Searching for Sugar Man: Arkası Dönük Şarkı Söyleyen Adam

Doğuş Güler, Sundance Film Festivali ve Oscar'dan ödülle dönen Searching for Sugar Man'i yazdı....

Günümüzün en güzel sanat dallarından biri hiç şüphesiz ki müzik. İnsanları çok kolay etkileyebilen, bazı insanların hayatlarında vazgeçemedikleri bir olguya dönüşen bazılarının ise sadece bir eğlence aracı olarak gördüğü bir sanat müzik. Herkesin algısı farklı olduğundan ruhuna dokunan müzik türü de farklı olabilir ancak kökeni 1100lü yıllara dayanan klasik müzik olarak adlandırdığımız asıl müzik ve bana göre bu hiçbir zaman da değişmeyecek. Kendim de müziğe bu kadar ilgiliyken ve elimizde Searching for Sugar Man gibi bir müzik belgeseli varken bu yazıyı yazmaya karar vermek çok zor olmadı.

Filmi izlemeden önce her zaman olduğu gibi çok az şey okudum. Konusunun sadece müzikle ilgili olduğunu biliyordum ancak filmi izledikten sonra her şeyi öğrendim. Film beni müzik ve manzarayla karşıladı ve en başta kendisine ısındırdı. Yavaş yavaş Rodriguez dinledik ve hakkındaki hikayeleri öğrenmeye başladık. Sesini ilk duyduğumda benim aklıma ilk olarak hepinizin bildiği efsane müzisyen Bob Dylan geldi. Belgeselin ilerleyen kısımlarında Bob Dylan’ın Rodriguez’in yanında oldukça hafif kaldığı söylendi ve bence filmdeki şaşırtıcı sahnelerden sadece biriydi. Gizemli kişiliğiyle aslında bilge ve hayatı anlamlı bir şekilde yaşadığını düşündüğüm Rodriguez’i canlı bulmayı açıkçası beklemiyordum. Zaten filmde söylenen, intihar efsanesiyle bu beklenti tamamen ortadan kalkıyor.

İki tane albümünden başka kayıtlarının ortaya çıkabileceğini düşündüm ama hala yaşadığına şahsen ihtimal vermemiştim. Köşe başlarında yaşayan adam olarak ün salan Rodriguez’in izindeki insanların heyecanı, yaptığı müziğin ne kadar da büyüleyici olduğunun bir ispatıydı bence. İşin en ilginç yani tabii ki de plaklarının Amerika’da sadece altı tane satılıp hiçbir yerde bulunmamasına karşılık, Güney Afrika’da yarım milyona yakın satması ve insanların muhalif duruşuna önderlik etmesiydi.

Müziğin ruhundaki muhalifliği, özgürlüğe olan düşkünlüğü ve maddiyatın önemsizliği göstermesi açısından güzel bir film Searching for Sugar Man. Rodriguez’in yaşadığının öğrenilmesi ve efsane olarak görüldüğü Güney Afrika’ya gelmesi müzik tarihindeki önemli olaylardan biri kesinlikle. Yıllarca kimsenin sizi dinlemediğini düşünüyorsunuz ama aslında binlerce insanın kahramanısınız. Mütevazi hayatınızdan uzaklaşıp prens gibi ağırlandığınız bir yere gidiyorsunuz ve kapalı gişe konserler veriyorsunuz. İnsanın bu anlarda yaşadığı mutluluk çok az şeyde görülür sanırım.

Beni etkileyen olgulardan biri de Rodriguez’in hayata bakış açısıydı. Olgunluğu ve emeğe verdiği önemle benim takdirimi kazanan bir müzisyen oldu. Müzik dünyasındaki şöhrete ve arkasındaki kültürsüzlüğe karşı önemli bir ders aslında bu film. Para ile her şeyin şekillendiği bir sektörde böylesine saklı kalmış bir konuyu gayet güzel bir biçimde işleyerek ortaya izlenesi bir film çıkarmışlar.

Filmdeki çizgisel çalışmalar da çok başarılıydı, parçalarla birlikte güzel bir ikili oluşturmuşlar. Filmin en sonundaki yazıda söylediği, Rodriguez’in kırk yıldır yaşadığı evinde sanki hiç tanınmayan bir insanmış gibi yaşamaya devam etmesi hayatındaki mütevaziliği göstermesi açısından önemliydi. Film boyunca Rodriguez’i kaldırımlarda her türlü hava koşulunda yürürken izledik. Parçalarını dinlerken onu bu şekilde izlemek de keyifliydi. Böylesine güzel bir film de ödülsüz kalmadı tabii ki. 2012 Sundance Film Festivalinden iki ödülle döndü Searching for Sugar Man. 24 şubatta dağıtılan Oscar ödüllerinde ise En İyi Belgesel dalında kazanan film oldu. Malik Bendjelloul yönetmenliğindeki bu filmi kaçırmamanızı tavsiye ederek yazımı sonlandırıyorum.

kategori:
izlenim

ilgili