
Yeşim Ustaoğlu‘nun uzun süredir beklediğimiz filmi 23 ocakta gösterime giriyor. Yeşim Ustaoğlu ve yazar Sema Kaygusuz tarafından yazılmış olan Pandora’nın Kutusu, San Sebastian Film Festivali’nden en iyi film ve en iyi kadın oyuncu ödülleriyle dönmüştü. En iyi kadın oyuncu ödülünü kazanan, 1918 doğumlu Tsilla Chelton‘ın performansı ise hepimizin heyecanını kaşır nitelikte. Ayrıca son dönemde yıldızı iyice parlayan Onur Ünsal ile muazzam oyuncumuz Derya Alabora‘nın da yer almaları, filmi daha da anlamlı kılıyor.
Yeşim Ustaoğlu, özellikle Güneşe Yolculuk ve Bulutları Beklerken filmleriyle sinemada daha keşfedilecek özgün alanlar olduğunu bizlere kanıtlamıştı. Bu sene Altın Portakal’dan ödülle dönmemiş olması filmin kötü olduğunu göstermiyor. Hem yarışan diğer filmlerin de güçlü olması, hem de jürinin (kaçınılmaz olarak) subjektif karar verdiği göz önünde bulundurulduğunda Pandora’nın Kutusu’nun beğenilmeyen bir film olduğunu söylemek doğru olmayacaktır. Filmi Antalya’da seyredenlerin yorumlarına bakacak olursak, klişe bir hikayeyle başlayan film kendine özgü bir dil kurmayı başarıyor ve kentsel yabancılaşmayı özgün bir dille ortaya koyuyor denilebilir. Gördüğünden önce göze bakmak gerek, fakat bizlere fikir vermesi açısından değerli buluyorum anlatılanları.

İstanbul’da yaşayan orta yaşlı, orta gelir düzeyine ait üç kardeşin, karadenizde yaşamakta olan anneleri Nusret Hanım’ın kaybolması üzerine kardeşler yola çıkar. Daha önceki sinemasal serüvenlerimizden çok iyi bildiğimiz üzere bu yolculuk, üstü örtülmüş gerçeklerin açığa çıktığı hırpanî bir savaşa dönecektir. Başka türlü söylersek Pandora’nın kutusunun açılışı filmin ilk bölümündedir denilebilir. Jandarmanın bulduğu Nusret Hanım’ın alzheimer olduğu gerçeği üzerine hikayenin ikinci kısmı başlar. İkinci kısımda ise Pandora’nın kutusunda kalan umut sunulur bu sefer. Çevresiyle problemler yaşayan, Nusret Hanım’ın torunlarından Murat’ın, bu iki kuşak üstü ninesiyle kurabildiği iletişim hepimiz için bir umut mudur tartışılır. Fakat yabancılaşmaya getirdiği soru ve yanıtlarla seyredilmeye değer bir filmin geldiğini kesinlikle söyleyebiliriz.
[vimeo 2651337]
Türkiye, Fransa, Belçika ve Almanya ortak yapımı olan filmin görüntü yönetmenliğini Jacques Besse, kurgusunu ise Franck Nakache gerçekleştirmiş. Henüz fragmanı internet ortamında bulunmayan Pandora’nın Kutusu, Arog ve Recep İvedik yüzünden birkaç ay yeni filmin girmeyeceği 2009′un ilk aylarında sinemaseverler için güzel bir soluk olacağa benziyor.
