Sinema-Tarih BuluÅŸması’nın Ardından
Yazar: İpek Sakarya · 1 Ocak 2009 · Yazdır
TÜRSAK Vakfı’nca 19- 25 Aralık tarihleri arasında gerçekleÅŸtirilen 11. Uluslararası Sinema-Tarih BuluÅŸması bu sene “Tarih Boyunca Mülteciler”i ana tema olarak belirledi. Hava muhalefeti ve yoÄŸun hayat koÅŸturmacası nedeniyle ancak beÅŸ film izleyebildiÄŸim, sinema-tarih buluÅŸması hiç de azımsanmayacak bir seyirci kitlesiyle 25 Aralık perÅŸembe günü itibariyle son buldu. Gerek yoÄŸun programı (30 film), gerek uygun ücret tarifesiyle (2YTL, Fransız Kültür’deki gösterimler de ücretsiz yapıldı) baÅŸlamadan büyük takdir toplayan festival, seyirciyi farklı ülkelerden, farklı tarzda yönetmenlerle buluÅŸturdu. Sadece mültecileri deÄŸil, kendi ülkesinde de ayrımcılığa maruz kalan grupları irdeleyen sinema-tarih buluÅŸması, farklı içerikleriyle birçok dil ve dokuda filmle tanışmamızı saÄŸladı. Festival kapsamında gösterilen iki filmden kısaca bahsedelim.
Bir Hafta Yalnız (Una Semena Solos), asıl çıkışını 2003te Ana ve DiÄŸerleri adlı filmiyle yapan Arjantinli genç yönetmen Celine Murga’nın ikinci uzunmetraj filmi. 2008 yapımı olan Bir Hafta Yalnız, Selanik Film Festivali’nden En İyi Yönetmen ödülüyle döner. Ayrıca bu filmle Murga, Scorsese’nin de beÄŸenisini kazanır ve Rolex Mentor and Protégé Arts Initiative tarafından 2008 yılında Martin Scorsese’nin bir sene boyunca akıl hocalığı yapacağı kimse olarak seçilir. Çok az kiÅŸiye nasip olabilecek bu fırsat sayesinde Murga, 2009′da yedi haftasını, misafir gözlemci olarak Scorsese’nin “Shutter Island” adlı filminin setinde geçirecektir. Darısı genç ve baÅŸarılı diÄŸer yönetmenlerin başına diyerek, filme geçelim.
Aileleri tatile giden bir grup çocuk, bakıcıları Esther’in himayesinde bir hafta geçirirler. Genelde ortaüstü gelir grubunun yaÅŸadığı bu yüksek güvenlikli sitede hayat çok kolaydır, fazla güvenlidir ve tabii ki sıkıcıdır. Bu nedenle çocuklar kendilerine yeni eÄŸlenceler aramaya baÅŸlarlar. Kendileri için buldukları yeni eÄŸlence ise evde olmayan komÅŸularının evlerine izinsiz girmek ve eÅŸyalarını karıştırmaktır. Bir süre sonra bu fazla güvenli topraklara Esther’in gecekonduda yaÅŸayan kardeÅŸi, ziyarete gelir. Daha baÅŸta sitenin güvenlik görevlileri tarafından suçlu muamelesi görür, sonrasında da erkek çocukların dışlayıcı muamelesine maruz kalır ve sonunda potansiyel suçlu konumundayken, suçlu konumuna düşürülür.
Velhasılı kelam, film bütün dünyanın muzdarip olduğu bir derdi açık ediyor. Yüksek güvenlikli, yüksek duvarlı siteler ve bu duvarlarla ayrılan dünyalar; sosyolojik tabiriyle segregasyon! İşte Murga bu filmle birlikte büyüklerin dünyasında oynanan oyunları çocukların önüne koyuyor ve onların nasıl baktıklarını başarıli bir şekilde görüntülüyor.
Dördüncü filmi Mülteci’yle yeniden sinema seyircisiyle buluÅŸan Reis Çelik, bu sefer Türkiye’ye Almanya’dan bakıyor ve ülkesinde barınamayan mülteci Åživan’ın hikayesini anlatıyor. 2007 yapımı bu filmde, Reis Çelik hem senarist, hem yönetmen, hem yapımcı, hem de görüntü yönetmeni olarak karşımıza çıkıyor.
Filmin baÅŸrolünde ise son dönemde yıldızı parlayan baÅŸarılı oyuncu Haluk Piyes var. Babası rolünde ise Halil Ergün’ü izliyoruz; Åžaho AÄŸa’dan ziyade Halil Ergün’ü izliyoruz. Halil Ergün’ün tersine, dingin ve duraÄŸan bir oyunculukla çekingen Åživan olarak karşımıza çıkan Haluk Piyes, karakteri iyi kotarıyor. Film, Åživan ve sevgilisinin tarlada buluÅŸması ve tarlanın kimlikleri belirlenemeyen kiÅŸilerce yakılmasıyla baÅŸlıyor. Åživan’ın babası Givdanlı aÅŸiretinin aÄŸası Åžaho AÄŸa korucu olmayı reddettiÄŸi ve hem örgüte, hem de devlet güçlerine karşı mesafeli durmayı tercih ettiÄŸi için böyle bir komploya maruz kalmış. AteÅŸe verilen tarlalardan oÄŸlu sorumlu tutulmakta ve bu nedenle sıklıkla Karakolda sorguya çekilmektedir. Tek çare Åživan’ın sığınmacı olarak yurtdışına gitmesidir. Bu nedenle Åživan, babasının azameti ve bir ÅŸebekenin aracılığıyla Almanya’ya kaçırılır. Asıl hikaye bundan sonra baÅŸlar. Reis Çelik burada kamerasını sadece Türkiye’den giden sığınmacılara çevirmekle kalmaz, ayrıca diÄŸer ülkelerden gelen sığınmacıları da görüntüler. Çelik Mülteci’yle ikinci sınıf insan muamelesi görmeyi, memleket özlemini, iki kültür arasında bocalamayı, istenmemeyi kendine has sinemasal yorumuyla izleyiciye sunuyor.
İLGİLİ OLABİLECEK DİĞER METİNLER:













Yorumlar
Fikir mi beyan etmek istiyorsunuz?