Realite: Kayıp Çığlığın Peşinde…

Haktan Kaan İçel, Quentin Dupieux'nun son uçuk şaheseri Realite'yi yazdı....

Bu seneki İstanbul Film Festivali’nde sansür nedeniyle iptal edilen uluslararası yarışma filmleri arasında gördüğümüz Realite konusuyla dikkati çeken filmler arasında kendini ön sıralarda buldu. Quentin Dupieux artık sık sık kendini hatırlatan bir yönetmen… Bilhassa !f İstanbul film festivali’nde adını sık gördüğümüz tuhaf filmlerin yönetmeni Dupieux’u üç filmden biri insanları gönderdiği beyin dalgalarıyla öldüren bir araba lastiğinin macerasını konu edindiği “Rubber”, diğer ikisi ise “Wrong” ve “Wrong Cops”…REALITE_CHABAT_01-810x437

Tabii bu filmleri bilenler için aklınızda şu soru geçiyor: Böyle absürd filmlere imza atan bir yönetmenin yeni filmi nasıl olur da yarışma bölümünde yer alabilir? Bu sorunun cevabını yazımızda bulmaya çalışacağız.

İlk olarak filmin konusuna kısaca bakalım. Jason Tantra adında bir kameraman bir bilim-kurgu/korku filmi fikrini daha önce tanıdığı bir yapımcıyla paylaşır. Yapımcı filmin konusunu çok beğendiğini ancak film için mükemmel çığlığı bulmadan bu filme destek olamayacağını söyler. Jason’ın 48 saati vardır. Filmini çekmek istiyorsa, mükemmel çığlığı bulmalıdır. Aksi takdirde hayalleri son bulacaktır. Tantra’nın arayış sürecini izlemeye başlarız.

Yönetmen bu arayış sürecini üç farklı hikayenin içine yedirmeyi tercih etmiş. Buna göre üç katmanlı hikayenin ilk katmanı çığlığını arayan yönetmen, ikinci katmanında bir çocuğun gizemli hikayesine dair film anlatan başka bir yönetmen ve anlatılan gizemli hikayedeki çocuğun kendi hikayesi “bulunan gizemli bir video kasetin sırrı”… Bu üç hikaye paralel bir kurguyla bir araya getirilerek, filmin başkarakteri Jason’ın rüyalarında sıkışıp kalınmasıyla oluşan kısır döngünün tüm filme yayılması sonucunda mindfuck diyebileceğimiz bir görüntü ortaya çıkıyor.realite_1

Filmin dokusuna baktığımızda ise MGM film stüdyosunun 80’lerde çektiği fantastik, korku, bilim kurgu türü B filmlerine yakın tarzıyla çocukluğu bu tip filmlerle geçmiş insanlar için altın değerinde bir hazineye dönüşüyor. Çünkü film kendi içerisinde bu tip bir film olmayı hedefliyor. Kendini tekrar eden müziği ile kısır döngünün içinde hapsolduğunuzu vurgulayan Realite, adına tezat bir şekilde gerçeküstücü bir tutumla algılarla oynamaya çalışıyor.

Sonuç olarak Realite absürd mizahını, kafa karıştırıcı mindfuck şablonuyla harmanlıyor. Bağımsızlığın verdiği özgürlükle hiçbir kurala bağlı kalmayarak kendi istediğini yapan bir filme dönüşüyor. Bunun neticesinde de özgün bir filme dönüşüyor. Trash filmlere genelde kötü denir. Ancak bu filmlerin bağımlıları da vardır. Yönetmen Dupieux daha önceki çektiği Trash tipi filmlerle başarmak istediğini ileri bir seviyeye çıkarak kendi filmografisi içerisinde en iyi filmine imza atıyor. Tuhaf filmler keşfetmeyi seven izleyiciler için not edilmesi gereken bir film…

kategori:
izlenim

ilgili