Sils Maria: Her Rol Aynaya Bakmak Gibidir

Cannes Film Festivali’nden sonra en çok konuşulan filmlerden biri de Clouds of Sils Maria adıyla Cannes’da boy gösteren Olivier Assayas’ın son filmiydi. Ancak bazı gösterimlerinde adı kısaltılarak sadece Sils Maria’ya...
sils maria

Cannes Film Festivali’nden sonra en çok konuşulan filmlerden biri de Clouds of Sils Maria adıyla Cannes’da boy gösteren Olivier Assayas’ın son filmiydi. Ancak bazı gösterimlerinde adı kısaltılarak sadece Sils Maria’ya dönüştürüldü ve nihayetinde ülkemizde Sils Maria: Ve Perde ismiyle vizyona girmesine karar verildi. Filmin belki de en çok merak edilen konusu üç farklı nesilden oyuncunun film içi uyumunun nasıl olacağıydı.

Juliette Binoche’un artık monotona kaçan kaliteli oyunculuğu, Twilight filmlerinin yıldızı olmasıyla ünlenen ve son dönemde bağımsız projelere ağırlık veren Kristen Stewart’la senkronları acaba tutacak mıydı? Ve buna ek olarak Hollywood’un önümüzdeki dönemdeki çoğu filmini işgal edecek gibi duran, daha on sekizine ulaşamayan çıtırı Chloë Grace Moretz’in filme nasıl katkı yapacağı merak edilen onlarca konudan sadece biriydi. Bu soruların cevaplarını az da olsa bu yazının içinde vermeye çalışacağız.

sils of maria binoche stewart

Öncelikle filmin konusuyla başlayalım. Bu senenin konsepti belli ki oyunculuk filmleri ya da film yapmaya çalışan insanların hikayeleri denilebilir. Olivier Assayas da başarılı filmografisini bu konu üzerine yoğunlaştırarak kendi elleriyle senaryo görevini üstlenmiş. Konuya girersek artık yaşlanmakta olan bir aktrisin yıllar önce onu şöhrete ulaştıran, bu dünyaya adım atmasını sağlayan tiyatro oyununun yeniden sahnelenmesinde rol alıp almaması karar aşamasını izliyoruz. Bu dönemde tiyatro oyununun yazarı adına bir ödül alacak olan ana karakter Maria Enders, yakın dostu da olan yazarın ölümüyle sarsılır. Böylece bir yandan geçmişin ruhlarıyla yüzleşirken, depresyonun kucağından sağ salim kurtulmaya çalışır. Bu durumdayken  onu ayakta tutmaya çalışan tek kişi belki de asistanı Valentine’dır.

Juliette Binoche’un karakteri deyim yerindeyse çelişkilerle dolu bir karakter, her verdiği kararın arkasında durmaya çalışsa da, kendi içindeki boşluk verdiği kararları her seferinde yargılamasına neden oluyor. Tabii bu sıkışmışlığın içinde danışacağı ve konuşacağı insanlara ihtiyaç duyuyor. Yanı başındaki Kristen Stewart’ın oynadığı Valentine ise Binoche’ın oynadığı Maria’nın tam tersi gibi. Çok çalışkan, yer yer hayatı fazla önemsemeyen ve anı yaşayan bir insan. Bu yüzden de ilişkiler üzerine çok fazla düşünmek yerine günümüz popüler kültüründeki gibi tüketilmeye daha uygun bir yaşam sergiliyor. Zevkleri arasında ucuz bilim kurgu filmler de var, internetteki dedikodu haberleri de var. Yani bir nevi çağımızdaki modern insanın yansıması… Maria ise tam tersi klasik metodları tercih eden, interneti google’dan ibaret gören insanlardan biri. Popüler sinemayı ucuz gördüğünden değer vermiyor. Ancak yine de para için bu tip filmlerde kendisi de oynuyor. İnternetteki haberleri çöp olarak gördüğünden önemsemiyor. Hatta bu yüzden Valentine ile dalga dahi geçiyor. Ancak yeni bir rol söz konusu olduğunda ve bu rolün kariyerine doğrudan etki eden eski bir oyun olmasıyla beraber, gençliğine dair özlemi depreşmeye başlıyor. Çünkü bu yeniden sahnelenecek oyunda genç kadını değil, onun karşıtı olan yaşlı karakteri canlandıracaktır. Bu yüzden de o dönem yakın hissetmediği bu karaktere bürünmesi zor zaman alıyor. Defalarca provalar yapıyor, asistanıyla belirsiz konular hakkında konuşuyor. Zamanla bu ikilinin ilişkisi sahnelenecek oyundaki karakterle benzeşmeye başlıyor. Yani Maria istemeden de olsa bir türlü bürünemediği rolünün ta kendisi oluyor. Valentine’de yardım ederken, bir anlamda Maria’nın eski karakterine bürünüyor. Bir anlamda rol içinde rol söz konusu oluyor.

Filmin bir diğer yaklaşımı da günümüze dair denilebilir. Günümüzün popüler kültüründe sinema yıldızları ile paparazziler arasındaki çekişmeleri ve bu süslü duran dünyayla bağlantılarıyla film biraz dalga geçerken, bir yandan da gerçekleriyle seyirciyi yüzleştirmeye çalışıyor. Bunu yapmak için yeniden sahnelenecek olan “Maloja Yılanı”nda Maria Enders’in eski rolünü canlandıracak olan Jo-Ann Ellis rolünde Chloe Grace Moretz’i görüyoruz. Bu karakterin biraz Lindsay Lohan’ vari bir yaramaz çocukluk durumu var. Sürekli adı skandallarla geçiyor. Bu yüzden de medyayla oyuncu ilişkilerini bu karakter sayesinde görme şansımız olabiliyor. Aynı zamanda Maria Enders’e ciddi bir tehdit olarak ortaya çıkıyor. Bu yüzden de Maria, Valentine’dan yardım alarak modern çağa ayak uydurmaya çalışıyor. Bu durumun neticesinde sudan çıkmış balığa dönüyor. Zaten kariyeri boyunca Hollywood filmlerinde CGI ile modellenen filmlerde pek boy göstermeyen Binoche’a esprili bir gönderme yapılarak onu sürekli bu tip filmlerde oyuncu olarak göstermek de tebessüm ettirici bir ayrıntı olarak bir yere yazılabilir.

sils of maria

Konuyu iyice toparlarsak Binoche’un kendi içinde yaratılan sıkışmışlık hissini, asistanı Valentine’in gerçek hayat ile oyun arasında sıkışan karakteri vasıtasıyla atlatmaya çalışırken, gençliğiyle yüzleşmesini de Jo Ann yüzleşmesiyle paralel olarak planlandığı söylenebilir. Filmin finaline yakın da Maria’nın aldığı başka bir rol teklifi aslında ne oynarsak oynayalım. Karakterin oyuncuyu değil, oyuncuların karakterleri hayata bağladıkları gerçeğiyle seyirciyi yüzleştiriyor.

Oyunculuk cephesinde ise film içinde çok sağlam performanslarla karşı karşıyayız. Çünkü Binoche ve Stewart adeta döktürüyorlar. Kristen Stewart’ın genel oyunculuk kariyerindeki en iyi performansı ile karşılaştığımızı söyleyebiliriz. Buna ek olarak erkek oyuncuların düzeyli oyunculuklarıyla tat verdikleri film Chloe Grace Moretz’in abartılı ama bir o kadar da gıcık bir rolde ezilmemesiyle yeme de yanında yat performans sergisine dönen filmin önemli artılarını oluşturuyorlar. Bu konuda Olivier Assayas’ın hakkını yememek lazım. Hikayeye o kadar hakim ki, bir an için bile filmin duraksamamasına neden oluyor. Bu da bizim için keyifli bir seyre dönüşüyor.

Sonuç olarak iyi oyunculuklar izleyip, bir oyuncunun çalkantılı dünyasına dahil olmak istiyorsanız bu film sizin için biçilmiş kaftan denilebilir. Görsel efektli filmlerden pek haz etmiyorsanız ve oyunculuk temelli filmler ilginizi daha çok çekiyorsa tavsiye edebileceğim bir film olduğunu söyleyebiliriz.

kategori:
izlenim

ilgili