Sauvage: Her Aşk Bir Yalnızlığa Çıkar

38. İstanbul Film Festivali programında "Nerdesin Aşkım?" bölümünden "Sauvage" filmini Haktan Kaan İçel yazdı.

Mutluluk Bize Söylenen Bir Yalan

Her insan aynı psikoloji ile yaratılmamıştır. Bazıları özgür olmak ister. Dokunulmaz ve serseri mayın gibi her gün farklı bir an yaşamak ister. Bu yüzden kendi yaşamını, koşullarını ve sonuçlarını kendi seçer. Leo da öyle bir karakter işte! Sokaklara ait ve bundan gocunmuyor. Sokaklar onun evi gibi. Dışarıdan bakımsız, derbeder, boşvermiş durabilir. Ama o hep aç ve aradığının peşinden gitmek istiyor. Sevgi göremenin buhranları içinde kendini yeni deneyimlerin ortasında buluyor.

Fahişelik belki tercih edilmeyen bir şey, belki çaresizlik, belki de zamansızlık… İnsanların ona tepeden bakacakları ve gözleriyle aşağılayacakları bir belirsizlik durumu… O ise bundan utanmıyor ya da yaptığı işi kendi içinde dışlamıyor. Çünkü onun için fahişelik biraz da iletişim kurmak için kaçış yolu… Yalnızlığının üst seviyelerinde yaşanan kendini ait hissetme oyunu… O gün tanımadığın birinin kollarında porsiyonluk sevgilerin peşinden gitmek, bir insanın yalnızlığına dair en avutucu uyuşturucu… Bağımlılık yapar ve mutluluk verir. Daha ötesi yok.

Dokunduğum Her İnsan Seni Hatırlatıyor

Tesadüf müdür bilinmez ama çeşitli insanlarla tanışırsınız. Biri sizi arzular, biri ise nefretle yüzünüze tükürür. Bilinçaltınızın neye karar verdiği önemli değil, gerçekler her gün sizi mutsuz etmek için kapınızda bekliyor. Bu yüzden kapıyı açmadığınız bir gün, hiç beklemediğiniz yerden o kişiyi fark edersiniz.

Sizin için aşkı, tutkuyu, hayatı, yalnızlığı ya da beklediğiniz o anlamı ifade eder. Peşinden gitmek istersiniz ama dokunmaya çalışmanız bile yasak elmayı dişlediğiniz o an gibidir. Dışlanmış, kınanmış, aldatılmış ve sizi yine o çaresiz noktaya getirmiştir bu döngü. O adam size bakar ve hayallerinin peşinden giderken size yer olmadığını söyleyebilir.

İşte o an sokaklardaki serseri kalbiniz bir boşlukta kalır. Beyniniz dağılmış, hırpalanmış ve kalbimiz parçalanmıştır. O an en iyi çözüm başkasının kollarında onu düşünerek hayata devam etmektir. Kimse size kolay demedi. İnsan var, insan var. Kimi sizden nefret eder. Kimisi ise vahşiliğinizi kendine yakın hisseder. Leo işte bu bilinmezliğin içinde beyaz atlı prensini bekler.
Arabesk diyebilirsiniz ama her insanın hikayesi biraz bu yokuşa çıkmaz mı?

Derinliğin Sarhoşluğu

Camille Vidal-Naquet aşka aç ve yalnızlığa abone olmuş bu adamın hayatını provakatif bir şekilde sunuyor. İzleyicilerinin rahatsız olmasını istiyor. Onun gibi yaşayıp, onun gibi hayalkırıklıklarına gömülün ve bir vahşi gibi doğaya aşık olun istiyor. İnsan ve doğa ilişkisini kirli, albenisiz ve cüretkar tasvir ederken hissetmenin her şey olduğunu vaat ediyor.

Kimliksiz hayatların peşinden izleyicisini sürükleyerek cinselliğin katmanlarını önümüze diziyor. Bazen canımız acıyor, bazen beklentilerimiz yarıda kalıyor. Bakamadığımız her an güç kaybediyoruz. Cesur olmalıyız, ayağa kalkmalıyız ve izlediğimiz filme kendimizi vermeliyiz. İşte o an farklı perspektiften bakabiliriz.

Sauvage herkese hitap etmese de, kendince bir hikaye anlatımının peşinden gidiyor. Ötekileştirilen insanların hayatına temas ederken, kendimizi sorguluyoruz. Biz güvenli yaşamamızda hiç Leo kadar özgür yaşamayı denedik mi? Ya da pişmanlıklarımızı kendi oluşumumuzun bir parçası olarak gördük mü? Belki de göremedik. Çünkü baktığımız yerler hep ilk göze çarpan noktalar oldu. Derinliğin sarhoşluğu kimin umurunda?

kategori:
izlenim

ilgili