“Biraz değişik…” Altın Portakal Konuşması

Özlediğimiz Bakınız yazarlarından Onur Yazıcıoğlu, 48. Antalya Altın Portakal Film Festivali açılışında ödül alan Rutkay Aziz'in yerinde çıkışı hakkında yazdı. ...

Rutkay Aziz, Altın Portakal’da ödül alırken “Biraz değişik konuşacağım izninizle” diye başlayan bir konuşma yaptı. Bu konuşma, bir sanatçının tek işinin icracılık olmadığının kanıtıdır ve sanat alanında iktidara karşı gelişmesi gereken direnişin bayrağı olmalıdır.

Rutkay Aziz

Renksiz ve tatsız bir ülkede yaşar olduk. Popüler eğilimler doğrultusunda söz söyleme alışkanlığının tabana kadar yayıldığı, herkesin küçük klanlar içinde küçük krallıklar oluşturmaya çalıştığı, kendi alanında refah içinde yaşamanın, kalanını ise görmezden gelmenin özgürlükçülük kılıfına sığınabildiği bir ülke oldu burası.

Zenginlerin daha da zenginleyerek dünyada söz sahibi olmaya başladığı gerçeğinden yola çıkarak, “yaşasın biz de emperyalist bir ülke oluyoruz” diye çıkan gazetelerin gazıyla, sağa sola sataşarak uluslararası bitirimlikler peşinde koşulan bir ülkenin yoksul ve kimliksiz jenerasyonlarını yaratıyoruz. Bunu da elbirliğiyle yapıyoruz.

İşte böyle zamanlarda, yani rüzgârın ağır faşizmden yana estiği zamanlarda sanatçı olmak kolay değil. Roman Polanski’nin Piyanist adlı filmini hatırlayalım. Estetik üzerine yoğunlaşan, içinde bulunduğu ideolojik ortama adapte olmadan yaşayan sanatçıların bile sadece kimliklerinden dolayı başına gelebileceklerini Polanski çok etkileyici bir dille anlatmıştı.

İşte Rutkay Aziz’in Altın Portakal’daki konuşması bu bağlamda çok önemli mesajlar içeriyor. “Gerçek sanatçılar, ülkesinin ve dünyanın gerçeklerine tanık olmakla yükümlüdür” cümlesi, içinde yaşamaya mahkûm edildiğimiz faşist ve vahşi kapitalist ülkenin, yardakçılık üzerine şekillenen sanat hayatında rüzgâra karşı direnişin bayrağı olacak niteliktedir. Solcu ve vicdan sahibi olduğunu bildiğimiz ya da sandığımız birçok sanatçının, AKP’nin yarattığı “sıcak para kaynaklarından” yararlanmak için ya da yararlanageldiği için sessiz sedasız kalmaları Mümkünlü’de her şeyin mümkün olduğunu gösterirken, Rutkay Aziz’in şu sözleri, bazı ödüllerin geri alınması gerektiğini açıkça gösteriyor: “Bana verdiğiniz ödüle gelince, lutfettiniz, teşekkür ederim. Dilerim hak etmişimdir. Dilerim yaşadığım sürece de hak etmeye çalışırım. Ola ki, moda deyimle, bir döneklik ya da sapma olursa, bu verdiğiniz ödülü özgürce geri alma hakkına da sahipsiniz.”

Bazen çok yetenekli olmak bir sanatçı için yetmez. Bizler de yeri geldiğinde Rutkay Aziz’i “hep aynı rolleri oynuyor”, “kendini Atatürk sanıyor” diye laf arasında mutlaka eleştirmişizdir, oyunculuğunun hiç farklılaşmadığını da söylemişizdir muhakkak. Ancak sanatçının çokyönlülüğü, sadece yeteneklerinin çokyönlülüğüyle ölçülemez.

Bir gün, aynı Piyanist’te olduğu gibi, bir faşist subayın insafına kalırsa işiniz, nereden bileceksiniz, bir sağcı iktidarın iki dudağı arasına da kaderiniz mahkûm olabilir.

Bir gün, ola ki bir döneklik ya da bir sapma olursa, bu yazıda yazdığımız övgüleri geri alma hakkımızı da saklı tutarak, 19 aylık tutukluluk süresini 16 ay diye hatırlasa bile, Rutkay Aziz’in sözleri sinema alanında devrimci sinemanın bayrağı olarak kabul edilmeli.

Rutkay Aziz için övgüleri dizme, suspus kalarak, iktidarın kanatları altında yetenek sergilemeyi sürdürenler için de yapılan övgüleri geri alma zamanıdır. Çünkü onlar da gün gelip, bu ülkenin içine düştüğü “adaletsiz kalkınmanın” çarklarına takılacaktır. 2002’den bu yana AKP’nin gemisinden aşağı atılan birçok döneğin başına gelenler, illa ki gün gelip şimdi sessiz kalanların başına gelecektir.

İşte o zamanlar geldiğinde Rutkay Aziz’in yaptığı türden bir konuşmayı yapmamanın pişmanlığı içinde yananlar için bu metin kayıtlara düşülmeli.

“Bana verdiğiniz ödüle gelince, lutfettiniz, teşekkür ederim. Dilerim hak etmişimdir. Dilerim yaşadığım sürece de hak etmeye çalışırım. Ola ki, moda deyimle, bir döneklik ya da sapma olursa, bu verdiğiniz ödülü özgürce geri alma hakkına da sahipsiniz. Gerçek sanatçılar, ülkesinin ve dünyanın gerçeklerine tanık olmakla yükümlüdür. Benim tanık olduğum olay, hukukun üstünlüğünün gittiği, adaletsiz bir kalkınma gidişinin hızla yol aldığı, parasız eğitim diye pankart açan genç arkadaşımın 16 ay tutuklu kalması ama Şili’de o çocukların devrim yapması….”

kategori:
seçki

ilgili