra performansı nedeniyle farklı bir konumu vardı aktrisin. Oyunculuğuna pek tanık olmayan, belki 3 filmini sayamayacak kişilerin gözünde bile mühim bir konumda olması bunun göstergesi. Liz Taylor’un aslında senin benim gibi bir insan olduğunu gösteren en önemli şey ise, henüz 10’lu yaşlarında çektiği filmler. Ülkemizde dizisi gösterilen ve “bize bir şey anlatmaya çalışıyor” repliğiyle hatırlanan köpek karakteri Lassie’nin ilk dönem filmlerinden olan 1943 tarihli Lassie Come Home, içerisinde henüz 13 yaşında bir Elizabeth Taylor barındırıyordu. Taylor’ın filmdeki başarısı devam filmi dahil olmak üzere pek çok projede oynamasına yol açtı ve 50’lerin sonunda patlama yaptığı döneme dek kendisinin “genç oyuncu” sıfatı süregeldi.

2 – Christopher Walken – The Boy Who Saw Through (1956)

Steve Buscemi’de olduğu gibi, sadece duruşuyla bile kült olabilecek aktörlerden biri Christopher Walken. Oysa hemen her rolünde farklı bir performans yakalayan, yer yer arka planda kalıp, kimi zaman metod oyunculuğunu deneyen özgün bir oyuncu olarak konumunu sağlamlaştırmayı tercih etmiş Walken. Oyunculuk serüveni ise henüz 10 yaşında başlamış, o dönemki “The Wonderful John Acton” dizisinde (Ronnie Walken ismiyle) hem oyunculuk hem de anlatıcılıkta bulunmuş. İlk film deneyimi ise, 11 yaşında The Bow Who Saw Through filminde başrol olarak gerçekleşmiş. Filmin bugünlerde bir kopyasına rastgelmek gerçekten çok zor. Söylenenlere göre yapımcı şirket Aralık 2010 itibariyle filmin yeniden düzenlenmesini üstlenmiş ve böylece festivallerde gösterilme şansı olacakmış. Walken’ın akıldan geçenleri okuyan çocuk performansını merak etmemek elde değil.

3 – Jodie Foster – Taxi Driver (1976)

Jodie Foster, işbu listemizde istisna sayılabilecek bir isim. Çocuk oyuncularla ilgili tecrübeler bizi “çok iyi başlayıp devam ettiremeyenler” ve “normal başlayıp kendilerine iyi bir kariyer çizenler” şeklinde bir ayrıma itiyorsa da (malum bu yazının konusu ikinci grup) Jodie Foster kariyerine çocuk yaşta fırtına gibi başlayıp, aynı ölçüde devam ederek fark yaratanlardan oluyor. 10 yaşına kadar tam 13 dizide oynamışlığı bulunan Foster, 10-15 yaşları arasında tam 14 film ve 14 dizide daha oynayarak yaşıtlarına “senin izlediğin kadar filmde oynadım ben” deme hakkına nail oluyordu. Bu ultra yoğun dönemden çıkan en dikkat çekici performanslar ise, aynı yıl içinde çekilen fantastik suç filmi Bugsy Malone ve Scorsese’nin sokakların adamı olduğunu bir kez daha kanıtladığı Taxi Driver. Robert de Niro ve onun muhteşem Travis Bickle karakteri üzerine yaslanan filmde Jodie Foster, küçük yaşta hayat kadnı olmaya zorlanan Iris karakterine can veriyor ve Travis’in yapacağı eylemlerin tetikleyicisi oluyordu. Foster’ın Taksi Şöförü’nden iki yıl önce Scorsese’nin farklı ve güçlü filmlerinden Alice Doesn’t Live Here Anymore’da da ufak bir role sahip olduğunu belirtmek lazım.

4 – Helen Hunt – Rollercoaster (1977)

Sevimli siması ve müstehzi bakışlarıyla bir dönem romantik komedilerin aranılan isimlerinden olmuştu Helen Hunt. Bir bakışta nasıl bir çocuk olduğunu kestirebileceğiniz değişik bir yüz yapısı var aynı zamanda. 10 yaşında başladığı kariyerinde, 14 yaşında rol aldığı film Rollercoaster’da ilk gördüğünüz anda kendisini tanımamız mümkün. Filmde yaşı gereği küçük bir aile kızını oynuyor Hunt. Film ise 70’lerin paranoya filmleri sınıfına dahil edebiliriz sanırım.

5 – Brooke Shields – Pretty Baby (1978)

1965 doğumlu Brooke Shields, kendisini bildik bileli magazin içeriklerle gündeme gelen bir oyuncu oldu. Fiziği ve ilişkileri, işlerinden daha fazla konuşulageldi. Kendisiyle ilgili ilk sansasyon olduğunda ise henüz 13 yaşındaydı. Le Souffle au coeur ve Ascenseur pour l’échafaud gibi özgün filmlerle tanınan Louis Malle’in Pretty Baby filminde çok küçük yaştaki bir fahişeyi canlandıran Shields, tartışmaların da odağı olmuştu. O yaştaki bir çocuğu böylesi ağır bir role yakıştıramayan insanların tepkisini yönetmen ve film ekibi alırken, yaşının üstünde bir olgunlukla sergilenen oyunculuğu, Shields’in övgüye boğulmasını sağlıyordu. İki yıl sonra ise kendisini bütün dünyaya tanıtan The Blue Lagoon filmi gelecekti.

6 – Diane Lane – A Little Romance (1979)

Nedense ismini gördüğüm anda aklıma Unfaithful geliyor. Oysa kendisi özellikle Francis Ford Coppola’nın vazgeçmediği oyunculardandır. Richard Gere ile ilk kez biraraya geldikleri The Cotton Club, en güzel hallerinden biriyle arz-ı endam ettiği Rumblefish ve devasa çeteye eşlik ettiği The Outsiders, usta yönetmenle güzel yıldızın beraber çalıştığı filmlerden. İlk filmi için kamera önüne geçtiğinde ise sadece 14 yaşında Diane Lane, iki çocuk arasında yaşanan romantizmi anlatan A Little Romance filminde, ikiliye efsanelerin efsanesi Laurence Olivier, “dede” olarak eşlik ediyor.

7 – Sophie Marceau – La boum (1980)

Pek sinefil bir itiraf olmayacak ama, kendisiyle ilk kez 1999 yapımı, bir bölümü Türkiye’de geçen “The World is Not Enough” isimli James Bond filmi sayesinde tanışmıştım. Filmin içinde ve dışında pekçok kişinin aklını başından alan bu güzel insanın Braveheart filminde peçesi bir aşağıda bir yukarıda gözüken Prenses Isabella rolünde oynadığını sonradan fark etmiştim. Evet bu satırlarda yer aldığına göre, Marceau çocuk yaşta oyunculuğa başlayanlardan. Ama ilginçtir ki 14 yaşına kadar oyunculukla hiç de içli dışlı değilmiş. Uzun mesafe şöförlüğü yapan babasıyla birlikte kalırken, bir gün gördüğü ilana başvurup La Boum filmini seçmelerine girince hayatı değişiyor. Kısaca, ufak yaşta bir kızın “hayatı tanıma” öyküsü olan La Boum, ülkemizde olduğu gibi, Fransa’da da çok seviliyor ve arkasından gelen bir adet devam filmiyle birlikte Marceau’ya da şöhretin yollarını açıyordu.

8 – Drew Barrymore – E.T. (1982)

E.T. başrolünde bir adet uzaylının ve birkaç çocuğun olduğu bir filmdi. Dolayısıyla oyuncu seçimlerince kılı kırk yaran Steven Spielberg, küçük Gertie rolü için 7 yaşındaki Drew Barrymore’u seçiyordu. Olağanüstü şirin bir şekilde başlayan kariyerinde ufak yaşına rağmen oyunculuğa tutunan Barrymore, geçen yıllar içinde kendini Charlie’s Angels ekibinin, Donnie Darko, Scream gibi özgün yapıtların ve avuç dolusu romantik komedinin içinde buldu.

9 – Jennifer Connelly – Once Upon a Time in America (1984)

Bir sünnet düğününden bile epik bir destan çıkarabilecek kalibredeki yönetmen Sergio Leone’nin eline geçen en iyi malzemelerden biriydi “Bir Zamanlar Amerika’da”. Yıllara yayılan hikayenin çocukluk kısımlarını izlediğimizde ise bizi bir sürpriz bekliyordu. Noodle karakterinin küçüklüğünü, çocukluk aşkı olan Deborah’ı gözetlerken, Deborah’ın küçüklüğünün tanıdık bir sima olduğunu fark ederiz. Küçük yaşlarda modelliğe başlayan ve reklamlarda boy gösteren Connelly, yeni filmi için ufak yaşta bir dansçı kız arayan Leone’ye önerilmiştir ve böylece aktris 14 yaşında ilk sinema filminde rol almıştır. 2 yıl sonra David Bowie ile birlikte çılgın Labyrinth filminde rol alan Connelly, esas büyük çıkışını karanlık atmosferleriyle bir nesli yakalayan Dark City ve Requiem For a Dream gibi filmlerle yaşar.

10 – Christian Bale – Empire of The Sun (1987)

Olabilecek en iyi çocuk oyuncu performanslarından. 1988 yılı oscarlarında aday dahi gösterilmemesinin hala büyük yanlış olarak değerlendirildiği müthiş bir rolü vardı Bale’in Empire of the Sun’da. İkinci Dünya Savaşı sırasında ailesinden kopan ve kaosun ortasında kaybolan Jamie, Bale’in müthiş oyunculuğu sayesinde bizi değişik ruh hallerine sürüklüyordu. Bugünlerde vesikalık fotoğraf çekmek için bile beş altı kilo alacak kadar metod oyunculuğunu abartan Bale, filmdeki rolü kapabilmek için yaklaşık 4000 oyuncu adayı ile bir yarışa girişmişti. Spielberg’ün çocuk oyuncu seçme becerisindne söz etmiştik değil mi?

11 – Seth Green – Radio Days (1987)

Woody Allen filmlerini karıştırmak, ustaya bir hakaret mi, yoksa neredeyse tüm filmlerini izlediğini göstererek onu onore etmek mi? Şahsen Husbands and Wives ile Hannah and Her Sisters’ı ara ara karıştırdığım olur. Ama söz konusu Radio Days olunca özgün yapısı direkt olarak aklımıza gelir. Keyifli bir aile tablosunun gözüktüğü filmde Woody Allen bu kez bizzat gözükmez, anlatıcı olarak yer alır. Gözler Woody Allen’ı ararken onun yerine kızıl saçlı, ufak tefek yahudi bir çocuk görürüz. Çocuğun filmdeki adı Joe, gerçekteki adı ise Seth Green’dir. Green, adeta Woody Allen’ı oynamanın verdiği coşkuyla oyunculuk yapmaya devam etti. Gerçi kendisini kuşağının en iyi oyuncuları arasına sokamayız ama Buffy The Vampire Slayer ve Austin Powers gibi işlerden sonra bugün epey tanınan bi oyuncu olduğunu söylemek mümkün.

12 – Thora Birch – Neil Patrick Harris – Purple People Eater (1988)

Thora Birch, American Beauty ve Ghost World gibi başarılı filmlerin genç yıldızı. Neil Patrick Harris ise özellikle How I Met Your Mother dizisinde canlandırdığı Barney Stinson karakteri sayesinde milyonlarca kişinin tanıdığı bir fenomen. 1988 tarihli Purple People Eater ise bu ikiliyi küçücük yaşlardayken bir araya getiren gerçekten tuhaf bir film. 1958 tarihinde Sheb Wooley tarafından yazılan ve Alvin and the Chipmunks yorumuyla iyice sinir oynatır bir hal alan eksantrik şarkı “Purple People Eater (Mor İnsan Yiyici)” filme de ilham veriyor. Meşhur Mor İnsan Yiyici karakterinin cana geldiği bu filmde, Little Richard, Chubby Checker ve orijinal şarkının yazarı Sheb Wooley rol alıyor. Döneminde filmin ilginçliği böylesi müzisyenleri toplamış olmak iken, bugün günümüzün yeteneklerini çocuk halde izleme fırsatı veriyor. Film esnasında sadece 6 yaşında olan Birch’in oyunculuğu hakkında pek bir şey söyleyemezken, belki de bu filmdeki performansı, Neil Patrick Harris’in bir sene sonra başlayacak olan Doogie Howser, M.D. dizisinde başrolü kapmasına neden oluyor.

13 – Milla Jovovich (1988, Two Moon Junction)

Çocuk oyuncu kategorisinde hanımların bir adım önde olduğunu şu an fark ediyorum. Bir diğer nefes kesen oyuncu ise Milla Jovovich. Belki çoğumuz onu, The Fifth Element filminde, “beyazlar içinde” tanıdık ama, 1997 yılındaki bu filmde, 22 yaşında olmasına rağmen tecrübeli bir aktris olarak yer alıyordu Jovovich. Ukrayna asıllı oyuncu, henüz küçük yaştayken ailesiyle birlikte Amerika’ya taşınmıştı. Daha 9 yaşındayken güzelliği keşfedilen ve modellik kariyerine başlayan Jovovich, annesinin Brian de Palma’nın evinde hizmetçilik yapması sonucu sinema ile de haşır neşir olmuştu. İlk rolüne kavuştuğunda ise sadece 12 yaşındaydı. Afişiyle bile erotik bir film olduğunu belli eden Two Moon Junction’daki rolü pek önemli değildi ama, güzelliğine yetenek eklediği zaman dünyanın sayılı oyuncularından biri olabileceği o zaman bile belli olan bir aktris imiş kendisi.

14 – Christina Ricci – Mermaids (1990)

Belki başlarda şarkıcı Cher’in varlığı ve muhteşem seçilmiş müzikleriyle dikkat çekmişti ama, sinema dünyasına bir adet Christina Ricci armağan etmek gibi bir önemi de oldu Mermaids’in. Bu filmdeki rolüyle kendine uzunca bir hayran listesi yapan Ricci, bir sene sonra Adams Family’nin tuhaf bireylerinden birine de başarıyla hayat veriyor ve bir anda dönemin en dikkat çeken çocuk oyuncularından biri haline geliyordu. Sonraki yıllarda baştaki hızını koruyamasa da, 90lı yılların sonunda rol aldığı über fantastik Fear and Loathing in Las Vegas ve Tim Burton gerilimi Sleepy Hollow ile hayal gücü tavanda iki yönetmenle çalışarak tekrar çıkışa geçmişti. O günden bu güne birçok başarılı bağımsız filmde kendini gösteren ve hala oyunculuğa devam edern Ricci, o yıkıcı darbeyi ise henüz vurabilmiş değil.

15 – Jake Gyllenhaal – City Slickers (1991)

Ne kadar ünlü olurlarsa olsunlar, bazı oyunculara bazı roller yapışır. Keanu Reeves’e sokakta çocukların “Matrix amca(?)” demesi gibi, 30 yaşınmdaki Jake Gyllenhaal bazıları için hala “Donnie Darko”. Üstelik mezkur filmde sadece 21 yaşında olan Jake’in Keanu Reeves kadar şansı bile olmamıştı. Ama zamanla kendisinin deneyimli bir oyuncu olduğunu öğrenmiş olduk. İlk rolü ise Donnie Darko’dan tam 10 yıl önce gerçekleşmişti. Birçoğumuzun Jack Palance’a Oscar getiren film olarak anımsayabileceği western filmi City Slickers’ta, Billy Crystal’ın oğlunu canlandıran Gyllenhaal, daha ilk filminde yığınla usta oyuncunun arasında kalmanın etkisiyle sinema yaşantısını parlatmaya başlıyordu.

16 – Joseph Gordon Lewitt – A River Runs Through It (1992)

Inception’un yakışıklı genci, 500 Days of Summer’ın yakışıklı genci. Böyle yapınca kendisinin oyunculuğunu yakışıklı gneç olmaktan öteye gitmemekle eleştirmiş gibi oldum ama, bu bahsettiğim iki filmde derin bir oyunculuğu yoktu gerçekten. Ama Lewitt’in gerçek bir yetenek olduğu, özellikle 10 Things I Hate About You ve Mysterious Skin gibi filmlerde gün gibi ortaya çıkıyor. Aslında ilk denemeler çok daha eskisine ait. 1992 yılında, haylaz köpek Beethoven gibi anlamsız isimlendirme mağduru filmde ufak bir rol oynayan Lewitt, bir yıl sonra Robert Redford’un pastoral filmi A River Runs Through It’te de gözüküyor ve bu kez başroldeki Craig Sheffer’in çocukluğunu canlandırarak biraz daha dikkat çekiyor. Ama oyuncunun esas patlaması ergen yaşlarında oldu tabii ki.

17 – Anna Paquin – The Piano (1993)

Anna Paquin’in The Piano’da yaptığı öyle az buz bir iş değil. 11 yaşında bu filmdeki rolüyle Oscar alan Paquin, eğer 1973 yılında 10 yaşında döktürdüğü Paper Moon ile aynı ödülü olmasa, en genç Oscar sahibi olacak tarihe bile geçecekti. Jane Campion’un dokunaklı filminde Holly Hunter ile birlikte muhteşem bir iş çıkaran küçük Paquin, gelecekte adından sıkça söz ettireceğine dair tahminleri de pek yanıltmadı. Bugüne dek Amistad, X-Men, almost Famous ve 25th Hour gibi önemli filmlerde boy gösteren aktris, bugünlerde yeni nesil vampir dizisi True Blood’un starı olmanın tadını çıkartıyor.

18 – Elijah Wood – The Good Son (1993)

Elijah Wood’un yüzüklerin efendisindeki ünü öncesinde de tonla filmi var. Hatta ilk olarak gözüktüğü film olan Geleceğe Dönüş 2’de, dikkatli gözler mutlaka kendisini yakalamıştır. Ama The Good Son filmini seçmemin nedeni, çocuk oyunculardaki kariyer çalkantılarını iyice göstermek. The Good Son, baştan sonra Macaulay Culkin’in şovu olarak geçiyordu. Filmde 13 yaşında olmasına rağmen unutulmaz bir performans sergileyen Culkin, bugün pek ortalıklarda gözükmezken, sadece “iyi çocuğu” oynayan Elijah Wood ise neslinin aranılan isimleri arasında.

19 – Natalie Portman (1994, Leon)

Geçmişe baktığımızda, bir dönem, içindeki herkesin en iyi zamanında olduğunu fark ettiğimiz oluşumlar görürüz. Milan takımının efsane kadrosu, A.B.D. basketbol takımının 92 Barcelona olimpiyatlarındaki hali, ya da 5 ayrı yazarıyla absürdlüğe doyuran kaygısızlar dizisi. !994 tarihli Leon’a baktığımızda da benzer bir manzara görüyoruz sanki. Jean Reno, Gary Oldman, Luc Besson, en iyi dönemlerindeler. Tek istisna, Natalie Portman. O dönem 14 yaşındaki haliyle gönülleri feth eden Portman, aradan yıllar geçmesine rağmen oyunculuğunun üstüne eklemeyi ve dünyanın dört bir yanından insanları kendne hayran etmeyi başarıyor.

20 – Kirsten Dunst – Interview With the Vampire (1994)

Interview With the Vampire’ın yıldızlarla dolu kadrosu sayılırken Tom Cruise, Brad Pitt Antonio Banderas hatta Christian Slater sayılır ama hep Stephen Rea ile birlikte bir önemli isim daha es geçilir. Henüz 12 yaşında olan Kirsten Dunst bir avuç starın içinde yıldız gibi parlar ve filmdeki en iyi oyunculuklardan birini izletir. Dunst, 7 yaşında başladığı kariyerini 12 yaşında parlatırken, bugünlerde de Spider-Man kızı olmaktan çok daha fazlasını yapabileceğini kanıtlamanın uğraşında.

21 – Jessica Alba (1994, Camp Nowhere)

Jessica Alba belki yüzüne gözüne bakmaktan yeteneğini anlamaya fırsat vermeyen karakterlerden olabilir. Öte yandan Sin City ve Machete gibi filmlerle yavaş yavaş kendini aşabileceğini de göstermiyor değil. İşbu filmde ise aktris henüz 13 yaşında ve ortama uyum sağlıyor. Özgün ve duru siması ile onca çocuğun içinde bile dikkat çekmeyi başarıyor.

22 – Kaley Cuoco – Virtuosity (1995)

Virtuosity filmi sadece Russell Crowe’un canlandırdığı absürd cani robotik psikopat karakter için bile izlenebilir. Ama filmi izlerken bir yerde küçük Kaley Cuoco’ya rastlamak hepsinden daha sürpriz oluyor. The Big Bang Theory dizisinin güzel katalizörü, bu filmde robotoun peşine takılan kadının ufak kızı rolünde.

23 – Scarlett Johansson – Home Alone 3 (1997)

The Man Who Wasn’t There filminde set arasında çekirdek yiyen Scarlett Johansson yönetmen Joel Coen’in gözüne çarpar. Coen çocuğun yanına gelip “çekim aldığımızda da çekirdek yemeye devam edebilir misin” sorduğunda Johansson’un yanıtı net bir hayır olur. En iyi oynadığı filmlerden birine ait olan bu rivayet sonrası soğuk baktığım bir oyuncuydu Scarlett Johansson. Kendisine daha da soğuk bakmak isteyenler 97 tarihli Evde Tek Başına 3 filmini izleyebilir ve oyuncunun kısa süreli “uyuz abla” performansında ne denli başarılı olduğunu görebilir. Şaka bir yana, vasat filmlerle başlayıp müthiş bir ivme kazanan kariyere sahiptir Scarlett.

24 – Jena Malone (1997, Contact)

Jena Malone, çocukluğu daha iyi olan oyunculardan. Özellikle büyüklüğünü oynayan Jodie Foster ile birlikte filmin merkezinde yer aldıkları Contact, oyuncunun çok küçük yaşta parlamasını sağlamıştı. Malone, sonraki yıllarda çok büyük bir atılım yapamasa da son dönemde birbiri ardına başarılı projelerde rol alarak kendine seçkin bir kariyer inşa etmeye çabalıyor.

25 – Mischa Barton – A Sixth Sense (1999)

İsmi çok tanıdık gelmemişti başta. Twitter gibi bi ortamda “Mischa Barton, kimdi bu?” diye yazsam insanlar The O.C. der, çeşitli klipler, fotoğraflar gösterir. Arada da bir ton küfür yerim. Ama sanırım benim için Mischa Barton hala, Altıncı His filminde, Haley Joel Osment’ın gittiği bir cenaze evinde yatağın altından içi sırlarla dolu kutuyu uzatan küçük –ve hatta ölü- soluk çocuktur. O filmdeki ürperti verici performansın ardından o kızın bugünün sayılı güzellerinden olacağını kim tahmin edebilirdi ki? Bu arada sahi, nerede bu Haley Joel Osment?

kategori:
seçki

ilgili