Sinemanın Unutulmaz Son Saniye Golleri

Spoiler'larla Dolu Bir Yazıyla Karşınızdayız...

Uyarı: Bu yazıda pek çok filmin son sahnesi, hatta en son saniyesi irdelenecektir. Dolayısıyla spoiler hassasiyeti olanların son saniye golleri ile karşılaşmamak için yazıya kontrollü yaklaşması önemle rica olunur.

Sinemadaki sürpriz finaller ve beklenmeyen twistlerle ilgili bugüne dek kütüphane dolusu liste yapılmıştır. Çoğu insan için film seçme nedeni olan, neredeyse bir alt tür oluşturacak derecede işi kapsayan bu sürprizli filmlere bir nebze farklı açıdan bakan bir listeyle karşınızdayım.

Bu listede; seyirciyi şaşırtan ve hatta tüm filmi tekrar izlemeye itebilen son sahneleri ele alacağım. Son sahneden kastım gerçekten en son sahneler. Yani ekran kararmadan hemen önceki anı son sahne olarak kabul edeceğim. Ve sinemadaki bazı unutulmaz son saniyelerden bahsedeceğim. Spor terimiyle konuşacak olursa sinemadaki temdit penaltılarını, buzzer beaterları listeliyorum da denebilir.

Bruce Willis’in ölü olduğu anlaşıldıktan sonra eski görüntülerle bir süre devam eden The Sixth Sense, Tyler Durden’ın kimliği açıklandıktan sonra hikayenin sürdüğü Fight Club gibi filmler, sürprizleri en son sahnede yer almadığı için listede olmayacaklar. Ayrıca hatırlayamadığım, henüz izlemediğim veya izlediğim ama listedeki filmler kadar heyecan verici bulmadığım filmler de pek tabii ki listede olmayacaklar. Bu noktada sadece bir insan olduğumu hatırlatmakta çekince görmüyorum.

Sizleri yeterince açıklamaya boğduysam unutulmaz son saniye sürprizlerine geçebiliriz.

16. Saw (2004)

Saw20

Korku sinemasının yeni döneminde pek çok filmi şekillendiren ve bugün “işkence pornosu” olarak adlandırılan filmlerin çıkmasına müsebbip olan Saw, daha sonra seri olacak sürecin ilk filminde değişik bir son dakika golüne imza atıyordu. “İnsanlara hayatın kıymetini işkence yaparak öğretmek” gibi ulvi bir amaçla kan döken katilimiz, kurbanlarını yakından izlemek içinse yüzü gözü kan içinde ölü gibi yerde yatmayı tercih ediyordu. Tabii bu gerçeği filmin en son sahnesinde fark etmemiz, Saw filmini korku janrındaki en büyük sürprizlerden birine sahip yapıyordu.

15. Mean Creek (2004)

meancreekpic

2004 tarihli Mean Creek, düşük bütçeli ve iddialı olmaktan uzak bir film. Ufak bir semtte yapılan küçük bir planın nasıl kontrolden çıktığını anlatan yapıt, en son kısma kadar kah güldürerek kah üzerek seyirciyi götürüyordu. Ancak filmin son sahnesinde okunan bir günlük, tüm filme ve filmin ‘kötü’ karakterine olan bakışımızı alt üst ediyordu.

14. Grease (1978)

Grease Ending

Her zaman ikiye bölünmüş yorumlara mazhar olan müzikal türündeki Grease eseri, aslında son sahnesine kadar türün ezberini pek fazla zorlamıyordu. Ancak en son sahnede arabaya binip gökyüzüne doğru yükselen karakterler izleyicileri gafil avladı. Karakterler cennete mi gidiyordu? Aslında tüm film bir rüya mıydı? Yönetmen tek bir sahneyle tüm filmi tekrar yorumlayabilecek bir sahne oluşturmuştu.

13. Once Upon a Time in America (1984)

Once-Upon-A-Time-In-America-Final-Scene

Sergio Leone’nin epik filmlerinin 80’ler uzantısı, bize yine 4 saate yakın bir destan sunmuştu. Film tam biterken, seyirci artık sinemaya doymuş ve biraz da yorulmuşken; son karede Robert De Niro’nun sinsi gülümsemesi ekrana yansıyordu. Şimdi bu gülümseme de nerden çıkmıştı? Yoksa film aslen Noodles’ın aklından geçenleri mi anlatıyordu? Leone tek bir yüz ifadesiyle film hakkında onlarca teori oluşturulmasına yol açmıştı.

12. Le Temps du Loup (2003)

vlcsnap-2015-04-23-23h02m53s1

Burada değişik bir son dakika hamlesinden bahsedebiliriz. Bu kez bir eylem yaparak değil, yapmayarak seyirciye fake atan bir isim var. Bu isim: Michael Haneke. Kişisel olarak filmografisinin zayıf halkalarından biri olarak gördüğüm Kurdun Günü filminde, karakterlerine 1 saat boyunca bir treni bekletiyor Haneke. Ancak bir sorun var, tren geldiği zaman duracak mı durmayacak mı bilmiyoruz. Gelmeli ve görmeliyiz. Beklenen tren, filmin en son saniyelerinde nihayet yaklaşıyor. Hareket eden trenin içinden etrafı izliyoruz. Duracak mı, yavaşlayacak mı, kahramanlarımızın yanına gelecek mi diye beklerken bir süre treni izliyoruz. İzlemeye devam ediyoruz… Ve pat… Ekran kararıyor. Jenerikler gözüküyor. Film oracıkta bitiyor.

11. 13th Friday (1980)

friday-the-13th-ari-lehman-as-jason-

Korku filmlerinin en büyük klasiklerinden biri aslında ve tek başına bu kategoriyi dolduracak kadar “son saniye golüne sahip” korku filmi var. Ama hepsini temsilen tercihim 13. Cuma olsun. (Aslen listede de 13. sırada olsaydı ya) Filmde en sonda herkes rahatlamış ve jeneriklerin huzur içinde salondan çıkmalarına eşlik etmesini beklemektedir. Ancak o esnada beklenmeyen (beklenen?) olur ve Jason son bir hamle için suyun derinliklerinden gelir. Başrol Alice’i de suya alır ve gözden kaybolur. Klasik bir korku filmi son saniye golü.

10. L’ultimo Bacio (2001)

l-ultimo-bacio

Gabiele Muccino, Will Smith eşliğinde Amerika çıkarması yapmadan önce, ülkesi İtalya’da kendi halinde filmler çekmekle meşguldü. Bu filmlerden L’ultimo Baccio, yani son öpücük: ilişkisi sallantıda olan bir çifti anlatıyordu. Filmdeki diğer yan hikayelerle birlikte finale geldiğimizde, sorun çözülmüş ve çiftimiz tekrar bir araya gelmiştir. En sonda mutlu aile tablosunu izleriz. Kadın dışarı çıkmış spor için koşmaktadır. Adam evde çocuğuyla oynar, mutludur. Kadın koşuya devam eder, karşıdan bir delikanlı gelmektedir, ona bir saniye bakar ve koşmaya devam eder. Kocası evdedir, çocuğu uyutmaktadır. Kadın koşmaya devam etmektedir. Yanına az önce gördüğü delikanlı gelir. Yan yana koşmaya başlarlar. Birbirleirne gülümserler. Kadın delikanlıya döner, hafif işveli bir gülücük atar. Ve ekran kararır. Çiftimizin bir araya gelmesiyle mutlu olan seyirci en son saniyede çelmeyi yemiştir.

9. Enemy (2013)

Enemy

Yetenekli yönetmen Denis Villeneuve’ün 2013 yılında çektiği iki filmden biri olan Enemy; karışık yapısına rağmen, basitçe “kendisini arayan bir adamı hikayesi” olarak özetlenebilecek bir filmdi. Filmin sonunda ise karakterlerden biri ölüyor ve hikaye az çok yolunu bulmuş gibi gözüküyordu. Ta ki, film boyunca çeşitli sembolizmalara alet olarak kullanılan örümcek, devasa haliyle karakterimizin önünü kesene kadar. Ve karşımızda filmin tamamını tekrar yorumlamamızı sağlayacak bir son saniye.

8. The Shining (1980)

The Shining

The Shining filmi çoğumuzun malumu. Bilmeyene de anlatması uzun sürer. Kısaca, ücra yerdeki soğuk bir otele yerleşen ve hafiften aklını üşüten bir kahramanımızı anlatır film. Bu kaosun ve hengamenin sonrasında, garip bir zomla baş başa bırakır bizi Kubrick. Kalabalık bir fotoğrafa yavaş yavaş yaklaşırız. Fotoğraf eski tarihlidir, onlarca yıl öncesine aittir. Ancak fotoğrafa iyice yaklaştığımızda garip bir ana tanık oluruz. Filmin baş karakterine, yani Jack Nicholson’a tıpatıp benzeyen biri o fotoğraftadır. İnsanlar bunun ne anlama geldiğini çözmeye çalışırken ekran kararır. Buyrun cenaze namazına.

7. Buried (2010)

buried ending

Tek mekanda geçen film konseptini iyice daraltan Buried, özellikle sonlarına doğru gerilimi tırmandırıyor ve Ryan Reynolds’un tabutun içinden çıkıp çıkmayacağını merak etmemizi sağlıyordu. Sonlara doğru kurtarma ekipleri yavaş yavaş geldiğinde heyecan artmıştı. Kazılar başladığında da yavaş yavaş seyirciler ümitleniyordu ki… Meşhur son dakika sürprizlerinden biriyle, kurtarma ekibinin aslında başka bir mezarı kazdıkları anlaşılıyordu. İnsanın göğsüne fil oturtan, karanlık ve kötü sürprizli film sonlarından biri.

6. 2001: A Space Odyssey (1968)

2001 A Space Odyssey

Hâlâ çoğumuzun anlamadığı; bazılarımızın sadece etkilendiği, bazılarımızın ise mahcup olmama adına yorumdan kaçındığı bir film olarak anabiliriz 2001: Bir Uzay Macerası’nı. İnsan doğası ve yapay zekanın sınırları üzerine inşa edilen filmdeki bir çok gizemin yanı sıra, en son gördüğümüz sahne yepyeni tartışmaları beraberinde getiriyordu. Filmde son gördüğümüz görüntü, uzay boşluğunda salınan bir bebek olunca filmle ilgili sorulara da birkaç kürek takviye yapılıyordu.

5. The Usual Suspects (1995)

The Usual Suspects

Olağan şüphelileri ararken, olağanüstü şüpheli Kaiser Söze’nin şovuna tanık olduğumuz The Usual Suspects, sürprizini en son sahneye bırakmasına rağmen izleyiciyi soluk soluğa tutmayı başarabiliyordu. Kaiser Söze’nin kim olduğunu beklerken, cevabı hiç beklenmedik bir yerden getirerek son darbeyi de indiriyor ve filmi türdeşlerinden bir adım öne geçiriyordu.

4. Planet of the Apes (1968)

planet-of-the-apes-ending

Bu filmde maymunların yönettiği garip bir gezegene düşen Charlton Heston’un maceralarını izliyoruz. Türlü türlü atraksiyondan sonra kendisini bir deniz kıysında bulan Heston, gördüğü yarım heykel sonrası dehşete düşüyor. Heykel, Abd’deki meşhur Özgürlük Heykeli. Yani maymunların yönettiği garip gezegen, bizim dünyamızdan başkası değil. Bu şok gerçek ve Heston’un yakarışlarıyla biten film, özellikle 50’ler ve 60’larda televizyonu saran sürpriz final çılgınlığını başarıyla perdeye taşımıştı.

3. Blowup (1966)

Blowup

Antonioni’nin filmi özgün hikayesiyle izleyene ilham denizine kulaç attırırken, finale doğru hiç beklenmedik bir sahneyle filmi tekrar gözden geçirmemizi sağlıyordu. Finalde baş karakterimiz Thomas, hayali tenis oynayan iki çılgına denk geliyor ve kendilerini bir süre izliyor. Sonra ikilinin oynadığı hayali top uzaklara kaçıyor ve Thomas’tan topu getirmesini istiyorlar. Thomas hayali topu onlara atıp bir süre izliyor. Bu esnada yaşananların da hayal ürünü olup olmayabileceğine dair garip bir hisse kapılıyoruz. Gerçeklik üzerine giden bu filmde sonra birkaç saniye bizi düşünmeye itiyor. Derken geniş planda Thomas’ı görüyoruz. Geniş bir alanın ortasında duruyor. Birkaç saniye kendisini izliyoruz. Derken bir anda görüntüden kayboluyor. Ve üzerine jenerikler. Buyrun burdan yakın.

2. The Graduate (1967)

the_graduate_ending_shot_elaine_and_benjamin_on_bus

Sinema tarihinin belki de en iyi finallerinden biri. Son saniyeleri en güzel olan filmler gibi garip bir listede de üst sıralarda olacaktır. Filmin uzun hikayesini bırakıp sadece finale gelecek olursak; son sahne Dustin Hoffman’ın sevdiği kız için nikahı basmasıyla başlıyor ve ikilinin bir otobüse binerek kaçmasıyla nihayete yaklaşıyor. Türk sinemasında dahi onlarca örneğini gördüğümüz bu sahneyle filmin biteceğini düşünüp hafif de moral bozmuşken, otobüsün arka koltuğunda oturan çiftimizin üzerinde bir süre daha duruyor yönetmen. Yeni kaçan mutlu çiftin yüzündeki gülümsemeyi görüyoruz. O hınzır ve umut dolu gülümseme birkaç saniye sürüyor. Derken bir anda ikisi de duraksıyor. Gülümsemeler duruyor, ifadeler donuklaşıyor. Seyirci, karakterlerin adeta “tamam kaçtık ama şimdi ne halt edeceğiz” diye düşündüklerini anlıyor. Ve ekran kararıyor. Mike Nichols, sadece birkaç saniyeyle, filmin etki gücüne birkaç tonluk ekleme yapıyor. Benzer bir etkiye sahip 400 darbe filmini ve Truffaut’yu da bu başlıkta anmak gerekebilir.

1. Inception (2010)

InceptionRüya içinde rüya içinde rüya konseptiyle kimilerine Mise En Abyme terimini, kimisine ise berber aynalarını anımsatan kült film Inception aksiyon yüklü hikayesini son sahneye kadar getiriyor; ancak esas kancayı son sahneye bırakıyordu. Film boyu yapılan açıklamalardan “dönmesinin ayrı, durmasının ayrı dert” olduğunu anladığımız bir topaç, masanın üzerinde dönmeye başlıyor son sahnede. Topaç’ın durması yaşananların gerçek olduğunu; sonsuza kadar dönmesi ise karakterimizin bir rüyanın içinde yaşadığını temsil ediyor. Topaç dönüyor, dönüyor… Tam sonsuza kadar dönecek mi diye merakla beklerken… Film bitiyor. Filmin tüm tartışmalarını son sahne üzerinden şekillendirmeyi başaran Christopher Nolan, belki de en unutulmaz son saniye gollerinden birini atıyor.

kategori:
seçki

ilgili