Parasite: Ahlak ve Vicdan İlişkisi

Parasite filmine ahlak ve vicdan bağlamı üzerinden bir değerlendirme...

Parasite filminde sistemin iki ayrı ucundaki iki aileyi seyrediyoruz. Ancak film bir yandan sınıfsal ayrımları mekanlar üzerinden çarpıcı şekilde görselleştirirken diğer yandan ailelerin birbirlerine olan benzerliklerini de çok ustaca işliyor. Bunu, filmin yaygın kullanılan merdivenli posterinde açıkça görebiliyoruz (yazının hemen altında bulabilirsiniz). Sistemin merdiven ile sembolize edildiği filmin bu posterini merdivenden (sistemden) tam ikiye katlayınca biri kız diğeri erkek 4 kişiden oluşan bu aileler sanki birbirlerinin izdüşümleri oluveriyorlar.

Yönetmen Bong Joon-ho filmi çekerken Decalcomania (çıkartma) fikrinden esinlenmiş. Bir resmin başka bir yüzeye aktarımı anlamındaki bu kelimeyi en başlarda filmin ismi olarak bile düşünmüş ama daha sonra Parasite isminde karar kılmış. Suluboyayla yarısı çizili bir kağıt diğer yarısına katlandığında çıkan izi orijinalinden ayırt etmek ne kadar zorsa filmde de hangi ailenin parazit olduğuna karar vermek o denli zor. Her iki aile de hem birbirlerinin hem de sistemin parazitleri çünkü biri diğerinin hizmeti, diğeri de öbürünün parası olmadan yaşamlarına devam edemiyorlar.

Filmdeki diğer ufak, sembolik benzerlikler de yönetmeninin Decalcomania ismi üzerinde neden durduğuna dair ipuçları veriyor. Örneğin iki aile de yaşama sadece dikdörtgen şeklindeki camların ardından bakıyor. Ailelerdeki erkek çocuklar yaşama irrasyonel bir araç sayesinde (biri bir uğur taşı, diğeri izcilikle) bağlanabiliyor. Her ailedeki kızlar, diğer ailenin sınıfsal yaşamına en yakın duranları. Doğum günü katliamında her iki aile de içlerindeki en pervasız, sisteme en yakın üyesini kaybediyor. Katliamdan sonra her iki aile de babasız kalıyor.

Tüm bunların yanında daha da çarpıcı olan ailelerin ahlaki değerlere uzaklığındaki benzerlikleri. Evindeki bodrumun varlığından haberdar olmayacak kadar bolluk içindeki Park ailesi şımarıkça tüm arzularını yerine getirmeleri karşılığında Kim ailesini paraya boğuyor. İnsanları bir çırpıda harcamalarına, üstten bakarak aşağılamalarına rağmen güvenlik kameralarıyla, yüksek duvarlarla çevrili meskenlerinin içinde sisteme para akıtarak ahlaken yargılanmayacakları bir zırhın içinde yer alıyorlar. Fakir Kim ailesindeki anne de “Zengin olmalarına rağmen değil zengin oldukları için iyiler” diyerek filmin bu konudaki duruşunu açıkça sergiliyor. Zaten “Para bütün kırışıklıkları açan bir ütüdür.” de demiştir az öncesinde.

Diğer yandan Kim ailesi yaşamda cehenneme çok yakın bir yerde asılı kalmışlar. Karınlarının doyması ve bir sonraki güne sağ salim ulaşmalarını umut etmek, ailenin ahlak kurallarını ihlal edişini bir süre katlanır kılabiliyor. Sistem, para dağıtarak her şeyi yaptıran ile dağıtılan para karşılığında her şeyi yapmaya hazır, yaşamdaki ilk değerleri para olan bu iki sınıfı ahlak dersinden adeta muaf tutuyor. Ancak meseleye ahlak değil de bir de vicdan açısından bakınca durum tamamen değişecek ve sistemin mağdurları bile sınıfta kalacaktır. Çünkü vicdan, sistemsel ve toplumsal bir değer olmadığı için her ikisinden de daha güçlüdür.

Ahlak bizi başkalarının gözünde iyi insan yaparken vicdan omurgamızı dik tutar, başımızı koyduğumuz yastığı yumuşatır. Ahlak yokluğunda bile kendini yasalar ve din yoluyla gösterebilirken vicdan meselesinde insan sadece kendisiyle baş başadır. Sadece içimizdeki o sestir iyiliğe ve kötülüğe yön veren. Hiçbir yasa, dini ayet, sınıfsal fark vicdana ne yön verebilir ne de söz geçirebilir.

Kim ailesinin yalanlarını, sahtekarlıklarını sınıfsal adalet arayışı gözüyle bir yere kadar haklılaştırıp, onları ahlak dersinden muaf tutabildik. Ancak yerin en altından başka bir aile çıkıp da kendilerinden sadece hayatta kalacak kadar yemek istediğinde iyi bir sınav veremediler. Seçimlerini kendilerine, sonradan edindikleri bolluklarına tehdit bile olamayacak bu gariban insanları yok etmek üzerine yaptılar. Ahlak yargılamalarının işlemediği bir zırhın içinde sisteme tutunan Kim ailesinin sonunu da bu vicdansızlıkları getirdi.

Vicdan her şeyden o kadar güçlüdür ki, yok sayıldığı anda vurur, bulur insanı. Vurduğunda ise darmadağın eder, sistemin altını üstüne getirir. Kim ailesini de vuruyor bir süre sonra vicdansızlığın azabı. Bazı küçük iyi hamleler yapmaya kalkışıyorlar. Ancak sakil kalan bu hamleler yeterli kalmıyor ve hatta herkesin sonunu getiren bir felaketler zincirine yol açarak sistemdeki her sınıfı vuruyor.

Vicdan belki de bu sistemin tek panzehridir. İlk yarıda ahlaktan uzaklaşmanın getirdiği bolluğa komedi izler gibi şahit olurken filmin ikinci yarısında vicdandan uzaklaşmanın sonuçlarına dramatik hatta gerilim dozunda tanıklık ediyoruz. Filmin bir sistem eleştirisi olduğu aşikar. Ancak Parasite, aynı anda sistemin en altındakileri de eleştirebilmesi açısından benzerlerinden farklılaşarak üzerinde uzun süre konuşulmayı fazlasıyla hak ediyor.

kategori:
izlenim

ilgili